Kadınlarda Kalp Krizi Belirtileri Erkeklerden Farklı Olabiliyor
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Elmas Orak, kalp-damar hastalıklarının küresel ölçekte en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu vurguladı. Dünyada tüm ölümlerin yaklaşık üçte birinin kalp-damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten Orak, bu ölümlerin yüzde 40-45'inin kalp krizi gibi iskemik kalp hastalıklarına bağlı olduğunu ifade etti.
Kadınlarda Atipik Belirtiler Tanıyı Geciktirebiliyor
Prof. Dr. Orak, kadın ve erkeklerde hastalık belirtilerinin farklılık gösterebileceğine dikkat çekti. Kadınlarda nefes darlığı, aşırı yorgunluk, mide bulantısı, sırt veya çene ağrısı gibi atipik belirtilerin görülebildiğini söyleyen Orak, bu durumun tanının gecikmesine neden olabileceğini kaydetti. Kalp krizinin tipik belirtisi olan göğüs ağrısının yanı sıra bu semptomların da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'de Ölüm Nedenleri Arasında İlk Sırada
Kalp-damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye'de yaşam süresi ve kalitesini belirleyen en önemli sağlık sorunlarının başında geldiğini dile getiren Prof. Dr. Orak, Türkiye'de kalp-damar hastalıklarının ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını ve tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 36'sından sorumlu olduğunu açıkladı. Dünyada yaklaşık 612 milyon insanın aktif olarak kalp-damar hastalığı ile yaşadığını, yaklaşık 254 milyon kişide ise kalbi besleyen damarların hasta olduğunu belirtti.
Risk Faktörleri ve Korunma Yöntemleri
Kalp hastalıklarının tek bir nedene bağlı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Orak, risk faktörlerini şöyle sıraladı:
- Değiştirilemez risk faktörleri: Yaş, cinsiyet ve ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü. Erkeklerde 45 yaş, kadınlarda ise 55 yaş üzeri risk artıyor.
- Değiştirilebilir risk faktörleri: Sigara kullanımı, hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve stres.
Risk faktörlerinin birikmesinin tehlikeyi artırdığını belirten Orak, her bir risk faktörünü sırtta taşınan bir yük gibi düşünmek gerektiğini, bu yük arttıkça kişinin hastalanma ve hayatını kaybetme riskinin de arttığını söyledi.
Yaşam Tarzı Değişikliği Hayati Önem Taşıyor
Kalp hastalıklarından korunmada yaşam tarzı değişikliğinin en etkili yöntem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Orak, şu önerilerde bulundu:
- Sigarayı bırakmak riski en hızlı düşüren adımdır.
- Kilo kontrolü sağlanmalı, tuz tüketimi azaltılmalı ve alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır.
- Akdeniz tipi beslenme altın standarttır. Zeytinyağı, tam tahıllar, baklagiller, sebze ve meyveler ile haftada en az iki kez balık tüketimi önerilir.
- Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmalıdır. Tempolu yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktiviteler kalp sağlığını destekler.
- Yoğun stres kontrol altına alınmalı, günde 7-8 saat kaliteli uyku uyunmalıdır.
Erken Tanı ve Tedavi Yöntemleri
Erken tanının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Orak, düzenli hekim kontrolleri ve kan tahlillerinin büyük önem taşıdığını söyledi. EKG, efor testi ve ekokardiyografi gibi yöntemlerin kısa sürede uygulanabildiğini, gerekli durumlarda ileri tetkiklere başvurulabildiğini belirtti. Kalp hastalıklarının tedavisinde ilaç tedavileri, stent uygulamaları, bypass cerrahisi, kalp pili ve ritim tedavilerinin başarıyla uygulandığını, robotik cerrahi ve yapay zekâ destekli uygulamaların da giderek yaygınlaştığını kaydetti.
Prof. Dr. Orak, göğüs ağrısı, ani nefes darlığı veya baygınlık hissi durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini, bu belirtilerin hayati risk taşıyabileceğini sözlerine ekledi. En etkili tedavinin hastalığın oluşmasını önlemek olduğunu vurgulayarak, günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerle kalp sağlığının korunabileceğini ifade etti.



