Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ghassan Charbel'e verdiği özel mülakatta, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan üçlü Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detaylarını açıkladı. İngilizce ve Arapça yayımlanan röportajda Erdoğan, anlaşmanın konjonktürel bir tepki olmadığını, aksine bölge ülkelerinin ortak sorumluluk alma iradesinin tarihî bir sonucu olduğunu vurguladı. Anlaşmanın hiçbir ülkeyi hedef almadığını, kolektif caydırıcılığı temel aldığını ve nihai hedefin tüm bölge ülkelerini bu istikrar çatısı altında toplamak olduğunu ifade etti.
Mekke Anlaşması'nın ortaya çıkışı ve kapsamı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikrinin bölgedeki yeni şartlar ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesi olduğunu belirtti. Bölge meselelerinin bölge ülkelerince çözülmesi gerektiğini savunduklarını, bu anlaşmanın ilk adım olduğunu söyledi. Anlaşmanın, BM Şartı'nın 51'inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını teyit ettiğini, hiçbir ülkeyi hedef almadığını ve bölgenin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelere açık olduğunu ifade etti. Erdoğan, "Vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır" dedi.
Kolektif caydırıcılık ve savunma iş birliği
Anlaşmanın savunma niteliğine dikkat çeken Erdoğan, taraflardan birine yönelik saldırının üç tarafa birden yapılmış sayılacağını, ancak bunun askerî bir hüküm olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Anlaşmanın asıl amacının caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumak olduğunu söyledi. Ayrıca, savunma sanayiinde ortak projeler geliştirileceğini ve terörizmle mücadelede güç vereceğini ifade etti. Erdoğan, "Birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir" mesajını verdi.
Bölgesel sahiplenme ve Körfez güvenliği
Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık bölge ülkelerinin kendi güvenliklerinin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini, bölgenin geleceğinin bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız şekillendirilemeyeceğini vurguladı. Mekke Anlaşması'nın Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inandığını belirtti. Körfez'in istikrarının küresel ekonomi ve uluslararası ticaret için kritik olduğunu, enerji arz güvenliğinden deniz yollarının emniyetine kadar birçok başlığın bu bölgenin huzuruyla bağlantılı olduğunu ifade etti. Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonominin atar damarlarından biri olduğunu kanıtladığını, gerilimin sona ermesi ve boğazın kesintisiz ticarete hizmet etmesi temennisinde bulundu.
Suudi Arabistan, Lübnan ve Suriye değerlendirmeleri
Erdoğan, Suudi Arabistan ile ilişkilerin stratejik olduğunu, son dönemdeki ivmeden memnuniyet duyduğunu, ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm alanlarında iş birliğinin geliştiğini söyledi. Lübnan'ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini, İsrail'in saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerektiğini belirtti. Suriye'deki değişim sürecini tarihî bir dönüm noktası olarak değerlendiren Erdoğan, Suriye'nin toprak bütünlüğünün savunulduğunu, Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek yapılara müsaade edilmeyeceğini ifade etti. Suriye'nin Aralık 2024'ten bu yana güvenlik koşullarının iyileştirilmesi ve ekonomik kalkınma zemininin hazırlanmasında mesafe katettiğini, Türkiye'nin istikrar ve yeniden imar için sorumluluğunu yerine getirmeye devam edeceğini söyledi.



