Kanser tedavisinde aç kalmanın hastalığı iyileştirdiği yönündeki yaygın inanış bilimsel olarak doğru değil. Uzun süreli açlık, vücut direncini düşürerek tedavi sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle kanser hastalarının aç kalmak yerine yeterli ve dengeli beslenerek vücutlarını güçlü tutması büyük önem taşıyor.
Otofaji ve Kanser İlişkisi
Aşırı yeme, hücrelere sürekli yeni besin sağlayarak otofaji mekanizmalarının daha az çalışmasına yol açar. Bu durum hücre içinde kalıntıların ve metabolizma artıklarının birikmesine neden olur. Uzmanlar, bu artık ürünlerin uzun vadede kansere yol açabileceğini belirtiyor. Otofaji geni açlıktan beş saat sonra çalışmaya başlar ve 10'uncu saatte yükselir, 12-14 saat açlıkta en yüksek seviyeye ulaşır. Bu süreçlerde açlık, sağlıklı hücrelerde otofajiyi harekete geçirir ve hücresel artıkların metabolizma için tekrar kullanımını sağlar. Ancak açlık daha uzun sürerse normal hücre hasarına, yaşlanmasına ve hücre ölümüne neden olabilir.
Kanser Hastalarına Açlık Tavsiye Edilmiyor
Kanser oluştuktan sonra hastanın aç kalması kesinlikle önerilmiyor. Çünkü kanser ana hücreleri, damar yoluyla oksijen ve besin sağlayamasa bile farklı yollardan enerji üreterek çoğalabilir ve yayılabilir. Kanser tedavileri sırasında akut beslenme yetersizliği ve aç kalmak otofajiyi aktive edebilir, ancak bu durum kanser hücresini yok etmeye çalışan tedavi etkilerini azaltabilir ve bağışıklık sisteminin çalışmasını bozabilir. Bu nedenle kanser hastalarının iyi ve dengeli beslenmesi gerekiyor.
Akdeniz Diyeti ve Otofaji
Kanser hastaları orta düzey egzersiz, gece 10-12 saat açlık ve senolitik bileşikler olan kuersetin, teaflavin ve apigeninlerden zengin besinler sayesinde otofaji sağlayabilir. Soğan, elma, brokoli, sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, zeytinyağı, biberiye ve siyah çay içeren Akdeniz Diyeti, kanser hastaları için doğal beslenme sağlar.
Kreatin ve Sağlıklı Yaşlanma
Araştırmacılar, Nature dergisinin 2026 Mayıs sayısında kreatin monohidratı, hücresel enerjiyi, bilişsel dayanıklılığı ve sağlıklı yaşlanmayı destekleyen temel bir mitokondriyal ilaç olarak tanımladı. Mevcut meta analiz değerlendirmeleri, bu amino asidin yaşlanma ile hafıza fonksiyonu ve bilgi işleme hızı üzerinde olumlu etkisi olduğunu gösteriyor. Kreatin, kaslara güç sağlamak ve ısı üretimini artırarak kalori harcamasını hızlandırmak gibi iki temel göreve sahip. Yeterli beslenme, protein alımı ve dayanıklılık egzersizleri ile desteklendiğinde anabolik etki gösterir. Günde 3-5 gram kreatin monohidrat desteği, düzenli kuvvet antrenmanları ile kas hacmini ve gücünü artırabilir, kas kramplarını azaltabilir ve bilişsel sağlığı destekleyebilir. Ancak böbrek rahatsızlığı olanlar, hamile ve emziren annelerin kullanmaması gerektiği uyarısı yapılıyor.
Berberin ve Metformin Karşılaştırması
Diyabetten korunmak için bitkisel olduğu gerekçesiyle diyabet ilaçlarını kesip berberin kullanan hastalar uyarılıyor. Berberin, metformin ile aynı metabolik yol üzerinden kan şekerini düşürür, ancak etkisi kısa sürelidir. Araştırmalar, berberinin kan şekeri ve HbA1c düşürücü etkisinin ortalama 90 gün sonra kaybolduğunu gösteriyor. Metformin ise kan şekeri ve HbA1c'yi daha etkin düşürür ve fazla kilolu tip 2 diyabet hastalarında kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölümleri yüzde 40'a kadar azalttığı 10 yıllık randomize kontrollü klinik çalışmalarda kanıtlanmıştır. Berberin, bazı enzimleri bloke ederek kan sulandırıcılar, statinler ve antidepresanlarla etkileşime girebilir ve gastrointestinal yan etkilere neden olabilir. Metforminde ise ishal, gaz, bulantı ve yorgunluk sık görülen yan etkilerdir ve doz ayarlaması ile kontrol altına alınabilir. Uzun kullanımda B12 emilimi bozulduğu için B12 desteği sağlanmalıdır.
Tiroid Hastaları ve Laktoz
Tiroid hastaları, laktoz intoleransı olmadığı sürece peynir yiyebilir. 2022'de Nutrients dergisinde yayımlanan bir klinik araştırmada, 23-72 yaş arası 58 Haşimato tiroid tanılı kadının laktozsuz diyet ve laktoz içermeyen tedaviye geçtikten sonraki ilaç dozu ve TSH değişimleri karşılaştırıldı. Çalışma, laktozun kesilmesinin gastrointestinal semptomları iyileştirdiğini ancak tiroid ilacının emilimi üzerinde etkisinin olmadığını gösterdi. Bu nedenle, Haşimato hastalarının süt ürünlerini laktoz intoleransı semptomlarına göre normal veya laktozsuz tüketmelerinde sakınca bulunmuyor.



