FETÖ'nün Himmet Kılıfında Haraç Düzeni: 4 Ayaklı Finansman Sistemi
FETÖ'nün devasa finansal ağının ardındaki kirli tezgah, din kisvesi altında gizlenmiş pek çok karanlık detayı ortaya çıkardı. Örgüt, yıllar boyunca “himmet” adı altında topladığı haraçları, kendi içinde kurduğu “Şirinler Köyü” modeliyle akladı ve militanlarına suç işletmek için bu kaynağı kullandı. Prof. Dr. Şafak Çomaklı, yasadışı örgütlerin ideolojilerini sürdürmek için insan ve para kaynağına ihtiyaç duyduğunu belirterek, FETÖ'nün kayıt dışı bir mali mekanizmayla hareket ettiğini vurguladı.
Kayıt Dışı İmparatorluğun Temelleri
Prof. Dr. Şafak Çomaklı, FETÖ'nün yapısı gereği yıllarca tamamen kayıt dışı bir mali mekanizmayla hareket ettiğini şu sözlerle özetledi: “Orta ve uzun vadede araç-gereç temini, taşıma faaliyetleri, barınma, gizlenme, izleme, istihbarat elde etme, maaş bağlama, propaganda ve örgüte yeni eleman kazandırma gibi aktiviteler hayati önem taşır. Örgüt, belirlediği hareket alanında kayıtlara girmeyen harcamalarla eylemlerini gerçekleştirecek şekilde dizayn edilmiştir. Bu zorunluluk, FETÖ'yü kayıt dışı parayı kamu ve özel sektör kaynaklarını kullanarak profesyonelce kayıtlı hale getirecek bir sistem kurmaya itmiştir.”
Türkiye Cumhuriyeti Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde “terör örgütü” olarak tanımladığı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin uluslararası organize suç şebekesi ve silahlı terör örgütü olarak tescillediği FETÖ, devlette paralel bir yapı kurmakla yetinmedi. Aynı zamanda bir serbest piyasa oyuncusuna dönüşerek şirketleşti, uluslararası ticari bir aktör kimliğine bürünerek yabancı ülke piyasalarında kâr amaçlı faaliyetler yürüttü ve elde ettiği bu radikal mali güçle terörist eylemlerini finanse etti.
Radikal Finansman Modeli: Dört Ayaklı Haraç Sistemi
Dünya üzerindeki diğer tüm terör örgütlerinden tamamen farklı ve asimetrik bir finansal yöntem uygulayan FETÖ, hukuken açıkça “haraç” sayılan gelir kalemine “himmet” adını vererek büyük bir algı operasyonuna imza attı. Örgüt, bu kelimenin arkasına sığınarak eylemlerini toplum nezdinde sorgulanmaz hale getirmeyi amaçladı. FETÖ'nün radikalleştiği mali kaynak yapısı, toplanan himmetlerin kaynağına göre dört ana grupta sınıflandırılıyor:
- (A) Grubu: Örgütün maaşlı ve burslu üyelerinden doğrudan kesilen meblağlar.
- (B) Grubu: Ticari gelir sahibi örgüt üyelerinden alınan paylar.
- (C) Grubu: Örgüt üyelerinin, yakın çevrelerinden ve başkalarından topladığı himmetler.
- (D) Grubu: Örgüt üyesi dahi olmayan vatandaşlardan tamamen dini duyguları istismar edilerek alınan bağış ve yardımlar.
Bu gelirlerin yanı sıra örgüt, konfederasyonlar, federasyonlar, dernekler, vakıflar ve sendikalar üzerinden devasa ayni ve nakdi menfaatler elde etti. Himmet paralarıyla kurulan ticarethaneler ve mevcut örgüt üyelerinin işletmeleri üzerinden “Ticari Faaliyet Gelirleri” sağlandı. En vahimi ise devlet ihaleleri, borsa spekülasyonları, belediyeler, kalkınma ajansları, hazine teşvikleri ve SODES, SRAP gibi yerel/ulusal projeler üzerinden “Kamusal Kurumlardan Sağlanan Akışlar” örgütün kasasına indirildi.
