15 Temmuz'un Görünmeyen Kahramanları Sağlıkçılar: O Geceyi Anlattılar
15 Temmuz'un Görünmeyen Kahramanları Sağlıkçılar

15 Temmuz 2016 gecesi, FETÖ'nün hain darbe girişimi sırasında sağlık çalışanları, görevlerini bırakmayarak yüzlerce yaralıyı hayata döndürmek için büyük bir fedakarlık örneği gösterdi. Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde sedyelerin yetmediği, ameliyathanelerin aralıksız çalıştığı o geceyi anlatan Dr. Mehmet Koşargelir, "Sabaha kadar bir damla su içecek vaktimiz olmadı" diyerek yaşananları özetledi.

Darbe Gecesi Sağlıkçıların Fedakarlığı

O gece, askeri uçakların alçak uçuş yaptığı, silah seslerinin bir an kesilmediği karanlıkta sağlık çalışanları en ön safta görevlerini cansiperane şekilde icra etti. Boğaziçi Köprüsü'ne en yakın hastanelerden biri olan Haydarpaşa Numune Hastanesi, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir gece geçirdi. Hastanede görevli sağlık çalışanları, kalkışmanın 10. yılında o gece yaşadıklarını Yeni Şafak'a anlattı.

İlk Yaralılar ve Müdahale

İlk gelen yaralılar 3 polis memuruydu. Dr. Mehmet Koşargelir, "O gün 3 polis ateşli silah yaralanmasıyla hastaneye getirildi. Haliyle sorduk ne oldu diye. 'Asker ateş etti, darbe girişimi var' dediler" şeklinde konuştu. O andan itibaren kendileri için bir maraton başladı. Koşargelir, ilk yaralıların ardından yoğun bakımı boşalttıklarını, acildeki tüm hastaları servislere yatırdıklarını anlattı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

12 Ameliyathane Tam Kapasite Çalıştı

Koşargelir, "Yaralıların geleceğini hissettik ve onun için önlem almaya başladık. 12 ameliyathanemizi açtık, o gün görevli olmayan tüm doktor ve sağlık çalışanlarını hastaneye çağırdık. Hastanede refakatçi olan ya da yakınlarda olan sağlıkçılar da yardıma geldi. Sedyemiz kalmadı. Yaralılar kesintisiz geliyordu" dedi. Herkes yolda bulduğu yaralıyı getirip bırakıyor, tekrar yaralı almaya gidiyordu. Gelenlerin çoğunu yere yatırmak zorunda kaldıklarını belirten Koşargelir, "Zaten doktor, hemşire ve vatandaş desteği olmasa biz o günün altından kalkamazdık. Kovid-19 sürecini de yaşadık ama o gece kadar yorulmadık" ifadelerini kullandı.

Kanla Mücadele ve Patlamalar

Cerrahların akın ettiği hastanede ameliyathaneler sabaha kadar çalıştı. Koşargelir o anları şöyle anlattı: "Sabaha kadar bir damla su içecek vaktimiz olmadı. Acil servis kan gölüydü. Kayıp düşmemek için sürekli o kanları siliyorduk. Yedek kıyafetleri olanlar üstlerini değiştirdi, olmayanlar kana bulanmış giysilerle göreve devam etti. O kandan bize bir hastalık bulaşır ya da bir şey olur diye hiç düşünmedik. Hastalara müdahale ederken sonik patlamalar yaşandı. Bina zangır zangır sallandı. O an tüm personel birbirimize sarıldık ve işimize devam ettik."

Yeni Bir Triaj Modeli Uygulandı

15 Temmuz'da yeni bir triaj modeli uyguladıklarını belirten Koşargelir, "O an böyle bir karar almamız gerekiyordu. Bu birçok yayına ve hastaneye örnek oldu. Bunu afetlerde anlattık. Bu yeni bir modeldi. Kitaplarda yazılan bir model değildi. Dünyada bilinen triaj modellerinin dışında bir yöntem uyguladık" diye konuştu.

Şehitler İçin Dualar Edildi

Koşargelir, "Kanlı bir darbe girişimi olduğunu gelenlerden öğrendik. Asker vatandaşa silah sıkıyordu. Bu ülkede daha önce darbeler oldu ama hiç vatandaşa silah sıkılmadı. İlk defa silahların sıkıldığını ve ilk defa şehitlerin olduğunu görüyoruz. O mahşer yerinde Allah güç verdi, böyle bir yükün altından kalkabildik. O günün sonunda tüm ekibimle şehit olanlara dua ettik. Allah milletimize bir daha öyle bir gün yaşatmasın" dedi.

İlk Şehit Abdullah Tayyip Olçok

15 Temmuz şehidi Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'a ilk müdahaleyi kendisinin yaptığını anlatan Koşargelir, "Abdullah Tayyip ilk şehidimizdi. Geldiğinde vefat etmişti. Babası henüz sıcaktı. Sedye kalmadığı için yere yatırıp 20 dakika kalp masajı yaptım. Ancak hayat emaresi göremedim" dedi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

"Darbe Değil İşgal"

Dr. Mehmet Koşargelir ile o gece mücadele veren doktorlardan biri de Uzman Dr. Ahmet Özbek'ti. "Olaylar ilk başladığında yaralılara isabet eden kurşunlar küçüktü. Ancak saatler ilerledikçe kurşunlar büyüdü" diyen Özbek, "Abdullah Tayyip Olçok'un vefat ettiğini ve başka çocukların vurulmuş olduğunu gördüğümde sinir boşalması yaşadım. Hani çocuğa da ateş edilmez diye düşündüm" şeklinde konuştu. Özbek, o gece Meclis'in bombalandığını duyduğunda, "Bu başka bir şey, bu darbe değil, işgal" diye düşündüğünü söyledi.

Ambulans Şoförünün Destanı

Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde can pazarı yaşanırken, hastaneye hiçbir ambulansın gitmemesi dikkat çekti. Darbe girişiminin yaşandığı gece ambulansların giremediği köprüde sadece Üsküdar Belediyesi'ne ait bir ambulans çalıştı. Sağlık personeli izinde olduğu için 2 şoför, 1 ambulansla darbe gecesi destan yazdı. İddiaya göre 15 Temmuz gecesi 112 Acil ambulanslarına, "Can güvenliğiniz yok, gitmeyin" talimatı verilmişti. Yıllardır ambulans şoförlüğü yapan Kartal Akduman, o gece üzerlerine kurşun yağarken inisiyatif alarak Boğaziçi Köprüsü'nde yaralananları taşıdıklarını anlattı. Akduman, "45 yaralı ve 2 şehit taşıdık. Ambulansımıza kurşunlar isabet etti" dedi.

Ambulans Seyyar Hastaneye Dönüştü

Hiçbir sağlık personelinin bulunmadığı ambulansta Akduman ve şoför arkadaşı İmdat Yıldız yaralılara müdahale etti. Akduman, "Normalde bir ambulans 1 ya da 2 kişi taşır. Ama biz o gece orada aynı anda 5 kişiyi hem hastaneye naklettik hem müdahalelerini gerçekleştirdik" dedi. O gece kendilerine yardım eden ortopedi doktoru Ali Seyit Gümüşdaş sayesinde aynı anda 5-6 yaralıya müdahale edebildiklerini belirten Akduman, ambulansın adeta seyyar hastaneye dönüştüğünü söyledi.