Bağırsaklarda yaşayan dost bakterilerin yalnızca sindirimi değil, ruh sağlığını da doğrudan etkilediği belirtiliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin bozulmasının depresyon ve kaygı gibi ruhsal sorunlarla ilişkili olduğunu ortaya koyarken, uzmanlar “psikobiyotik” olarak adlandırılan faydalı bakterilerin bu alanda umut vadettiğine dikkat çekiyor.
Bağırsak-Beyin Ekseni ve Serotonin Üretimi
Bahçeşehir Üniversitesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, bağırsakların “ikinci beyin” olarak tanımlanmasının tesadüf olmadığını belirterek, bağırsak ile beyin arasında kesintisiz bir iletişim bulunduğunu söyledi. Bağırsak duvarında 100 milyondan fazla sinir hücresi bulunduğunu hatırlatan Tanoğlu, “Bağırsaklarımız, Enterik Sinir Sistemi sayesinde beyinle sürekli iletişim halindedir. Vücuttaki serotoninin yaklaşık yüzde 90’ı bağırsaklarda üretiliyor. Bu nedenle bağırsaklarımızdaki değişiklikler ruh halimizi, uykumuzu ve stres düzeyimizi doğrudan etkileyebiliyor” dedi.
Mikrobiyota Dengesizliği Ruh Halini Nasıl Etkiliyor?
Bağırsaklarda trilyonlarca bakteri ve mikroorganizmanın yaşadığını ifade eden Tanoğlu, bu canlı topluluğunun sindirimin yanı sıra bağışıklık sistemini ve beyin fonksiyonlarını da desteklediğini belirtti. Tanoğlu, “Son yıllardaki çalışmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizliğin depresyonla yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Faydalı bakteriler azaldığında iltihaplanma artabiliyor, stres hormonu yükseliyor ve serotonin ile GABA gibi ruh halini etkileyen mekanizmalar olumsuz etkilenebiliyor” diye konuştu.
Psikobiyotikler: Depresyon ve Kaygıya Karşı Yeni Bir Yaklaşım
Psikobiyotiklerin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle bilim dünyasında öne çıktığını vurgulayan Tanoğlu, “Psikobiyotikler, beyin ve ruh hali üzerinde olumlu etkileri gösterilmiş özel probiyotik türleridir. Yapılan klinik çalışmalarda bu bakterileri kullanan kişilerde depresyon ve kaygı belirtilerinin azaldığı, uyku kalitesinin arttığı ve iltihap düzeylerinin düştüğü gözlemlendi. Henüz tek başına bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmese de mevcut tedavilere destek sağlayabilecek umut verici bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.
“Ne Yerseniz Osunuz” Sözü Bilimsel Olarak Doğrulanıyor
Sağlıklı bir mikrobiyotanın hem beden hem de zihin sağlığı için önemine dikkat çeken Tanoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bağırsaklarınız sağlıklı olduğunda sadece mide-bağırsak sisteminiz rahat etmez; aynı zamanda zihniniz berraklaşır, ruhunuz dinginleşir ve bağışıklığınız güçlenir. ‘Ne yerseniz osunuz’ sözü bilim tarafından her geçen gün daha fazla doğrulanıyor.”
Bağırsak Sağlığını Korumak İçin 7 Öneri
Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, bağırsak mikrobiyotasını korumak ve dost bakterileri desteklemek için şu önerilerde bulundu:
- Taze sebze ve meyveler ile lifli beslenin: Taze sebze ve meyveleri, tam tahıl ve baklagilleri tüketin. Lifli gıdalar bağırsaklardaki dost bakterilerin besinidir, destekleyicisidir.
- Fermente gıdalar tüketin: Kefir, yoğurt, turşu, boza, şalgam suyu, ekşi mayalı ekmek gibi doğal probiyotikler tüketin.
- Prebiyotiklerle probiyotikleri birleştirin: Probiyotikler, prebiyotiklerle (lifli besinler) birlikte daha etkili olur. Sarımsak, soğan, pırasa, muz, yulaf gibi prebiyotikler bağırsaklardaki dost bakterileri güçlendirir.
- Psikobiyotik destek: Doktorunuza danışarak, sağlık durumunuza uygun probiyotik takviyeleri kullanılabilir.
- Stresi yönetin: Sağlıklı beslenme, yürüyüş, kaliteli uyku mikrobiyotayı korur.
- Hekim önerisi olmadan antibiyotik kullanmayın: Gereksiz kullanım mikrobiyotayı bozar.
- Bol su için, işlenmiş gıdalardan uzak durun, kilo fazlalığından kaçının: Sağlığınız açısından bir sorun teşkil etmiyorsa bu önlemleri uygulayın.



