TÜİK 2025 Verileri Açıklandı: Türkiye Nüfusu 86 Milyonu Aştı
TÜİK 2025 Verileri: Türkiye Nüfusu 86 Milyonu Aştı

TÜİK 2025 Nüfus Verilerini Açıkladı: Türkiye Nüfusu 86 Milyonu Geçti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerini kamuoyu ile paylaştı. Verilere göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu, 2024'teki 85 milyon 664 bin 944 kişiden 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı. Bu nüfusun 43 milyon 59 bin 434'ünü (yüzde 50,02) erkekler, 43 milyon 32 bin 734'ünü (yüzde 49,98) ise kadınlar oluşturdu.

Nüfus Artış Hızında Yükseliş

2023'ten 2024'e geçişte 292 bin 567 kişilik nüfus artışı yakalayan Türkiye, 2024-2025 döneminde bu artışı neredeyse iki katına çıkardı. Pandemi sonrası 2021'de binde 12,7 olan nüfus artış hızı, 2022'de binde 7,1'e, 2023'te binde 1,1'e gerilemişti. 2024'te binde 3,4 olan bu hız, 2025 yılı sonu itibarıyla binde 5'e yükseldi. Dünyada birçok ülkede nüfus artış hızlarının azaldığı bir dönemde Türkiye'nin bu performansı dikkat çekici.

Kentleşme Oranı Yüzde 93,6'ya Ulaştı

ADNKS verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 93,6'sı il ve ilçe merkezlerinde, yüzde 6,4'ü ise belde ve köy gibi kırsal alanlarda ikamet ediyor. Mekânsal Adres Kayıt Sistemi'ne (MAKS) göre ise nüfusun yüzde 67,5'i yoğun kentlerde, yüzde 15,8'i orta yoğun kentlerde ve yüzde 16,8'i kırsal alanlarda yaşıyor. Bu veriler, Türkiye'nin 1980'lerin ortasından itibaren tarım toplumundan kent toplumuna evrildiğini gösteriyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Nüfus yoğunluğu 2007'de kilometrekareye 91,8 kişi iken 2025'te 112 kişiye ulaştı. Bu durum özellikle İstanbul (15 milyon 754 bin 53), Ankara (5 milyon 910 bin 320), İzmir (4 milyon 504 bin 185), Bursa (3 milyon 263 bin 11) ve Antalya (2 milyon 777 bin 677) gibi büyükşehirlerde yerleşim baskısının arttığına işaret ediyor.

Aile Yapısında Dönüşüm: Hanehalkı Küçülüyor

Toplumsal yapıdaki değişimler evlenme, boşanma ve hanehalkı büyüklüğü verilerinde belirgin şekilde görülüyor:

  • 2008'de yüzde 2,58 olan boşanma oranı 2025'te yüzde 5,2'ye yükseldi.
  • Evli olanların toplam nüfus içindeki oranı 2008'de yüzde 64,4 iken 2025'te yüzde 60,2'ye geriledi.
  • 2008'de 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğü, 2023-2025 döneminde 3,1 kişiye düştü. Son 17 yılda yaklaşık yüzde 20'yi aşan bir azalma yaşandı.

Bu durum geniş aile yapısından çekirdek aileye, hatta tek kişilik hanehalkı yapısına doğru bir kaymayı gösteriyor. İller arasında belirgin farklar bulunuyor:

  • En yüksek hanehalkı büyüklüğü: Şırnak (4,84), Şanlıurfa (4,63), Batman (4,43)
  • En düşük hanehalkı büyüklüğü: Tunceli (2,49), Giresun (2,50), Çanakkale (2,51)

Yaşlanan Nüfus ve Bağımlılık Oranları

Türkiye'nin demografik yapısı giderek yaşlanıyor:

  • Yaşlı nüfusun (65+) toplam nüfus içindeki oranı 2024'te yüzde 10,6 iken 2025'te yüzde 11,1'e yükseldi.
  • Ortanca yaş 1935'te 21,2, 2000'de 24,8 iken 2025'te 34,9'a ulaştı.
  • Çocuk bağımlılık oranı (0-14 yaş) 2007'de yüzde 39,7 iken 2025'te yüzde 29,7'ye düştü.
  • Yaşlı bağımlılık oranı ise aynı dönemde yüzde 10,7'den yüzde 16,2'ye yükseldi.

Bu veriler, bakıma muhtaç çocuk sayısı azalırken yaşlı sayısının arttığını, bunun da sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri üzerinde ek yük oluşturma potansiyeli taşıdığını gösteriyor.

Doğurganlık ve Göç Dengesi

Nüfusun diri tutulmasında doğurganlık ve göç politikaları kritik önem taşıyor. Geçici koruma statüsündeki Suriyeliler hariç tutulduğunda, 2024'te 1 milyon 480 bin 547 olan toplam yabancı nüfus, 2025'te yüzde 2,6 artışla 1 milyon 519 bin 515 kişiye yükseldi.

Uzmanlar, nüfusun sürdürülebilirliği için önceliğin doğurganlığın artırılmasında olması, göçün ise tamamlayıcı bir işlev görmesi gerektiğini belirtiyor. Doğurganlığın artırılması zorlu ve sabır gerektiren bir süreç olsa da, göçün uyum süreçleri yönetilmediğinde uzun vadede çok boyutlu sorunlara yol açabileceği vurgulanıyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

2025 yılının Aile Yılı olarak ilan edilmesinin ve 2026-2035 döneminin Aile ve Nüfus On Yılı olarak belirlenmesinin, Türkiye'nin demografik geleceği açısından önemli adımlar olduğu ifade ediliyor.