Yüzyıllar boyunca nem çekmesi ve erimesi nedeniyle inşaat sektörünün azılı düşmanı olarak kabul edilen tuz, ezber bozan bir projeyle taşıyıcı yapı elemanına dönüştürüldü. Bolivya'daki devasa bir tuz düzlüğünde tamamen sıkıştırılmış tuz bloklarından inşa edilen sıra dışı otel, mimarlık dünyasında tüm kuralları yeniden yazıyor.
1 Milyondan Fazla Tuz Bloğu Kullanıldı
Geleneksel inşaat malzemelerinin neredeyse hiç bulunmadığı Bolivya'daki Salar de Uyuni bölgesinde, mimarlar lojistik engelleri aşmak için yerel halkın ayaklarının altındaki tuzu ham madde olarak kullandı. Doğrudan tuz düzlüğünün yüzeyinden kesilen 1 milyondan fazla sıkıştırılmış tuz bloğu, öğütülmüş tuz ve su karışımından elde edilen özel bir harçla bir araya getirildi.
İç Mekan da Tuzdan
Mühendisliğin sınırlarını zorlayan bu yapıda sadece duvarlar ve zeminler değil; iç mekandaki masalar, sandalyeler, yataklar ve dekoratif heykeller de tamamen tuzdan üretildi. Yapının orijinalliğini ve hijyenini korumak adına, otel içinde tuzdan yapılmış duvarları, sandalye ve masaları yalamak kesinlikle yasaklandı.
Su Hassasiyeti ve Yıllık Onarım
Tuz, çölün ortasında yarı saydam ve parıldayan muazzam bir mineral estetiği sunsa da küresel bir yapı malzemesi olmasının önünde ciddi bir engel bulunuyor: Su hassasiyeti. Bu hassasiyet nedeniyle, her yağmur mevsiminin ardından yapının yaklaşık yüzde 10'luk bir kısmı erozyona uğrayarak eriyor. Otel yönetimi, her yıl yerel kooperatiflerden temin edilen yeni tuz bloklarıyla binayı düzenli olarak onarıyor.
Dünyanın en büyük tuz düzlüğünden elde edilen ham maddelerle lojistik ve nakliye maliyetleri sıfıra indiriliyor. Deneyler sadece çöl otelleriyle sınırlı kalmıyor; laboratuvarlarda geliştirilen 560 metrekarelik özel tuz duvarı cephe kaplamaları test ediliyor.



