İsrail'in Yayılmacı Politikaları ve Türkiye'ye Olası Saldırı Senaryoları
İsrail'in Yayılmacı Politikaları ve Türkiye Senaryoları

İsrail'in Yayılmacı Politikaları Bölgeyi Kan Gölüne Çeviriyor

Gazze'de gerçekleştirdiği büyük soykırım ve bölge ülkelerine sudan bahanelerle düzenlediği saldırılarla İsrail'in Siyonizm temelli yayılmacı politikaları, coğrafyamızı ve dünyayı kana bulamaya devam ediyor. İran ile süregelen vekalet savaşları, nam-ı diğer "12 gün savaşı" ile fiili çatışmaya dönüşmüş, iki ülke birbirine çeşitli vasıtalarla saldırmıştı.

ABD Destekli Saldırılar ve İran'a Yönelik Tehditler

Son dönemde İsrail'in, sözde tehdit olarak gördüğü İran'a karşı ABD'yi yanına alarak büyük bir saldırı başlatacağı ve bu saldırının doğrudan rejimi hedef alacağı gündeme gelmişti. Seçimler öncesinde savaşları bitireceğini vaat eden Trump'ın İran ile sıcak bir çatışmaya taraf olmadığı, ancak İsrail'in ABD'yi buna mecbur bırakacağı da tartışılan konular arasındaydı.

Nihayetinde 28 Şubat'ta ABD'nin sağladığı istihbarat neticesinde İsrail, İran'ın hiyerarşik yapıda en baştaki ismi Ali Hamaney'e ve pek çok üst düzey isme suikast saldırıları gerçekleştirdi. Bu suikastlar İran'dan öte, doğrudan İran İslam Cumhuriyeti'nin ideolojisine yapılmış bir saldırı niteliği taşıyordu. İran da cevap olarak İsrail'e ve bölge ülkelerdeki ABD üslerine füze ve İHA saldırıları yaptı ve yapmaya devam ediyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Türkiye'ye Yönelik Potansiyel Tehditler ve Senaryolar

Başta sosyal medya olmak üzere konuşulan en fütüristik konu ise Irak, Suriye ve İran'dan sonra saldırılacak ve istikrarı bozulacak ülkenin Türkiye olduğudur. Finansal ağı ve güçlü lobileriyle İsraillilerin, ABD'yi tabiri caizse rehin aldığı, istediğini yaptırdığı hepimizin malumudur.

Bugün gelinen noktada Filistin özelindeki İsrail zulmünün ve toprak ilhaklarının destekçisi ve uluslararası arenadaki meşruiyet merkezi şüphesiz ABD'dir. İsrail her ne kadar arkasında böyle bir güce sahip olsa da, gerek nüfus gerek askeri-politik seviye itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti'ne doğrudan ve müstakilen saldırabilecek bir güce sahip değildir.

ABD'den ithal edeceği askeri teknolojinin (F-35 vs.) kısmen fark oluşturucu tarafları olsa da Türkiye, çok hızlı bir şekilde güncel askeri teknoloji birikime erişmenin arifesindedir. Sadece inançlarından aldığı azimle mücadele eden Kassam Tugayları'nı dahi kesin bir yenilgiye uğratamayan İsrail'in, komplo teorisi inşa edecek olursak, Suriye hattında karşımıza çıkması potansiyel bir gerçeklik taşımaktadır.

Terörsüz Türkiye ve Bölge Hedefleri

Bu bağlamda ifade etmek gerekir ki; Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine erişmiş, Suriye'de istikrarın sağlandığı ve bölgede İsrail'e maşa olabilecek tüm terörist unsurların etkisiz hale getirildiği bir denklemde, İsrail'in Suriye'de ya da başka bir noktada karşımıza yayılmacı emellerle doğrudan çıkmaya cüret edemeyeceğini ifade edebiliriz.

Aksi bir durum vuku bulur; terör devleti İsrail, sözde Davut Koridoru ya da vaat edilmiş topraklar hayaliyle tek bir karış toprağımıza göz dikmeye yeltenecek olursa, karşılaşacağı hazin tablo kendisi için çok acıklı olacaktır.

ABD'nin Türkiye-İsrail Çatışmasındaki Olası Tutumu

İsrail için sonun başlangıcı olması muhtemel bir Türkiye ile çatışma senaryosunda ABD'nin tavrı, herkesin merak ettiği bir başka konudur. ABD'nin İsrail'in arkasında olduğu gerçeğinin yanında, küresel denklemin de başka gerçekleri bulunuyor.

Türkiye; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde bölgesinde ve küresel arenada yükselen askeri, ekonomik ve siyasi bir güç merkezidir. AB'nin, Rusya karşısındaki gelişmeler ışığında ABD ile ipleri koparma noktasına geldiği ve kendisi için askeri anlamda güçlü bir partner aradığı noktada, ABD'nin Türkiye'ye, İsrail ile yaşayacağı bir çatışmada doğrudan cephe alamayacağı öngörülüyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Yine NATO'nun ikinci büyük gücüne saldırmaya göz yummak ya da destek vermek, bu büyük potansiyelin NATO'nun anti-tezi olan Rusya-Çin denkleminde yer almasına neden olmak demektir ki, bu durum ABD'nin asla istemeyeceği bir şeydir. Bu değişken denklem MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından görülmüş ve bu bağlamda TRÇ İttifakı (Türkiye, Rusya ve Çin) küresel adaletsizliğe karşı alternatif bir denklem önerisi olarak sunulmuştur.

Sonuç: Türkiye'nin Güçlü İradesi Tehditleri Bertaraf Ediyor

Kısacası İsrail; Türkiye'nin büyüyen gücü olmasa ve ABD'den hayal ettiği desteği alabilse, bir bahane ile Türkiye'ye de saldırmaya cüret edebilirdi. Ancak bugün gelinen noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğindeki ülkemizin güçlü iradesi, bu ihtimali suya düşmeye mecbur bırakan bir gerçekliktir.

O yüzden Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine tam destek vermek ve iç siyasi çekişmeleri bir kenara bırakarak, cumhurbaşkanının Türkiye merkezli dış politika manevralarında yanında durmak, bugün vatanı korumak için mücadele etmekle eşdeğer bir durumdur.

Not olarak da ekleyelim; İsrail ya da başka bir güç Türkiye'ye saldırmaya kalkarsa, şüphesiz bu yaşayacağı son pişmanlık olacaktır.