Alzheimer'ın Hafıza Çelişkisi: Sabahı Unutan Beyin Geçmişi Nasıl Hatırlıyor?
Alzheimer'da Hafıza Çelişkisi: Beyin Geçmişi Nasıl Hatırlıyor?

Alzheimer'ın En Şaşırtıcı Özelliği: Hafıza Çelişkisi

Alzheimer hastalığı, insan beyninin en karmaşık ve gizemli yönlerinden birini gözler önüne seriyor. Hastalar gün içinde ne yediklerini, biraz önce kiminle konuştuklarını hatırlayamazken; çocukluk anılarını, gençlik yıllarında dinledikleri şarkıları ya da sevdikleri birinin sesini tüm ayrıntılarıyla anlatabiliyor. Uzmanlara göre bu çarpıcı çelişkinin nedeni, hafızanın beyinde tek bir merkezde değil, farklı bölgelerde ve farklı mekanizmalarla işlenmesinde yatıyor.

Hipokampus ve Neokorteks: Hafızanın İki Farklı Merkezi

Prof. Dr. Zeynep Ocak, Alzheimer hastalığında hafızanın beyinde farklı merkezlerde işlendiğini belirterek şu açıklamayı yapıyor: "Alzheimer hastalığı, insan beyninin en çarpıcı çelişkilerinden birini ortaya koyuyor. Hastalar sabah ne yediklerini ya da biraz önce kiminle konuştuklarını hatırlayamazken; çocukluk anılarını, gençliklerinde dinledikleri şarkıları ya da bir yakınlarının sesini tüm canlılığıyla anlatabiliyor."

Yeni bilgilerin öğrenilmesi ve kısa süreli hafızanın kalıcı hale getirilmesinden sorumlu olan hipokampusun, Alzheimer hastalığında ilk etkilenen bölgelerden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ocak, "Hipokampus hasar gördüğünde beyin yeni anıları kaydedemez hale gelir. Bu nedenle hastalar bugünü ve yakın geçmişi hatırlamakta zorlanır" diye ekliyor.

Geçmişe ait kalıcı anıların ise beynin daha geniş bir alanı olan neokortekste depolandığını aktaran Ocak, "Neokorteks Alzheimer sürecinde daha geç etkilendiği için uzak hafıza, yakın hafızaya göre daha uzun süre korunabiliyor" ifadelerini kullanıyor.

Genetik Faktörler ve Protein Birikiminin Rolü

Alzheimer ile ilişkili bazı genetik değişikliklerin hastalığın seyrini doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Ocak, "APP, PSEN1, PSEN2 ve APOE genlerindeki değişiklikler, beyinde 'amiloid' adı verilen zararlı proteinlerin birikmesine yol açabiliyor. Alzheimer'daki zararlı protein birikimi (özellikle amiloid beta ve tau) doğrudan nöronlara (sinir hücrelerini) zarar vererek hafıza kaybını hızlandırıyor" açıklamasını yapıyor.

Hafızanın korunmasında BDNF ve CREB gibi genlerin de önemli rol oynadığını belirten Ocak, Alzheimer'da özellikle hipokampusta bu genlerin etkisinin azaldığını, bunun da öğrenme yeteneğini ve hafızanın kalıcılığını zayıflattığını söylüyor.

Duyusal Uyaranların Hafızayı Tetikleme Gücü

Bazı Alzheimer hastalarında müzik, koku veya dokunma gibi duyusal uyaranların unutulduğu düşünülen anıları yeniden canlandırabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ocak, "Tanıdık bir şarkı ya da koku, kişiyi yıllar öncesine götürebiliyor. Bu durum hafızanın yalnızca tek bir merkezde değil, beynin karmaşık sinir ağlarında saklandığını gösteriyor" diye konuşuyor.

Genetik Testler ve Tedavi Çalışmaları

Alzheimer'ın özellikle erken yaşta başlayan tiplerinde genetik testlerle saptanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Ocak, sözlerini şöyle tamamlıyor: "APP, PSEN1 ve PSEN2 genlerindeki değişiklikler ailesel Alzheimer formlarının belirlenmesinde kullanılıyor. Henüz hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yok ancak genetik testler risk grubundaki bireylerin erken dönemde izlenmesine olanak tanıyor."

Günümüzde bilim insanları, özellikle APOE ε4 varyantını taşıyan bireylerde hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik hedefe özgü ilaçlar, gen düzenleme yaklaşımları ve sinir hücrelerini koruyucu tedaviler üzerinde yoğunlaşıyor. APOE kombinasyonunun, hastalık riskinde sanılandan çok daha belirleyici bir rol oynadığı vurgulanıyor.