TFTR Derneği: Deprem Rehabilitasyonu Afet Yönetiminde Stratejik Bir Bileşen Olmalı
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçti. Bu büyük afette on binlerce vatandaşımız hayatını kaybederken, 100 binden fazla kişi de yaralandı. Akut tedavi sürecinin ardından başlayan rehabilitasyon aşamasının, depremzedelerin yeniden günlük yaşama entegrasyonunda belirleyici bir rol üstlendiği ifade ediliyor.
Afet Yönetimi Yalnızca Enkaz Anıyla Sınırlı Değil
Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği (TFTR Derneği), depremin üçüncü yılı münasebetiyle yaptığı açıklamada, afet yönetiminin sadece enkaz kaldırma ve acil müdahale ile sınırlı olmadığını vurguladı. Dernek, gerçek başarının afet sonrasında hayatın sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilmesiyle ölçüldüğünü belirtti.
TFTR Derneği Başkanı Doç. Dr. İbrahim Halil Erdem, yaptığı değerlendirmede, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyonun afet yönetiminin hem öncesinde hem de sonrasında merkezi bir role sahip olduğunu ifade etti. Erdem, “Enkazdan çıkmak hayatta kalmaktır; ayağa kalkmak ise yaşamaktır.” diyerek, rehabilitasyon sürecinin önemine dikkat çekti.
Deprem Öncesi Hazırlık ve Risk Grupları
Doç. Dr. Erdem, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyonun deprem öncesinde toplumun kırılganlığını azaltan bir disiplin olduğunu belirterek, şu açıklamalarda bulundu:
- Yaşlılar, kronik kas-iskelet sistemi hastalığı olanlar, nörolojik engelli bireyler ve protez kullanan hastalar afet anında en yüksek risk grubunu oluşturuyor.
- Düşme riskinin azaltılması, denge ve yürüme eğitimleri, kas gücünün korunması ve ağrı yönetimi gibi faktörler, toplumun fonksiyonel kapasitesini artırarak doğrudan afetlere dayanıklılığı yükseltir.
- Bu durum, çoğu zaman gözden kaçan ancak hayati bir gerçektir.
Erken Rehabilitasyon Kalıcı Sakatlığı Önlüyor
Deprem sonrasında Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyonun yalnızca geç dönemde devreye giren bir alan olmadığını vurgulayan Erdem, akut dönemde yoğun bakımdan çıkan hastaların erken mobilizasyonunun kritik olduğunu kaydetti. Uzun süreli yatışa bağlı komplikasyonların önlenmesi ve amputasyon ile omurilik yaralanmalarında erken dönemde doğru yönlendirmenin, kalıcı sakatlık riskini belirlediğini ifade etti.
Erdem, “Rehabilitasyon gecikirse, sakatlık yerleşir. Bu nedenle Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, iyileşmeden sonra değil, iyileşmenin bizzat kendisini yöneten bir hekimlik alanıdır.” şeklinde konuştu.
FTR’nin Geniş Hizmet Yelpazesi
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyonun yalnızca yürüme eğitimiyle sınırlı bir alan olarak algılanmasının yanlış olduğuna işaret eden Erdem, FTR hekimliğinin geniş bir hizmet yelpazesine sahip olduğunu belirtti. Bu kapsamda:
- Kas-iskelet sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisi,
- Kronik ağrı yönetimi,
- Nörolojik hastalıklarda fonksiyon kaybının kontrolü,
- Spastisite tedavisi,
- Protez ve ortez planlaması,
- İş ve günlük yaşam aktivitelerine dönüş süreçleri yer alıyor.
Deprem sonrası süreçte yaygın olarak görülen ağrı, kas spazmı, hareket kısıtlılığı, sinir yaralanmaları ve uzun süreli immobilizasyon sorunlarının, FTR’nin doğrudan uzmanlık alanına girdiği aktarıldı.
Rehabilitasyon Stratejik Bir Sağlık Politikası Olmalı
TFTR Derneği, afetlere hazırlık ve afet sonrası iyileşme politikalarında Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyonun tali değil, stratejik bir unsur olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, “Bir toplumun gücü yalnızca kaç kişinin hayatta kaldığıyla değil, kaç kişinin bağımsız, üretken ve onurlu bir yaşam sürdürebildiğiyle ölçülür. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon bu sürecin merkezinde yer alır.” ifadelerine yer verildi.
Dernek, deprem rehabilitasyonunun afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi çağrısında bulunarak, sağlık politikalarında bu alana daha fazla önem verilmesi gerektiğini belirtti.