İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'de ateşkesi ilerletme planını reddederken, yaklaşan seçimler öncesinde hem ABD desteğini hem de aşırı sağcı koalisyon ortaklarının tepkisini dengelemeye çalışıyor. Associated Press'in (AP) analizine göre Netanyahu, Hamas tamamen silahsızlandırılmadan İsrail ordusunun Gazze'de işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini savunarak Trump'ın planına karşı çıktı.
Netanyahu'nun İkilemi: ABD mi, Koalisyon mu?
Netanyahu, bir yandan ABD'yi İsrail'in dostu olarak nitelendirirken, diğer yandan Hamas'a yönelik herhangi bir tavizin kendi siyasi geleceği açısından ağır sonuçlar doğurmasından endişe ediyor. AP'ye göre bu tutum, Netanyahu'nun ABD ile ilişkilerini koruma zorunluluğu ile İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde siyasi tabanını kaybetmeme hesabı arasında sıkıştığını gösteriyor.
Trump'ın Planı ve Hamas'ın Şartı
Trump'ın geçen ay açıkladığı Gazze planı, ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasının ardından bölgede başlayan süreci yeniden hareketlendirmeyi amaçlıyor. Plana göre Hamas aşamalı olarak silahlarını bırakacak, İsrail ordusu saldırılarını durduracak ve Gazze'den kademeli olarak çekilmeye başlayacak. Hamas anlaşmayı kabul ederken, ağır silahlarını bırakmasını Filistin devletinin kurulmasına bağladı. İsrail hükümeti ve ülkedeki siyasi sınıfın büyük bölümü ise Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor.
Netanyahu ise Hamas tamamen silahsızlandırılmadan İsrail güçlerinin Gazze'deki mevcut mevzilerinden çekilmeyeceğini belirterek Trump'ın planına karşı çıktı. Bu rest, ateşkesin diğer maddelerini de beklemeye aldı; Gazze'ye uluslararası güçlerin konuşlandırılması ve savaşta büyük ölçüde yıkılan bölgenin yeniden inşası gibi başlıkların ilerlemesi, İsrail ordusunun çekilmesine bağlı hale geldi. Böylece Trump'ın ateşkesi ilerletme girişimi, Netanyahu'nun itirazları nedeniyle çıkmaza girme riskiyle karşı karşıya.
Seçim Kaygısı ve Aşırı Sağ Ortaklar
AP'ye göre Netanyahu'nun bu tavrı Trump'ı kızdırma riskini beraberinde getiriyor. Ancak İsrail Başbakanı açısından Hamas'a karşı geri adım atmak da en az Trump'la karşı karşıya gelmek kadar tehlikeli. Netanyahu'nun direnmesinin arkasındaki en önemli unsurlardan biri yaklaşan seçimler. Netanyahu, seçim kampanyasında 7 Ekim 2023'ten itibaren Gazze'ye yönelik başlattığı saldırıları, Lübnan işgalini ve İran'a karşı yürüttüğü iki büyük savaşı öne çıkarıyor. Ancak bölgede vaat ettiği "tam zafer" henüz gerçekleşmiş değil.
Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyon ortakları ise Trump'ın Gazze planını reddetmesini destekliyor ve İsrail'in işgal ettiği bölgelerden geri çekilmesine karşı çıkıyor. Bu isimlerin seçim sonrasında Netanyahu liderliğindeki Likud'un hükümet kurabilmesi açısından kritik olması bekleniyor. Böylece Netanyahu için kritik bir siyasi denklem ortaya çıkıyor: Trump'ın planını kabul etmek, İsrail'de Hamas karşısında taviz veren bir lider görüntüsü yaratabilir; reddetmek ise ABD Başkanı ile ilişkileri daha da zedeleyebilir.
Trump-Netanyahu İlişkisinde Değişim
Netanyahu'nun Trump'la yaşadığı görüş ayrılığı, iki lider arasındaki ilişkilerdeki değişimi de ortaya koyuyor. Trump'ın ilk başkanlığı döneminde İsrail'de son derece popüler olduğu ve Tel Aviv'e geniş destek verdiği belirtiliyor. İkinci başkanlık döneminde de ABD, İran'a yönelik saldırılarda İsrail'le birlikte hareket etti. Ancak iki liderin bölgedeki öncelikleri zamanla farklılaşmaya başladı. İsrail, İran ve Hizbullah'a karşı askeri baskının sürdürülmesini isterken Trump, bölgesel çatışmaları sona erdirmeye yöneldi. Trump'ın hedeflerinden biri, çatışmaların sona ermesiyle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve dünya ekonomisi üzerindeki baskının azaltılmasını sağlamak.
İran'la yürütülen görüşmelerin çıkmaza girmesiyle Trump, küresel ölçekte barış sağlayan lider görüntüsünü güçlendirmek için Gazze'de ilerleme kaydetmek istiyor. Bu durum Netanyahu'nun önündeki seçenekleri daha da daraltıyor. Trump'ın İsrail seçimlerinde Netanyahu'yu muhtemelen destekleyeceğini söylemesine rağmen henüz tam anlamıyla açık destek vermemesi de dikkat çekiyor.
İsrail Demokrasi Enstitüsü Başkanı Yohanan Plesner, birkaç ay öncesine kadar İsraillilerin önemli bölümünün Trump'ın karar alırken İsrail'in güvenlik çıkarlarını da gözettiğine inandığını, ancak artık bu durumun değiştiğini belirtiyor. Plesner'e göre Trump ile Netanyahu arasındaki yakın ilişki daha önce İsrail Başbakanı için bir avantajdı; ancak artık aynı yakınlık Netanyahu açısından siyasi bir risk oluşturabilir.
Netanyahu daha önce de ABD başkanlarına karşı çıktı. 1990'ların sonlarında eski ABD Başkanı Bill Clinton ile Filistin meselesinde anlaşmazlık yaşadı. 2015 yılında ise eski ABD Başkanı Barack Obama ile İran nükleer anlaşması konusunda açık bir çatışma yaşadı. Ancak AP'nin analizine göre Netanyahu'nun bugün aynı yöntemi uygulamasının bedeli daha ağır olabilir. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ülkeyi diplomatik açıdan giderek daha fazla yalnızlaştırırken, ABD'de Demokrat Partili seçmenler arasındaki geleneksel İsrail desteği de zayıflamış durumda. Bu şartlarda Cumhuriyetçi Parti, İsrail'in en güçlü müttefiklerinden biri olarak öne çıkıyor. Plesner, Netanyahu'nun Trump'a bağımlılığının "muazzam" seviyede olduğunu ve İsrailli seçmenlerin ABD Başkanı ile ilişkilerin kötü yönetildiğini düşünmeleri halinde Netanyahu'yu cezalandırabileceğini belirtiyor.



