Güvercinin Sol Kanadındaki Yara Kanamaya Devam Ediyor
Parti içindeki kavga, tarihteki 100 yıl savaşları gibi uzamayacağına göre, eninde sonunda bitecek. Ancak görünen köy kılavuz istemez: Ateşkes, uzlaşma ve barış artık çok zor, hatta imkânsız. Geri dönüş gemileri öylesine yakıldı ki, savaş baltaları keskin uçlu. Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli; güvercinin sol kanadındaki yara kanamaya devam edecek. Bu, demokrasi ve Cumhuriyet'ten önce kurulmuş CHP için hazin bir olay.
Kitabın Ortasından: Akil İnsan Var mı?
Koskoca CHP'de akil insan, sözü dinlenecek, 'yapmayın siz kardeşsiniz' diyecek kimse yok mu? Gürsel Erol'a sorduk. Tunceli kökenli Elâzığ Milletvekili, 'Bunun için çok çaba sarf ettim, olayın soğuması gerekiyor' dedi. Ardından altının kırmızı kalemle çizilmesi gereken bir söz söyledi: 'Arada üçüncü şahıslar var; siyasette kendisine alan açmak isteyenler veya konumunu korumak isteyenler, çatışmadan fayda sağlamak peşindekiler.'
Önde Gelen Kalmadı, Önden Giden Çok
Eskiden CHP'nin önde gelenleri vardı: Ağabey, sözü dinlenen, sakin güç, olgun. Turan Güneş, Hasan Esat Işık, Sırrı Atalay, Necdet Uğur, Erol Tuncer, Hasan Fehmi Güneş gibi. Şimdi ise önden gidenler çok: Kimi zıplıyor, kimi kavga ediyor, kimi yangına körükle gidiyor, su yerine benzin sıkıyor.
Siyasette Hırs ve Akıl
Gürsel Erol ile konuştuk. Tunceli'de de gördüm, Elazığ'da da; halkın içindeydi, üslubu temizdi, muhalefet yapıyordu ama kırıp dökmeden, kimseye hakaret etmeden. Elazığ'da bir toplantıda, açılışta Cemil Çiçek de vardı. Kürsüde Gürsel Erol, söze Cemil Çiçek'i selamlayarak, onunla ilgili güzel sözler söyleyerek, Meclis Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı dönemini överek başladı. Salonda her partiden insan, protokol, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, sivil toplum liderleri vardı. Dün Gürsel Erol ile uzun uzun konuştum; CHP içindeki ateşli kavgada soğukkanlı kalabilen ve hırsı aklının önünde gitmeyen sayılı isimlerden biri olduğu için.
Çıkmaz Sokak
Siyaset ciddi iştir; okumayı, araştırmayı, bilgiyi gerektirir. 'Sen hainsin, hayır sen hainsin, sarayın adamısın, s.ktir git butlancı, FETÖ'nün itleri' üslubu siyaset değildir, çıkmaz sokaktır. Slogan atarak, yumruk sıkarak, hakaret ve küfürü rehber yaparak siyasette yol almanın olanağı da yoktur, olasılığı da.
Zor ve Çok Geç
Keşke oturup konuşmayı başarsalardı; Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel baş başa, fırtınadan önce. Gürsel Erol, Özgür Özel ile yaptığı konuşmayı anlattı: '10 yıl birlikte ve uyum içinde çalıştınız, Kılıçdaroğlu ile baba oğul gibiydiniz. Aranızda kan davası yok, namus davası yok. Meclis'e davet etseniz, çay kahve içseniz, konuşsanız. Ama yanınızda üçüncü kişi olmadan. Birbirinize düşüncelerinizi, önerilerinizi, sitemlerinizi söyleseniz, bir iletişim köprüsü kursanız.' Gürsel Erol'un sözünü kestim: 'Bu dedikleriniz çok güzel şeyler ama artık çok geç, bu saatten sonra zor.' Gerçekten de zor; iki tarafta da üçüncü kişiler ve trol orduları ellerinde savaş baltaları, hücum borusu çalmakla meşguller.
Atatürk'ün Katıldığı Son Kurultay
Dördüncü kurultay, 9 Mayıs 1935. Cumhuriyet Halk Fırkası adının Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirildiği kurultay. Salonda 384 milletvekili ile 160 il delegesi var. Açılış konuşmasını Atatürk yapıyor ve kurultay 7 gün sürüyor. Her şey konuşuluyor, herkes konuşuyor. Ya günümüzde? Artema musluk reklamı gibi: 'Aç kapat.' Delegeye selam, oldu bitti vesselam.
19 Gün Süren Kurultay
Tarih 17 Kasım 1947. Kurultay kaç gün sürüyor biliyor musunuz? Tam 19 gün. 11 gün daha sürse bir ay olacak. Kurultay tam bir eleştiri fırtınası; eleştirilen CHP yönetimi. Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü de eleştirilerden nasibini alıyor. Rasim Ener, delege: 'Parti ile seçmen arasında bağ zayıflamıştır.' Kemal Kefeli, Trabzon delegesi: 'Partimizin en yüksek kademelerine ulaştırılan feryatlar, mahiyeti meçhul sebeplerle boğulmuştur; vatandaşın partimize sevgisi azalmıştır.' Cevdet Baykal, Kocaeli delegesi: 'CHP'nin muhtelif kademelerinde 20 yıldır aynı ve değişmez kişiler işbaşında; merkezin diktası altında hiç tanımadığımız kimseleri değil, bizi anlayan, dertlerimizi dinleyen, mebus olunca bir tanrı selamını bizden esirgemeyen vatan çocuklarının Meclis'te yer almalarını istiyoruz.' 19 gün boyunca eleştiri, eleştiri, eleştiri; ama ne hakaret var, ne küfür, ne de ihraç.
Günün Sorusu
Atatürk'ün kütüphanesi binlerce kitap, bazı sayfalarda Atatürk'ün aldığı notlar var. İsmet İnönü'nün kütüphanesi Pembe Köşk'te, binlerce kitap. Ankara'da kütüphane çok: Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, CHP Merkez Kütüphanesi, Milli Kütüphane, TBMM Kütüphanesi, Atatürk Araştırma Merkezi Kütüphanesi, Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi. Merak ediyoruz: CHP yöneticilerinden, CHP milletvekillerinden kaçı bu kütüphanelere gitti? Kaçı partisinin tarihi üzerine bilgi sahibi?
Ey Sağduyu! Neredesin?
Günlerdir yapılan tartışma: 'Kurultay olsun, hemen olsun, en geç 45 gün içinde olsun.' Olsun olmasına, elbette olsun ve olacak da. Ama bu yüksek gerilim ortamında kurultay hangi sorunun çözümü olacak? Salonun dışında ambulanslar, acil sağlık müdahale ekipleri, polis birlikleri, TOMA'lar. Salonun içinde kaos, kavga, birbirinin başını gözünü yaranlar. CHP'nin her şeyden önce aklıselime ihtiyacı var.



