28 Şubat Postmodern Darbesinin Tanıkları SABAH'a Konuştu: 'Ellerine Fırsat Geçse Beterini Yaparlar'
28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen, yaşanan acılar ve vesayet zihniyetinin izleri toplum hafızasında tazeliğini koruyor. Milletin seçtiği Refah-Yol hükümetine yönelik 1997'de gerçekleştirilen ve 'balans ayarı' adı altında milli iradeyi hedef alan bu süreç, milyonların geleceğini kararttı. Darbe mağdurları, özgürlükleri için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açtığı yolda yürümeye devam ederken, 28 Şubatçı zihniyetin her fırsatta milletin değerlerine saldırmayı sürdürdüğü vurgulanıyor.
AK Partili İsimlerden Çarpıcı Açıklamalar
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, 28 Şubat'ı karanlık ve acımasız bir kıyım olarak nitelendirdi. Usta, "İnandığı gibi yaşamaya çalışan kararlı Müslümanların kadın-erkek demeden haksızlığa uğradığı yıllar olarak hepimizin hafızalarında yer etti" dedi. Askeri vesayetin her alanda tahakküm ettiği bu dönemde, laikliğin elden gittiği ve irtica tehdidinin en büyük tehlike olarak gösterildiğini belirten Usta, hakların, hukukun ve adaletin rafa kaldırıldığını ifade etti. Sadece başörtülü oldukları için tüm kapıların yüzlerine kapandığını söyleyen Usta, "Hiç acımadılar, hiç umursamadılar, hayatlarımızın üzerinden tanklar ile geçtiler" diyerek yaşananları özetledi.
AK Parti Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çam ise 28 Şubat'ı soğuk savaş sonrası şekillenen küresel düzenle uyumlu bir "iç dizayn" hamlesi olarak tanımladı. Çam, sürecin manşetler, brifingler, medya kampanyaları ve hukuki düzenlemeler üzerinden zamana yayılan sistematik bir baskı ürettiğini vurguladı. Bu durumun sadece bir hükümete değil, milletin kendi emeğiyle yükselme iradesine yönelik bir müdahale olduğunu belirten Çam, 2015 yılında TBMM'de başörtüsüyle yemin ettiği anı hatırladığını ve kaybolan yıllarının gözünün önünden bir film şeridi gibi geçtiğini aktardı.
Büyükelçi ve Gazeteciden Kritik Değerlendirmeler
Büyükelçi Doç. Dr. Merve Kavakçı, 28 Şubat'ın telafisi mümkün olmayan kayıplar verdirdiğini söyledi. Bir kısım 28 Şubatçıların göçüp gittiğini, ancak yerlerini yenilerine bıraktığını ifade eden Kavakçı, bu zihniyetin bugünlerde görülen ramazan alerjili kesimle sınırlı olmadığını düşündüğünü belirtti. Laiklik sopasını açıktan gösterenleri bir kenara bırakırsak, kendini demokrat, liberal, özgürlükçü solcu gibi maskeler arkasına gizleyen önemli bir kesimin de olduğunu vurgulayan Kavakçı, "Pusuda bekleyenler onlar! Ellerine fırsat geçse 90'larda yaşattıklarının bin beterini yapmaya hazırlar. Beklemedeler!" şeklinde konuştu.
Gazeteci İsmail Nacar, 28 Şubat'ın FETÖ'yü büyüten NATO'cu generallerin teşvikiyle başlatılan postmodern bir darbe girişimi olduğunu ileri sürdü. Ekonomiyi düzeltmek için kolları sıvayan ve Kürt sorununu çözme girişiminde bulunan Başbakan Necmettin Erbakan'dan İsrail ve ABD lobisi ile içerideki büyük sermaye çevrelerinin rahatsız olduğunu belirten Nacar, Kudüs gecesi, iftar yemeği, Aczmendiler ve laikliğin bu operasyonun malzemesi olarak kullanıldığını kaydetti.
Emekli Albay ve Milletvekili Gözüyle 28 Şubat
Emekli Albay Arif Çelenk, bugün emperyalistlerin Gazze'de uyguladığı zulmün, 28 Şubat'ta emperyalizmin yerli işbirlikçisi olan ve görünmeyen ama her yerde hissedilen Batı Çalışma Grubu tarafından bu asil milletin evlatlarına uygulandığını ifade etti. Çelenk, bir imza ile meslekten koparılanların, bir yafta ile ötekileştirilenlerin ve sessiz acıların yaşandığı bu dönemi hatırlattı.
AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Kesir ise 28 Şubat'ta laiklik bahanesiyle kadınlar üzerinden milletin değerlerine düşmanlık yapıldığını ve millete rağmen elitizmin dayatıldığını söyledi. Kesir, bu sürecin toplumda derin yaralar açtığını ve etkilerinin uzun yıllar devam ettiğini vurguladı.
28 Şubat postmodern darbesinin tanıkları, yaşananların sadece geçmişte kalmadığını, aynı zihniyetin farklı maskeler altında varlığını sürdürdüğünü ve ellerine fırsat geçerse daha beterini yapmaya hazır olduklarını dile getirerek toplumu uyardı. Bu açıklamalar, Türkiye'nin yakın tarihindeki bu karanlık dönemin anlaşılması ve benzer olayların tekrarlanmaması adına önemli bir belge niteliği taşıyor.
