08 Temmuz 2026, Çarşamba günü Ankara, tarihinin en büyük uluslararası toplantısına ev sahipliği yapıyor. NATO Zirvesi, başkentte düzenleniyor ve dünya liderleri Türkiye'nin savunma sanayii alanındaki yükselişine dikkat çekiyor. Bu dev organizasyon, millet için büyük bir gurur kaynağı. Dosta güven, düşmana korku salan NATO'nun dördüncü büyük askeri gücü olan şanlı ordu, bugünleri borçlu olduğumuz Gazi Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları sayesinde var.
1920 İngiliz Raporu: Türkiye'yi Parçalama Çabaları
1920 yılında İstanbul işgal altındayken, Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktı ve Amasya, Erzurum, Sivas derken Ankara'ya uzanan Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. İngiliz yıllık raporlarında Türkiye'nin durumu detaylıca anlatılıyor. Ali Satan'ın 'Tarihçi Kitabevi' 2010 baskılı kitabına göre, İngiliz raporu 'Turkey Annual Report 1920' dönemin önemli isimleri hakkında bilgiler içeriyor: Padişah Vahideddin, Veliaht Abdülmecid, Tevfik Paşa, Damat Ferit Paşa, Mareşal İzzet Paşa, Kazım Karabekir Paşa ve Mustafa Kemal Paşa.
Raporda, İstanbul'da Yunanlıların milli emelleriyle bağlantılı 6 günlük gazete, 4 Ermeni gazetesi ve Fransızca yayın yapan 4 gazete olduğu belirtiliyor. Bir gazetenin sahibi Yahudi olan Journal d'Orient, İtalya'nın çıkarlarını savunuyordu. Genel yaklaşım İngiliz yanlısıydı.
Mustafa Kemal Paşa Hakkında İngiliz Raporu
İngiliz raporunun 179. maddesi Mustafa Kemal Paşa'ya ayrılmış. 'Orta halli bir ailenin çocuğu olarak Selanik'te dünyaya geldi' diye başlayan bölümde, çalışkanlığına vurgu yapılıyor. Rapordan bazı alıntılar: 'İdari ve askeri yetenek ve kararlılığı hiç de azımsanmayacak ölçüde. Konuşmalarını kendisi hazırlıyor, kitleleri başarıyla yönlendirme yeteneğine sahip. Aşırı vatansever ve dürüst, iyi teşkilatçı.' İngiltere, Türkiye'yi parçalamak için elinden geleni yaparken, gerçeğin farkındaydı: Samsun'dan doğan güneş, Mustafa Kemal'di.
İç Cephe ve Birliktelik Vurgusu
Mustafa Kemal Paşa, 6 Mart 1922'de TBMM'nin gizli oturumunda yaptığı konuşmada iç cephenin önemine dikkat çekti: 'Dış cephe, Türkiye'nin yok olmasını kendi hayatları kadar önemli görür; tek amaçları iç cepheyi yıkmaktır.' Bugün Türkiye, 1922'nin Türkiye'si değil. Atatürk'ün büyük ve güçlü Türkiye'si, Avrupa, Asya, Ortadoğu, Karadeniz ve Akdeniz kavşağının siyasi aktörü haline geldi.
NATO Zirvesi'nin Ankara'da yapılması, Yunanistan'da paniğe yol açtı. Bu, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki ağırlığının somut bir göstergesi.
Mark Rutte'nin Açıklaması ve Savunma Sanayii Gücü
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 'NATO coğrafyasının tamamında 3 bin Türk savunma sanayii şirketinin var olduğunu' söyledi. Bu açıklama, Türkiye'nin savunma sanayiindeki gücünü ortaya koyuyor. İstanbul, Kocaeli, Ankara, Konya, Kayseri gibi şehirlerdeki Organize Sanayi Bölgelerinde destan yazılıyor. Ancak kısır siyasi çekişmeler, bu başarıların görülmesini engelliyor.
Nereden Nereye: Atatürk'ün Vizyonu
Ankara'daki tarihi zirve, Kurtuluş Savaşı dönemini ve Atatürk'ü hatırlatıyor. 6 Mart 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, TBMM gizli oturumunda askeri durumu anlattı: 'Düşmana, özellikle İngilizler çok fazla yardım göndermeye devam ediyor. Eğer kuvvetli bir Türkiye var olsaydı, İngiltere'nin bugünkü politikası olmayacaktı.' Bugün bağımsız ve her geçen gün güçlenen bir Türkiye var. Dünü unutmadan, uluslararası istikrar ve barışta söz sahibi olan Türkiye ile gurur duymalıyız.
Türkiye, enerji hatlarının kesiştiği noktada, göç hareketlerinin merkezinde ve üç kıtanın kavşağında yer alıyor. Stratejik önemi her geçen gün artıyor. NATO Zirvesi, bu gerçeği dünya kamuoyuna gösteriyor. İç çekişmeler, Türkiye'nin yükselen uluslararası itibarını gölgelememeli.



