Silivri'de 1-3 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen 2. İlim Yayma Ödülleri İstişare Kampı, bilim dünyasını ve karar vericileri ilgilendiren önemli bir bildirgeyle gündeme geldi. Kamp kapsamında düzenlenen basın toplantısında, farklı disiplinlerden ödül sahibi akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan "Bölgesel İstikrar İçin Bilim Diplomasisi" başlıklı metin kamuoyuyla paylaşıldı. Programda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan'ın yanı sıra akademisyenler, üniversite temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu yer aldı.
Necmettin Bilal Erdoğan: Yabancı Öğrenci Sayısı 1 Milyona Çıkarılmalı
Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "İlim Yayma Ödülleri olarak Türkiye'deki akademik çalışmaların düzeyinin yükseltilmesi için, dünyada içinde bulunduğumuz yarışmada insanlık menfaatine Türkiye'nin daha güçlü bir oyuncu olması için, hem özendirme hem de ödüllendirme, teşvik etme görevimiz olduğunu düşünerek İlim Yayma ödüllerimizi yaklaşık 10 yıldır, 4 ödülden sonra 14 ödülümüzle beraber bugünlere getirdik. Türkiye'de yaklaşık 350 bin yabancı öğrencimiz var. Türkiye bunların sadece 15 binini şu anda burslandırıyor. Geri kalan tamamı kendi imkanlarıyla geliyorlar. Bu işin ekonomisini konuşacak olursak, biraz sığ düşünürsek, bir öğrencinin en az 10 turist kadar ekonomisi olduğunu kabul etmek lazım" dedi.
Erdoğan, "Hocalarımızın bahsettiği ülkelerin en parlak öğrencileri Türkiye'ye geliyorlar. Ve gerçekten Türkiye'de başarılı akademik çalışmalar yapıyorlar. Bugüne kadar Amerika'nın veya Batı'nın akademide nasıl beyin göçlerinin merkeze haline geldiğini konuşuyorduysak, şu anda Türkiye bu yola girdi. Dolayısıyla eğer birileri Türkiye'deki uluslararası öğrencilerle ilgili algıları bozmaya, onlara karşı bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyorsa, birinki milletimize ihanet ediyor. Veyahut da başka birilerinin maşası olarak hareket ediyor. Bu konuda Türkiye'de uluslararası öğrenci sayısının 1 milyona çok hızlı bir şekilde çıkması bütün milletimizin derdi olmalı. Bu öğrenciler iş insanları kanaat önderleri siyasetçiler, karar vericiler oluyorlar. Bu da Afrika kısmında Türkiye'nin etkinliğini artırıyor. Bunu istemeyenler kimler? Onları da biliyoruz. Türkiye'nin sağlık ve eğitim ile ekonomik olarak en az turizm kadar geliri olabilecek potansiyeli var. Hastane altyapımı, sağlık altyapımız çok güçlü. Eğitim altyapımız, kalitemiz çok güçlü. Bunları bir fırsat olarak görmek gerektiğini düşünüyorum" açıklamasında bulundu.
Akademik Birikim Politika Önerisine Dönüştü
Toplantıda yapılan konuşmalarda, İlim Yayma Ödülleri'nin yalnızca bireysel başarıları ödüllendiren bir organizasyon olmadığı, aynı zamanda akademik bilgi üretimini toplumsal ve siyasal karar süreçlerine entegre etmeyi hedeflediği vurgulandı. Necmettin Bilal Erdoğan, ödül sahibi akademisyenlerin her yıl istişare kamplarında bir araya gelerek ortak akıl geliştirdiğini ve bu sürecin somut çıktılarının bildirgeler aracılığıyla kamuoyuna sunulduğunu ifade etti.
Geçtiğimiz yıl yayımlanan "Sağlıkta Teknolojik İstiklal" bildirgesinin kamu kurumları nezdinde karşılık bulduğunu hatırlatan Erdoğan, bu yıl hazırlanan bildirgenin ise çok daha geniş bir çerçevede, bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği ekseninde şekillendiğini belirtti.
Bölgesel İstikrar Dışa Bağımlı Olamaz
Akademisyenler tarafından kaleme alınan bildirgede, özellikle Orta Doğu ve çevresinde yaşanan çatışmalar, enerji hatları üzerindeki jeopolitik baskılar ve uluslararası sistemdeki belirsizlikler detaylı şekilde ele alındı. Bu gelişmelerin, bölgesel barış ve güvenliğin yalnızca dış merkezli yapılarla sürdürülemeyeceğini ortaya koyduğu vurgulandı.
Metinde, bölge ülkelerinin kendi tarihsel, kültürel ve bilimsel birikimlerinden hareketle yeni bir iş birliği zemini oluşturması gerektiği ifade edilirken, bu zeminin askeri ittifaklar ya da geçici siyasi uzlaşılarla değil; bilimsel üretim, eğitim, teknoloji ve ortak değerler üzerine inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Bilim Diplomasisi Stratejik Araç Olarak Konumlandırıldı
Bildirgede bilim diplomasisi; yalnızca akademik bir faaliyet alanı değil, aynı zamanda krizleri önleyen, güven inşa eden ve uzun vadeli istikrarı destekleyen stratejik bir araç olarak tanımlandı. Ortak akademik ağlar, veri paylaşım sistemleri, öğrenci ve akademisyen hareketliliği gibi unsurların bölgesel iş birliğinin temel yapı taşları olduğu belirtildi.
Türkiye'nin sahip olduğu yükseköğretim kapasitesi, savunma sanayiindeki gelişimi, diplomatik tecrübesi ve tarihsel bağları sayesinde bu süreçte öncü bir aktör olabileceği vurgulandı.
Sekiz Maddelik Yol Haritası Açıklandı
Toplantıda kamuoyuna duyurulan bildirgede, bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik somut öneriler de yer aldı. Bu kapsamda; ülkeler arası ortak politika üretimini sağlayacak daimi ilmi komisyonların kurulması, büyükelçilikler bünyesinde bilim ateşeliklerinin oluşturulması ve araştırma kurumları arasında ortak fon mekanizmalarının geliştirilmesi önerildi.
Ayrıca üniversiteler arası iş birliklerinin güçlendirilmesi, ortak veri havuzlarının kurulması, öğrenci değişim programlarının daha etkin hale getirilmesi ve deprem, iklim, enerji gibi alanlarda bölgesel bilimsel çalışma gruplarının oluşturulması gerektiği ifade edildi. Savunma ve güvenlik teknolojilerinde ortak AR-GE ağlarının kurulması da bildirgenin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı.
Uluslararası Öğrenci ve Akademisyen Vurgusu
Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin uluslararası öğrenci ve akademisyenler açısından önemli bir cazibe merkezi olduğu da vurgulandı. Bu potansiyelin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik ve kültürel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildi.
Uluslararası öğrencilerin mezuniyet sonrasında ülkelerinde üst düzey görevlere gelerek Türkiye ile güçlü bağlar kurduğu ifade edilirken, bu durumun Türkiye'nin küresel etkisini artıran önemli bir unsur olduğu kaydedildi.



