Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran'dan Önemli Mesajlar
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen 'Hafıza ve Hakikat: 28 Şubat ve Dezenformasyonlar Paneli' programında kapsamlı bir konuşma gerçekleştirdi. Duran, uluslararası gelişmelerden Türkiye'nin iç siyasi dönüşümüne kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
İran Saldırılarına Tepki ve Diplomasi Çağrısı
Burhanettin Duran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin olarak, "İran'ın egemenliğini ihlal eden saldırıları esefle karşıladığımız gibi körfezdeki kardeş ülkelere yönelik saldırıları da kabul edilemez buluyoruz" ifadelerini kullandı. Duran, Türkiye'nin sivillerin hayatını tehdit eden ve uluslararası hukuka aykırı her türlü eyleme karşı olduğunu vurgulayarak, "Sağduyunun ve aklıselimin hakim olması, ateşkesin derhal sağlanması ve diplomasiye alan açılması elzemdir" dedi.
Bölgenin bir ateş çemberine sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizen Duran, "Türkiye olarak İslam dünyası başta olmak üzere tüm aktörlerle temaslarımızı sürdürüyoruz ve bir an önce müzakereye, masaya dönülmesi yönünde teşvik ediyoruz" açıklamasını yaptı. Duran, Türkiye'nin ara buluculuk dahil her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğunu belirterek, bölgenin geleceğinin ancak diplomasi yoluyla şekilleneceğini ifade etti.
28 Şubat'ın Toplumsal Hafızadaki Yeri
Panelin ana teması olan 28 Şubat sürecine de değinen Duran, bu dönemin siyasi gündemin ötesinde toplumların hafızasında derin izler bıraktığını anlattı. 28 Şubat'ın postmodern darbe olarak adlandırıldığını, ancak klasik darbe formlarının dışında tartışılması gerektiğini vurguladı. Duran, "Tarih boyunca kendi halkına savaş açıp başarılı olmuş hiçbir hareket vaki değildir. 28 Şubat da onlardan birisidir" dedi.
Aziz milletin feraseti ve dirayetiyle vesayet düzenini çok kısa sürede yerle bir ettiğini belirten Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde başlayan siyasi ve toplumsal hareketin 2002 yılında milletin yoğun teveccühüne mazhar olduğunu ve Türkiye demokrasi tarihindeki en büyük sessiz devrimlerin gerçekleştiğini söyledi. Duran, ilerleyen yıllarda başörtüsü yasağı, kat sayı gibi birçok yasakçı düzenlemenin ortadan kaldırıldığını, demokratikleşme paketleriyle bireysel özgürlüklerin genişletildiğini ve Türkiye'nin öz değerleriyle barışık bir siyasi ve toplumsal iklime kavuşturulduğunu ifade etti.
Yeni Anayasanın Önemi ve Türkiye Yüzyılı Vizyonu
Burhanettin Duran, Türk milletinin artık vesayetçi, yasakçı, elitist anlayışı geride bıraktığını dile getirerek, Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde Türkiye Yüzyılı'na adım atıldığını kaydetti. Duran, "Türkiye Yüzyılı sivil, kapsayıcı, temel hak ve hürriyetlerin teminat altına alındığı milli iradeye dayalı yeni bir toplumsal sözleşmenin yüzyılıdır" dedi.
Bu kazanımların sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı yeni bir anayasayla taçlandırılmasının Türkiye Yüzyılı'nın en önemli meselelerinden biri olduğunu vurgulayan Duran, "Cumhurbaşkanımızın bizzat ifade ettikleri gibi yeni anayasa Türkiye için lüks değil, çok geç kalmış bir ihtiyaçtır" açıklamasında bulundu. Türkiye Yüzyılı vizyonunun kimsenin inancından, kökeninden veya yaşam tarzından dolayı ötekileştirilmediği, milletin her bir ferdinin birinci sınıf vatandaş olduğu bir perspektif olduğunu sözlerine ekledi.
Dezenformasyonla Mücadele Kararlılığı
Duran, dezenformasyonla mücadele konusunda da önemli mesajlar verdi. Ülke olarak sahip olunan özgürlük iklimini ve bölgesel-küresel aktör olma statüsünün büyük bedellerle kazanıldığını asla unutmamak gerektiğini belirtti. İletişim Başkanlığı olarak medyanın ve dijital platformların geçmişin karanlık dehlizlerine bir daha dönmemesi için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade eden Duran, "Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde İletişim Başkanlığı olarak bütün birimlerimizle gece gündüz hakikat cephesini güçlendirmek için yalanlara ve dezenformasyonlara karşı koymak için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi.
Duran'ın açılış konuşmasının ardından program, "28 Şubat: Algılar ve Gerçekler" isimli panel oturumuyla devam etti. Panelde, 28 Şubat sürecinin toplumsal hafızadaki yansımaları ve dezenformasyonla mücadele yöntemleri ele alındı.
