YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un Genel Kurul'daki oylamasında partisinin tutumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Nefes ve Sözcü gazetelerine konuşan Özel, 'evet' oyu kullanmasına yönelik eleştirilere yanıt verdi ve sürecin ayrıntılarını anlattı.
Özel'den 'evet' oyu savunması
Özel, kendisinin ve parti yöneticilerinin çerçeve yasaya 'evet' oyu vermesine ilişkin, "Vicdanen içim rahat. Yıllardır savunduğumuz bir görüşün sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersini yapmamız doğru değil. Doğru kararı aldığımızı düşünüyorum. Ben, 'Adam yine kazandı' diye bakmıyorum. Sonunda kazanılmış bir şey olacaksa en azından tek başına kazanmadı. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur" dedi.
Parti içi demokrasi vurgusu
Özel, oylama sürecinde hibrit bir model izlediklerini belirterek, "Ne yaptığımız zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Olumlu yorum ve tepkiler de gelmeye başladı. Ben şuna inanıyorum: YENİ Parti olarak yeni nesil bir iş yaptık. 'Evet' oyunu dayatsak milletvekillerimiz zora girecekti, bazıları da grup disiplinine aykırı davranmak zorunda kalıp sıkıntı yaşayacaktı. Genel Başkan'ın tutumu da önemliydi. İlkesel davranması lazım. Biz de hibrit bir model geliştirdik. Çok ötesindeydik ama demokrasi konuşurken en zoru, katı bir karar alıp milletvekillerine dayatmaktı" ifadelerini kullandı.
Milletvekillerine 'Bana güvenin, derdimi kürsüde anlatacağım, ben sizi vicdanınız ve seçmeninizle baş başa bırakıyorum' dediğini aktaran Özel, "Onlar da şehirlerinden gelen görüşe göre oy kullandılar. Diyarbakır gibi, Kürt seçmenin çok olduğu İstanbul seçim bölgeleri gibi yerlerde 'evet' isteyenler vardı ama mesela benim şehrimde, Manisa'da ağırlıklı görüş 'Hayır vermelisiniz' oldu. Manisa'dan iki milletvekili 'hayır' dedi" diye konuştu.
İlkesel tutum ve eleştiriler
Özel, Akın Gürlek'in içinde bulunduğu bir heyetin kendilerini de rahatsız ettiğini ancak ilkelerin önemli olduğunu vurgulayarak, "Bir yanda bir ilke var. Bir terör örgütü fesih oluyor. Birtakım adımlar var. Milliyetçi hassasiyetleri olan partilerin 'hayır' demesi anlaşılır ama 'Kürt sorunu vardır' diyen, 1989'da bu konuda kapsamlı bir rapor hazırlayan sosyal demokrat bir partinin böyle bir ilk adıma karşı gelmesi ilkesel durmuyor" dedi.
Partisinin büyük bölümünün 'hayır' demesinin nedenlerine de değinen Özel, "Malumunuz çok büyük saldırılara maruz kalıyoruz. Yasayla ilgili süreç şeffaf değildi. Olması gereken şeffaflık TBMM'de dahi izlenmedi. Bize dahi yarım saat önce gönderdiler. İnsanlar neyin tartışıldığını dahi bilmiyordu. Metinde olmayan şeyler varmış sanılıyordu. Böyle bir ortamda da herkese 'Evet diyeceksiniz' demek, ortak bir karar almak çok zordu" şeklinde konuştu.
Cezaevi ziyaretleri ve demokratikleşme beklentisi
Özel, oylama kararından önce altı farklı cezaevindeki arkadaşlarını ziyaret ettiğini belirterek, "Tamamına yakını, yasanın desteklenmesini söylüyordu ve devamında da demokratikleşme adımlarıyla uzun tutukluluk süresinin ortadan kalkmasını, adil yargılanma hakkının olmasını, gizli tanık gibi ya da kişilerin itiraf mekanizması diye bir iftiraya zorlandıkları meselelere Avrupa standartlarında düzenlemeler getirilmelerini bekliyorlar" dedi.
Devletin şefkatli elinin cezaevindeki diğer kader mahkumlarına da uzatılması gerektiğini söyleyen Özel, "15 Temmuz darbe girişimine karışanlar, kadın cinayetleri, çocuk istismarı için değil ama devletin şefkatli elini cezaevindeki diğer kader mahkumlarına da uzatması lazım" ifadelerini kullandı.
Can Atalay ve kayyumlar
Özel, Can Atalay'ın durumuna dikkat çekerek, "Hatay, Türkiye'ye sandıkla katıldı. Yani Hatay Cumhuriyeti'nin, Türkiye Cumhuriyeti'ne katılması bir referandumla, sandıkla, halkın oyuyla oldu. Halkın oylarıyla Hatay, Türkiye Cumhuriyeti'ne katılıp Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en büyük beklentisi, hayali gerçekleşti. Hataylıların oylarıyla seçtiği milletvekilini cezaevinde tutuyoruz. Bu olmaz" dedi.
Hakkında AYM kararları olan Osman Kavala ve Gezi tutuklularının serbest bırakılması gerektiğini belirten Özel, "Ardından kayyumlar kalkmalı. Halkın kararı hayata geçmeli" diye konuştu. Ayrıca, "Devlet herkesi terörist olarak görmekten, herkesi cumhurbaşkanına hakaretten içeri atmaktan, gazetecileri yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu gibi bir absürt suçlamayla ilişkilendirmekten kurtarmalı" dedi.
Özel, raporun yedinci kısmındaki demokratikleşme adımlarının takipçisi olacaklarını belirterek, "Meclis zemininde herkesin de imzasına sahip çıkmasının takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.



