FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in liderliğindeki terör örgütü, 15 Temmuz 2016'da milli iradeyi silahla çiğnemeye cüret etti. Geleneksel terör örgütlerinden ayrılan en sinsi yönü, sosyo-kültürel değerleri maske olarak kullanmasıydı. Örgüt, aile, evlilik, eğitim ve din gibi toplumun en hassas dinamiklerini sabırla yıpratarak sinsi bir radikalleşme mekanizması kurdu. Toplumsal dokuda bir ahtapot gibi yayılan yapının temelinde masumiyet zırhına büründürülmüş 'abla/abi' metaforu ve 'Işık Evleri' yer alıyordu.
Terörizmin Karanlık Mirası ve FETÖ'nün Farkı
Terörizm tarihi, toplulukları sinsi emellerine alet etmek isteyen yapıların din ve mistisizmi nasıl manivela olarak kullandığının örnekleriyle doludur. Ancak FETÖ, strateji ve taktik açısından bu karanlık mirasın en tehlikeli ve kendine has versiyonlarından birini sahneye koydu. Uzun yıllar boyunca legal görünümlü eğitim, hayır ve diyalog faaliyetlerinin arkasına gizlenen örgüt, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarına sızarken aynı zamanda toplumun en korunaklı kalesi olan sosyokültürel yapıyı hedef aldı. Akran etkileşimi, eğitim desteği, dini sohbetler ve insani yardım kisvesiyle genç dimağlara yaklaşan bu kült yapı, adım adım işlettiği zihin kontrol mekanizmalarıyla bireyleri kendi ailelerine, toplumlarına ve devletlerine yabancılaştırmaya çalıştı. 15 Temmuz hain darbe girişimine giden yolun taşları, toplumun kutsal saydığı rollerin ve dini değerlerin sistematik bir biçimde çarpıtılmasıyla döşendi.
İsimler Masum, Amaç Hiç Değil
Türk aile yapısında şefkat, rehberlik, koruyuculuk ve tecrübe paylaşımını temsil eden 'abla' ve 'abi' kavramları, FETÖ tarafından örgütsel hiyerarşinin ve sinsi bağların kurulmasında temel birer aparat olarak kullanıldı. Örgüt, deşifre olmamak ve hücresel gizliliği korumak adına azami 5'er kişilik yatay ağ yapılanmalarının başına bu sempatik isimleri yerleştirdi. Okul kapılarında, üniversite kayıtlarında veya dershanelerde masum öğrencileri tespit eden sözde abla ve abiler, ilk etapta gençlerin barınma, beslenme ve ders başarıları gibi meşru ihtiyaçlarıyla ilgilenerek güven kazandı. Ancak güven ilişkisi tesis edildikten sonra bu roller, bireyin özel hayatını, ailevi ilişkilerini, maddi yatırımlarını ve evlilik kararlarını tamamen denetleyen birer kamusal kontrol mekanizmasına dönüştürüldü. Gençlerin abla ve abilerin talimatlarının dışına çıkması imkansız hale getirildi, itaat etmeyenler dünyevi ve ahireti kapsayan sözde cezalarla korkutuldu.
Laboratuvardan Çıkan Sapkınlık: Işık Evleri ve Beyin Yıkama Seansları
FETÖ'nün piramit yapısının tabanını oluşturan en mahrem hücreler 'Işık Evleri' oldu. Bu mekanlar sıradan birer öğrenci evi veya yurt değil, örgüt liderinin dünyevi iktidar hedeflerine hizmet edecek sadık kadroların yetiştirildiği, gizemli sırlarla çevrili tecrit merkezleriydi. Bu evlerde öğrencilerin kendi okuma materyallerine el konuldu, dış dünya ile bağları zayıflatıldı, sadece terörist başının kitapları, vaaz kasetleri ve videoları sistemli olarak izletildi. İslamiyet'in bilgi kaynakları tamamen çarpıtılarak, örgüt liderinin hezeyanlarını meşrulaştıracak formlara büründürüldü. Rüya ve menkıbe metaforları yoğun şekilde kullanıldı, örgüt üyelerine kendilerinin 'hizmet için seçilmiş özel bir topluluk' olduğu, bir ellerinde Kur'an diğer ellerinde bilgisayar taşıyan ve günü geldiğinde silah kuşanacak olan bir 'altın nesil' oldukları aşılandı. Gerçeklikten koparılan bu gençler, hipnoz, toplumsal soyutlama, inkâr ve sürekli kafa karıştırma yöntemleriyle manipüle edilerek, örgüt dışındaki tüm samimi, inançlı insanları değersiz gören mekanik robotlara dönüştürüldü.
Adım Adım İhanete: Radikalleşme Merdiveni
Örgütün eleman temin etme ve radikalleştirme süreçleri tesadüfi değil, belirli bir psikolojik takvime dayanıyordu. Bireyin radikalleşme süreci dört basamakta şekillendi. İlk olarak, bireyin kişisel, sosyal veya ekonomik bir kriz yaşadığı anda (örneğin büyük bir şehre alışma, barınma sorunu) örgüt onunla sıcak bir bağ kurdu. Ardından çözüm arayışındaki genç, Işık Evleri ve sohbet ortamlarında yeni bir sosyal çevreye dahil edildi. Üçüncü aşamada birey, örgütün ürettiği rüya anlatıları, metaforlar ve ağlamalı vaazlardan etkilenerek kendi bağımsız düşüncelerini terk etti, grubun ortak aklını benimsedi. Son olarak birey tüm kişisel değerlerini örgüt liderinin emirleriyle değiştirdi, mutlak itaati esas alan adanmış bir hücre üyesi haline geldi.
Parçalanan Aileler ve Zedelenen Güven
FETÖ'nün din istismarı üzerinden kurguladığı bu strateji, yalnızca devlete silah çekmekle kalmadı, Türkiye'nin sosyokültürel dokusunda da derin yaralar açtı. Çocukları ve gençleri hedef alan yapı, onları anne ve babalarına karşı birer casus veya yabancı haline getirdi, aile fertlerini karşı karşıya getirerek kutsal aile bağlarını içeriden parçaladı. İnsanların birbirine olan itimadını, yardımlaşma ve hayırseverlik duygularını sakatlayan örgüt, toplumun sosyal sermayesini ve bir arada yaşama iradesini zedeledi. Sapkın mehdilik iddiaları, Hz. Peygamber'in isminin ve rüyaların örgütsel çıkarlar için fütursuzca araçsallaştırılması, özellikle genç kuşakların temiz dini duygularında, cemaat ve güven algılarında ciddi kırılmalara yol açtı.