Prof. Dr. Çomaklı'nın analizine göre, kayıt dışı toplanan A, B, C ve D gruplarındaki haraçların büyük bölümü, STK'lar, ticari faaliyetler ve kamusal akışlar üzerinden yasal zemine oturtularak finansal sisteme “kâr” veya “beyan edilmiş gelir” mantığıyla sokuldu. Yasal zemine çekilemeyen nakit değerler ise örgütün mali sorumluları tarafından hiçbir iz bırakmayacak şekilde elden tüketildi. Hukuk sisteminde A ve B gruplarından alınan paralar, ideolojik bağlılığa dayanan zorunlu bir “vergi” ve net bir haraçtır. C grubu zorunluluk ve psikolojik baskı barındırırken, D grubu tamamen saf kitlelerin zekât ve sadaka niyetiyle verdiği, ancak acımasızca istismar edilen fonlardan oluşmaktadır.
“Himmet”in Arkasına Saklanan Kirli Tezgâh
FETÖ'nün kuruluşundan bu yana üyelerinden bir tür “cemaat vergisi” olarak topladığı bu kaynaklar, genellikle örgütün “mütevelli heyetleri” vasıtasıyla organize edildi. “Sohbet” adı verilen gizli toplantılara katılan, verilen emirleri sorgulamadan yerine getiren varlıklı kişiler bu heyetlere seçildi ve iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına sızdırıldı. Yılda en az bir kez düzenlenen kamplarda dini duygular şantaj aracı olarak kullanıldı. Cennetle müjdelenme vaadiyle himmet, zekât, kurban ve öğrenci bursu adı altında toplanan meblağlar sürekli artırıldı.
Örgütün bu haraç sistemine “himmet” adını vermesi tesadüf değildi. Toplumda lütuf, iyilik, yardım ve gayret anlamlarına gelen bu masum kelime, örgüt deşifre olana kadar karanlık yüzünü gizleyen en büyük kalkan oldu. TBMM FETÖ Araştırma Komisyonu Raporu'nda da belirtildiği gibi, örgüte para verenlerin “haraç veriyorum” gerçeğiyle yüzleşmesi zordu. Ancak “himmet veriyorum” psikolojisi, bu soygunu kabullenmelerini sağladı. Toplanan tüm bu haraçların yüzde 15'lik kısmı ise doğrudan “Kutsal Hoca Payı” olarak ABD'deki örgüt elebaşı Fethullah Gülen'e aktarıldı.
Kamunun Kaynaklarıyla Devlete Kumpas
FETÖ'nün diğer terör örgütlerinden ayrılan en büyük özelliklerinden biri de milletin vergileriyle oluşan kamusal mal ve hizmetleri kullanarak kendine finansman sağlamasıdır. Özellikle kamuda çalışan örgüt üyelerinden kesilen haraçlar, personel rejiminin nasıl organize bir şekilde sömürüldüğünü kanıtlıyor. 15 Temmuz 2016 gecesi devlete ait uçakları, tankları ve silahları kullanarak devleti işgal etmeye kalkışan ihanet şebekesi, kamu kaynaklarının terör amaçlı kullanımında sınır tanımadı.
Söz konusu sinsi finansman mekanizması alt başlıklara inildiğinde daha da korkunç bir hal alıyor:
- Kamu kaynakları: İhalelerin örgüt firmalarına peşkeş çekilmesi, rakiplerin kumpaslarla ekarte edilmesi, kurumların gizli yatırım planlarının sızdırılması, kamu arazilerinin bedelsiz devri, belediyelerdeki şaibeli imar değişiklikleri ve TİKA gibi kurumlardaki sinsi kadrolar üzerinden uluslararası iş adamlarından alınan rüşvetler.
- İş adamlarına şantaj: Adli ve idari süreçleri iş adamları lehine çözme vaadiyle alınan paralar ile özel hayatların gizlice ses ve görüntü kaydına alınarak kurgulanan şantaj kumpaslarından elde edilen milyonlar.
- STK'lar ve medya: TUSKON ve bağlı federasyonlardan toplanan aidatlar, “Kimse Yok mu” derneği üzerinden vatandaşın yardım paralarına çökülmesi, görsel ve yazılı medya sektöründen sağlanan kara kazançlar.
- Eğitim vurgunu: Dünya genelinde 154 ülkeye yayılan eğitim kurumlarındaki öğrencilerden alınan devasa kayıt ücretleri ve “fakir öğrenciler okutulacak” yalanıyla toplanan hayali burslar.
Tüm bunlara ek olarak örgütün uyuşturucu ticareti, suça bulaşmış kişileri taşeron olarak kullanma ve şantaj gibi gayrimeşru yollara başvurması, bu yapının dini bir oluşum değil, acımasız bir organize suç şebekesi olduğunu tescilliyor.
