İsrail basınında yer alan güncel haberler, ülkedeki Yabancı Gazeteciler Birliği'nin (FPA) açtığı davanın duruşmasında önemli bir kararın açıklandığını bildiriyor. Mahkeme, yabancı basın mensuplarının Gazze'ye girmesine izin verilmesi talebini, güvenlik gerekçeleriyle reddetme eğilimini gösterdi.
Hükümet Güvenlik Riskini Gerekçe Gösterdi
Hükümet adına konuşan yetkililer, duruşmada gazetecilerin Gazze'ye girişinin ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu savundular. Haaretz gazetesinin aktardığına göre, hükümet temsilcisi, Refah Kapısı'nın açılması durumunda dahi yabancı gazetecilerin bölgeye alınmayacağını mahkemeye resmen iletti. Bu açıklama, İsrail'in Gazze'ye yönelik medya erişimindeki katı tutumunu bir kez daha vurguladı.
Gazeteciler Birliği'nden Tepki ve Rakamlar
Duruşmada söz alan Yabancı Gazeteciler Birliği avukatı Gilad Şer, yaklaşık 30 farklı ülkeden 130'dan fazla medya kuruluşuna bağlı 400'e yakın gazeteciyi temsil ettiklerini belirtti. Şer, İsrail'in uzun süredir tutumunu değiştirmediğini ve kapsamlı kısıtlamaların devam ettiğini ifade ederek, bu durumun bilgiye erişim hakkını doğrudan ihlal ettiğini vurguladı.
Gazze'de Yaşananların Duyurulmasına Engel
Sınır Tanımayan Gazeteciler ve Gazetecileri Koruma Komitesi adına konuşan avukatlar da dünyanın pek çok çatışma bölgesinde gazetecilerin güvenli şekilde görev yapmasını sağlayan yöntemlerin mevcut olduğunu dile getirdiler. Ayrıca, İsrailli gazeteciler adına söz alan bir avukat, yasağın İsrail kamuoyunun Gazze'de yaşananları öğrenme hakkını da zedelediğini belirtti.
Mahkemenin Ertelenen Kararı ve Kapalı Oturum
Mahkeme heyeti, güvenlik gerekçelerinin ayrıntılı bir şekilde açıklanması gerektiğine işaret ederken, ordunun görüşünü almak üzere kapalı oturum yapılmasını kabul etti. Bu gelişmelerin ardından duruşma ertelendi ve nihai kararın ilerleyen günlerde açıklanması bekleniyor.
İsrail, dün Refah Sınır Kapısı'nın açılmasına onay verdiğini duyurmuştu, ancak sınır kapısı henüz fiilen açılmadı. Bu durum, Gazze'ye erişim konusundaki belirsizliği daha da artırıyor. Mahkemenin kararı, uluslararası basın özgürlüğü ve güvenlik dengeleri açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.