Dokuz günlük bayram tatilinin ardından işe ve günlük sorumluluklara dönmek birçok kişi için beklenenden daha zor olabiliyor. Sabah alarmına uyanmakta zorlanma, isteksizlik, dikkat dağınıklığı ve yorgunluk hissi yaşayanların sayısı her yıl artarken, uzmanlar bu durumun sanıldığı gibi tembellikten kaynaklanmadığını belirtiyor.
Uzman Psikolog Beyza İshakoğlu Alaçam'dan Açıklamalar
Uzman Psikolog Beyza İshakoğlu Alaçam, uzun bayram tatillerinin ardından birçok kişinin yeniden çalışma düzenine uyum sağlamakta zorlandığını söyledi. Tatil sonrası yaşanan isteksizlik ve uyum güçlüğünün psikolojide "tatil sonrası sendromu" veya "tatil sonrası adaptasyon süreci" olarak tanımlandığını ifade eden Alaçam, beynin tatil döneminde daha esnek bir düzene alıştığını anlattı.
Beyin Hızlı Geçişe Adapte Olamıyor
Dokuz günlük uzun bir bayram tatilinin ardından yeniden normal hayata dönüş sürecini aktaran Alaçam, şunları kaydetti: "Alarm sesiyle uyanmak, trafiğe girmek, iş kıyafetlerini giymek... Açık konuşmak gerekirse bu süreç pek çoğumuz için pek de kolay ilerlemeyecek. Bugünlerde birçok kişiden benzer cümleler duyarız: 'Hiç işe gidesim yok.' Öncelikle iyi haber şu: Yalnız değilsiniz. Aslında tembel veya yetersiz de değilsiniz. Çünkü psikolojide biz bu duruma tatil sonrası sendromu ya da tatil sonrası adaptasyon süreci diyoruz. Hissedilen o isteksizlik ve adaptasyon güçlüğü, aslında beynin rutin değişiminde verdiği oldukça doğal bir tepki. Tatilde beynimiz daha esnek bir düzene alışıyor. Uyku saatleri değişiyor, sorumluluklar azalıyor, sosyal hayat artıyor, haliyle beyin daha fazla rahatlama ve keyif hissi yaşamaya başlıyor. Tatil bittiğinde ise bir anda alarm sesleri, trafik, mailler, sorumluluklar, çocukların okul düzeni, o yoğun tempo geri geliyor. Beyin bu hızlı geçişe bir anda adapte olamıyor ve kısa süreli bir direnç gösterebiliyor. O yüzden insanlar işe geri döndüklerinde dikkat dağınıklığı, isteksizlik, yorgunluk, hatta bazen kaygı ve mutsuzluk yaşayabiliyorlar."
Yapılacaklar Listesinde Adım Adım İlerlemek Gerekiyor
Sendroma karşı yapılması gereken noktaları sıralayan Alaçam, "Buradaki en büyük hata tatilden döner dönmez kendimizden yüzde 100 performans beklemek. Oysa zihnimizin de belli bir adaptasyona ihtiyacı var. İlk birkaç günü ısınma süreci gibi görmek gerekiyor. Uyku düzenini toparlamak, küçük hedeflerle başlamak, 'Neden bu kadar isteksizim?' diye kendimizi suçlamamamız çok önemli. Çünkü aslında motivasyon bekleyince gelen bir şey değil, harekete geçtikçe oluşabilen bir şey. Küçük adımlar atmak, o yapılacaklar listesinde hedeflere odaklanıp adım adım ilerlemek, beynin 'Ben tekrar üretkenim' moduna geçmesine oldukça yardımcı oluyor." şeklinde konuştu.
Ruh Sağlığı Günlük Yaşamda da Korunmalı
Uyum sorunları günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemeye başladığında destek alınması gerektiğine dikkat çeken Alaçam, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir de insanlardan şunu çok duyuyoruz: 'Tatil çok güzeldi, gerçek hayata dönmek istemiyorum.' Aslında burada mesele sadece tatilin güzelliği de değil, günlük hayatın ne kadar yorucu hale geldiği ile de ilgili. Çünkü modern yaşamda insanlar, hepimiz aslında sürekli bir şeylere yetişmeye, bir şeylere hazır hale gelmeye çalışıyoruz. Tatilde biraz nefes alabilen zihnimiz, tekrar o yoğun tempoya dönerken doğal olarak zorlanıyor. Ruh sağlığını sadece yılda bir yapılan tatillerle toparlamaya çalışmak yerine (çünkü bu çok sürdürülebilir değildir), insanların günlük yaşamlarında da kendilerine iyi gelen küçük alanlar oluşturmaları gerekiyor. Ne gibi? Kısa molalar, sosyal temaslar, hobiler, dinlenme alanları oluşturmaları gerekiyor. Çünkü aslında ruh sağlığı sadece zor zamanlarda değil, günlük yaşamın içinde de korunmalı. Eğer kişinin yaşadığı bu motivasyon kaybı, stres ya da uyum sorunları günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemeye başladıysa, profesyonel destek alması süreci çok daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olabilmektedir."



