
Budapeşte'den gelen son haberler Avrupa siyasetinde yeniden sarsıntı yarattı. Macaristan hükümeti, Brüksel'in Rusya'ya karşı hazırladığı yeni yaptırım paketine tek kelimeyle 'hayır' dedi. Bu, hiç de sürpriz sayılmazdı aslında - Orban'ın Moskova'yla flörtü artık sır değil.
Olay şu: AB üyesi 26 ülke 'evet' derken, Macaristan yalnız başına direniyor. Sanki bir orkestrada herkes aynı şarkıyı çalarken bir müzisyenin tamamen farklı bir melodiye atlaması gibi. Peki neden?
Ekonomik Çıkarlar mı, Politik Hesaplar mı?
Resmi gerekçe 'enerji güvenliği'. Macar yetkililer, yaptırımların kendi ekonomilerine zarar vereceğini iddia ediyor. Fakat işin aslı bundan çok daha karmaşık. Orban'ın uzun süredir Putin'le olan sıcak ilişkileri kimseyi şaşırtmıyor artık.
Macaristan'ın bu tutumu aslında çok daha büyük bir resmin parçası. AB içindeki bölünmeler, Doğu-Batı arasındaki görüş farklılıkları... Tüm bunlar Macaristan'ın pozisyonunu güçlendiriyor mu yoksa zayıflatıyor mu? Cevap o kadar da basit değil.
Diplomasinin Arka Koridorlarında Neler Oluyor?
Brüksel'deki diplomatlar, Macaristan'ın uzlaşmaz tutumunun aslında bir 'şantaj' olduğunu fısıldıyor. Sebep? AB'nin Macaristan'a olan fonları dondurması. Yani para konuşuyor, ideolojiler değil. Ya da belki de her ikisi birden.
Orban hükümeti ise bu iddiaları reddediyor. 'Ulusal çıkarlar' diyorlar, 'bağımsız dış politika'. Haklılar mı? Kısmen. Ama Avrupa projesi tam da bu 'birlik' fikri üzerine kurulmadı mı?
Şimdi herkesin aklındaki soru şu: Macaristan bu tutumunda ne kadar direnebilir? Tarih bize gösteriyor ki, yalnız kalanlar genellikle kaybediyor. Ya da en azından pahalıya ödüyor.
Bu kriz sadece Macaristan'ı değil, tüm Avrupa'yı ilgilendiriyor. Birlik gerçekten 'birlik' mi kalabilecek? Yoksa iç çatlaklar derinleşerek devam mı edecek? Cevabı zaman gösterecek ama şimdiden ufukta fırtına bulutları görünüyor.