TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak bilinen çerçeve yasa, 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla yasalaştı. Yasa, PKK/KCK'nın silah bırakması ve fiili varlığının sona ermesi şartına bağlı olarak bazı soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazının ertelenmesini düzenliyor. Ancak sosyal medyada, özellikle X platformunda, yasaya karşı örgütlü bir kampanya yürütülüyor.
Yasa Ne Getiriyor?
"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun", kasıtlı öldürme suçlarını kapsam dışı tutuyor. Süreç boyunca yeni bir terör suçu işlenirse erteleme kararı geri alınacak. Yani ortada genel bir af yok; şartlı, denetimli ve geri döndürülebilir bir mekanizma işleyecek. Buna rağmen sosyal medyada "af yasası", "ihanet", "Sevr" gibi başlıklarla aynı cümleler saatlerce döndü durdu.
Yasa öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında desteğin yüzde 80'lere ulaştığı belirtiliyor. Ancak TBMM'deki oylama sırasında sosyal medyada "Terörsüz Türkiye" karşıtlığıyla ilgili binlerce paylaşım yapıldı. Yapılan analizlerde, bu paylaşımların birbirine neredeyse kelimesi kelimesine benzediği ve büyük çoğunluğunun bot hesaplardan geldiği tespit edildi. Boş biyografiler, fotoğrafsız profiller, birkaç ay önce açılmış ve çoğu sıfır takipçili hesaplar dikkat çekiyor.
Bot Hesapların Hedefi Ne?
Bu hesapların birileri tarafından ustalıkla yönetildiği, argüman üretip tahrik ettikleri ve yalana tur üstüne tur attırdıkları görülüyor. Türkiye'nin lehine bir gelişme olduğunda ya yangına benzin döküyorlar ya da alttan alta ateşi üflüyorlar. Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da bir sulh ceza hakimliği, Terörsüz Türkiye sürecini ve milli güvenliği hedef alan 22 hesabın erişimini kapattırdı.
Benzer bir örnek 2021'deki orman yangınlarında yaşanmıştı. "Help Turkey" etiketiyle yürütülen kampanyanın büyük kısmının bot hesaplardan geldiği ve amacın Türkiye'yi çaresiz ve güçsüz göstermek olduğu akademik analizlerle ortaya konmuştu. Bugün de aynı senaryo sahneleniyor: Ülke bir kamburundan kurtulmak üzereyken bir yerlerden "sanal bozguncular" devreye sokuluyor.
Kimler Kaybedecek?
Peki bu kadar örgütlü karşı kampanya kimin işine yarıyor? Sorunun cevabı, PKK silah bırakırken kimlerin "işsiz" kalacağında saklı. Birincisi, gündemini otuz yıldır "çatışma iklimi" üzerine kuran bazı siyasetçiler ve çevreler. Artık ortada bıçağın kemiğe dayandığı bir kamuoyu yönetimi kalmayacak ve buradan siyaset üretenler boşa düşecek. İkincisi, kırk yıllık kanlı saldırıların beslediği rant ekonomisini yönetenler. Bir hesaplamaya göre terör Türkiye'ye onlarca yılda yaklaşık 3 trilyon dolara mal oldu; bu meblağın önemli bir kısmı güvenliğe gitti, ancak bir kısmı da ihale ve tekelleşme düzeninden nemalanan çevrelerin cebine aktı.
Üçüncüsü, PKK'ya yaptıkları yatırımların karşılığını alamayan devletler. Amerika ve Avrupa ülkeleri vazgeçti, ancak İsrail'in eldeki son vekil örgütü PKK'ydı. Ortaya çıkan son bilgilere göre Mossad, İran'da rejim değişikliği tetiklemek amacıyla PKK ve PJAK'ı vekil güç olarak kullanmayı planlamıştı. Ankara bu plana açıkça karşı çıktı ve proje çöktü. Tel Aviv'in "PKK" kartını bu kadar açık biçimde masaya sürmesi, elinde başka bir kartı kalmadığının itirafıydı.
FETÖ ve Sonuç
Dördüncüsü ise FETÖ. Devlet, terörle mücadelede kendisini en fazla meşgul eden sekmeyi kapattığı için FETÖ şimdi daha da yalnız. Önceki gün, Özgür Özel'in yasaya destek verme çağrısından sonra FETÖ mensuplarının omurgasızlıklarını gösterdikleri görüldü. Yeni Parti'ye yaptıkları bağış paralarını isteyen birçok hesap incelendiğinde bu durum net biçimde ortaya çıkıyor.
Sosyal medyadan körüklenen "örgütlü öfke" plansız değil. Kaybedecek birçok şeyi olanlar, aynı anda, aynı dille, aynı üslupla konuşuyor. Bot hesaplar sadece görünen yüzü; asıl mesele, gerçek insanların da bu senaryoya alet olması, gündemi bilerek ya da bilmeyerek bu ağa teslim etmesi. Türkiye, kırk yıla yakın süren olağanüstü bir dönemi geride bırakıyor. Şehit cenazeleri, sokağa çıkma yasakları, dağa kaçırılan çocuklar, boşaltılan köyler artık geçmiş zaman kipiyle konuşulacak. Şehitlerimizin acıları dinmeyecek, aziz isimlerini asla unutmayacağız; fakat güzel yurdumuz bir kırk yıl daha yeni fidanlarını kurban vermeyecek. Sadece böylesi bir geleceğin karşısında durmak için gerçekten çok özel bir çıkarın olması gerekiyor. Memlekette yeni bir sayfa açılırken kimin ne kaybettiğine bakmak, bu sayfanın neden bu kadar çok kişiyi rahatsız ettiğini de gösteriyor.



