15 Temmuz'un 10. Yılı: Güvenlikten Toplumsal Güvene Yeni Vizyon
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Dr. Yunus Şahbaz'a göre bu süreç, Türkiye'nin devlet-toplum ilişkilerini ve dış politika önceliklerini yeniden şekillendiren tarihî bir kırılma noktası oldu. Önümüzdeki dönemde asıl mesele, güvenlik hassasiyetini muhafaza ederken toplumsal güveni yeniden inşa edebilmek.
Sivil Toplum ve Vakıf Kültürüne Darbe
15 Temmuz'un en fazla zarar verdiği alanlardan biri, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları (STK) ve vakıf kültürü oldu. Anadolu, yüzyıllar boyunca bir vakıf medeniyeti olarak bilinirken, FETÖ'nün darbe girişimi sonrası tüm STK'lar töhmet altında kaldı. Muhalif çevreler, sosyal medya başta olmak üzere çeşitli mecralarda sivil toplum kültürünü FETÖ'yle özdeşleştirmeye çalıştı.
6 Şubat depremlerinde ise Kızılay gibi köklü kurumlar itibarsızlaştırılırken, nevzuhur STK görünümlü yapılar palazlandırıldı. Deprem döneminde milyarlarca lira toplayan türedi bir yapıyla ilgili ciddi iddialar ortaya çıktı. Dr. Şahbaz, "Tabiat boşluk kabul etmez; köklü kurumlar itibarsızlaştırılırsa yerine geçmek isteyen yapılar ortaya çıkar" diyor.
Güvenlik ve Beka Refleksi
2016-2023 arası dönem, Türkiye'nin güvenlik kaygılarının öncelendiği bir zaman dilimi oldu. 15 Temmuz'dan yaklaşık 40 gün sonra Türkiye, Fırat Kalkanı Harekâtı'nı (24 Ağustos 2016) gerçekleştirdi. Bu, güçlü bir devlet refleksinin göstergesiydi. Ancak bu dönemde yaptırımlar ve ekonomik sorunlar da maliyet olarak ortaya çıktı.
2022 Rusya-Ukrayna Savaşı ile momentum Türkiye lehine döndü. Türkiye, her iki tarafla da görüşebilen tek devlet olarak uluslararası alanda öne çıktı. 2023 seçimleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki politikaların onaylanması anlamına geldi. ABD'de Donald Trump'ın 2024'te başkan seçilmesi de Türkiye'nin bölgesel konulardaki elini rahatlattı.
Oyun Kurucu Türkiye Vizyonu
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi, Türkiye'nin bölgesel gücünün şahikasını oluşturdu. Dr. Şahbaz, "Türkiye artık savunmada kalan değil, gündem belirleyen; krizlere sürüklenen değil, krizleri yöneten bir ülke olmaktadır" diyor. Önümüzdeki dönemde güvenlik ile normalleşme arasında sağlıklı bir denge kurulması gerekiyor.
15 Temmuz'un onuncu yılı, geçmişi anmanın ötesinde, toplumsal dayanışmayı ve kurumsal kapasiteyi yeniden güçlendirme istikametinin adı olmalıdır. Kalıcı devlet gücü, yalnızca askerî kapasiteyle değil, vatandaşın devlete, kurumlara ve birbirine duyduğu güvenle ölçülür.



