Çocuklarımızı Ne Zaman ve Nerede Yitirdik? Yapay Zeka ile Sırlarını Paylaşan Nesil
Kabul etmeliyiz ki, bir nesli kaybettik. Avuçlarımızın arasından sessizce kayıp gittiler. Söz dinlemiyorlar, sohbet etmiyorlar. Büyüklerine saygı göstermiyor, küçüklerine merhamet etmiyorlar. Dünyaları, sadece cep telefonu, tablet veya bilgisayar ekranından ibaret bir düz kareye dönüştü. Dünyada neler olup bittiğine ilgisizler; okumuyor, sadece izliyor ve çoğunlukla kaydırıyorlar. Hedefsiz, sebatsız, sabırsız ve aşırı asabi bir hale geldiler. İtirazı olan var mı? Muhtemelen yok.
Peki, Çocuklarımızı Nerede Kaybettik?
Öncelikle, hepsine birer özel oda verdiğimizde kaybettik. Onları elimizle "kendi inlerine çekilmeye" zorladık. Oysa biz, üç erkek kardeş aynı odada büyüdük. Ne saklanabildik, ne de saklayabildik. Tek bir odada soba yanardı ve bu nedenle anne babamızın dizi dibinde büyümekten başka şansımız yoktu. Yine tek bir odada, bir tanecik televizyonumuz vardı. Ailece o tek ekrana odaklanır, aynı dünyayı, aynı duyguları, aynı hayalleri paylaşır, aynı anda aynı şeye güler veya ağlardık.
Özgüven Modası ve Dijital Bağımlılık
Bir de "özgüven" modasına kurban ettik evlatlarımızı. Bu uğurda ne yasak ne kural koyabildik, ne de davranışlarına sınır çizebildik. Özgürlük ve özgüvenin bildiğimiz şeyler olmadığını anladığımızda ise, vakit çok geç olmuştu; dizginler çoktan onların eline geçmişti. Onları televizyon ve tabletin önüne "park edip", işimizi gücümüzü rahatça yapabilmenin kolaycılığına alıştıkça, çocuklarımız yalnızlaştı. Böyle olunca, en büyük takdir, sanal medyadan topladıkları tıklanmalar ve beğeniler oldu onlar için. En büyük sırlarını bizimle değil, yapay zeka ile paylaşır hale geldiler. ChatGPT ne derse, onlar için ata sözü yerine geçti.
Eğitimsiz ve Köksüz Bir Nesil
Sonuç olarak, kendimizi eğitimsiz, inançsız, sevgisiz, saygısız, köksüz ve ahlaken öksüz bir neslin ebeveyni olarak bulduk. Neden 15 yaşında çete üyesi oluyorlar, neden birbirlerini vuruyor veya öldürüyorlar, neden akran zorbalığı ata sporumuz haline geldi diye hâlâ soranınız varsa, bu yazıyı en başından tekrar okumanızı öneririz. Dijital çağın getirdiği bu zorluklarla başa çıkmak için, aile bağlarını güçlendirmek ve çocuklarımıza gerçek dünyada rehberlik etmek artık daha da kritik hale geldi.