Hem Para Aldılar Hem Suç İşlettiler
Prof. Dr. Çomaklı'nın dikkat çektiği en radikal hususlardan biri, örgütün mensuplarıyla kurduğu asimetrik ilişkidir. Klasik terör örgütleri, militanlarına eylem yapmaları için para öderken, FETÖ ideolojik mankurtlaştırma sayesinde militanlarından hem himmet adı altında para topladı hem de onlara kanlı suçlar işletti. Ayrıca, devlet bütçesinden toplumsal gelişme için ayrılan kaynakları yasal projeler kılıfıyla örgüt kasasına aktarmaları, dünya terör tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir yöntem olarak kayıtlara geçti.
Kapalı Devre Aklama: “Şirinler Köyü” Sistemi
Örgüt, devasa kara parayı aklamak ve devlet denetiminden kaçırmak için “Şirinler Köyü” olarak adlandırılan kapalı devre bir şirketler ağı inşa etti. Çizgi filmdeki her şirinin farklı bir görevi (uykucu şirin, gözlüklü şirin) olması gibi, bu sistemde kurulan yüzlerce paravan şirketin her biri belli bir rol üstlendi. Dış ekonomik alanla teması sıfıra indiren bu şirketler, sadece birbirleriyle ticaret yaptı. Bu sinsi sistemin sağladığı avantajlar ise şunlardı:
- Maliye ve SPK gibi kurumların denetimlerinde, şirketler arasındaki çapraz işlemlerde bilgi ve belgeler gizlendiği için devletin ekonomik kolluk kuvvetleri manipüle edildi.
- Kendi aralarında kestikleri sahte ve yanıltıcı faturalarla haraç paraları yasal zemine sokuldu.
- Sisteme sokulan paralar, örgütün sivil toplum kuruluşlarına “bağış” olarak aktarılarak izi kaybettirildi ve tekrar nakit olarak kullanılabilir hale getirildi.
Küresel Para Trafiği: Havala ve Kripto Borsalar
Kara paranın aklanması sürecinde örgüt, bankacılık sistemini de kendi çıkarlarına alet etti. FETÖ'nün kurduğu banka üzerinden örgüt elemanlarına sayısız hesap açıldı. Örgüte bağlı şirketlere yüksek meblağlı krediler kullandırıldı ve bu krediler toplanan haraçlarla geri ödenerek suç gelirleri aklanmış oldu. Ayrıca, düzenlenen sözde uluslararası etkinliklere katılan yabancı uyruklu çocukların valizleri üzerinden fiziki olarak milyonlarca dolar yurt dışına kaçırıldı. Teknolojiyi ve uluslararası suç ağlarını da aktif kullanan ihanet şebekesi, banka dekontu veya sözleşme izi bırakmayan “Hawala” sistemini devreye soktu. Yurt dışından transfer edilen paralar bu yolla, halen tutuklu bulunan mahrem yapıdaki büyük abi ve imamların ailelerine, özellikle bayram dönemlerinde dağıtıldı. Günümüzde ise örgüt, izi sürülemeyen kripto para borsaları gibi modern finansman araçlarını aktif olarak kullanıyor.
Güncel Durum: Paranın Kontrolü Kimde?
15 Temmuz sonrası büyük darbe alan örgüt, eski gücünden uzak olsa da “gizlilik” prensibiyle hareket ederek finansal yapısını canlı tutmaya çalışıyor. Günümüzde sosyal medya platformlarının abonelik sistemleri, firari FETÖ mensupları için yeni ve yasal görünümlü bir gelir kapısına dönüştü. Elde edilen bu devasa ekonomik varlığın kontrolü ise örgütün yurt dışındaki bölgesel yöneticilerinin ve özellikle ABD'deki ana kadronun elinde bulunuyor. Örgüt elebaşının ölümünün ardından bu kanlı sermaye, ABD'de güç savaşı veren firari grupların elinde toplandı. FETÖ, Türkiye'ye karşı yürütülen algı operasyonlarını, uluslararası lobicilik faaliyetlerini ve tutuklu militanların ailelerine gönderilen sus paylarını, bu paralar ile finanse etmeye devam ediyor. Devletin ilgili kurumları ise bu karanlık ekonominin uluslararası bağlantılarını kesmek için mücadelesini tavizsiz bir şekilde sürdürüyor.



