MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin NATO içindeki stratejik önemine dikkat çekti. Bahçeli, "Türk ordusu, Karadeniz'in kilidini muhafaza eden Boğazlardaki tarihi hükümranlığımızdan, Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki varlığımıza; Aksaz'dan İncirlik'e kadar uzanan stratejik üs ve liman ekosistemimize dek, NATO'nun bölgesel planlarını ayakta tutan ve kağıt üzerinde kalmasını engelleyen jeopolitik omurgadır" dedi.
Türkiye NATO'nun Temel Kaldıracı
Bahçeli, Türkiye'nin NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraç olduğunu vurguladı. Türkiye'nin NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini yürüttüğünü dile getiren Bahçeli, "Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. İşte Türkiye, bugün NATO'nun önündeki bütün hayati ve kritik başlıkların tam kalbinde duran devlettir. Türkiye'nin muazzam askeri kudreti ve savunma sanayiindeki şahlanışı muhakkak surette denklemin tam kalbindedir" ifadelerini kullandı.
Türk ordusunun asırlık tecrübesini, Türk savunma sanayiinin dünyayı şaşkına çeviren üretim kudretini ve Türkiye'nin sarsılmaz jeopolitik ağırlığını dışarıda bırakan her denklemin eksik kalmaya ve çökmeye mahkum olacağını belirten Bahçeli, Türkiye'nin kriz hatlarının kesiştiği ateş çemberinde istikrarı temin eden, tehditleri sınırlarının başlangıcında ezen bir devlet olduğuna işaret etti.
Askeri Hastaneler Açılmalı
Savunma sanayideki başarılara dikkat çeken Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yalnızca sahip olduğu silah sistemleriyle değil, bunları destekleyen sağlık altyapısıyla da güçlü olması gerektiğini vurguladı. "Gerçek kudretimiz, harp meydanında, hudut boylarında vatan müdafaası yaparken yaralanan Mehmetçiğimize ne kadar hızlı ve disiplinle çelikleşmiş bir sağlık ordusuyla müdahale edebildiğimizle de doğru orantılıdır" diyen Bahçeli, NATO içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu söyledi.
Bahçeli, şöyle devam etti: "Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekat kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir."



