MELİH ALTINOK'un analizine göre, geçen haftalarda Kral Charles'ın ABD ziyareti sırasında dikkat çekilen ABD-İngiltere gerilimi, Trump'ın Pekin ziyaretiyle daha da karmaşık bir hal aldı. Şi Cinping, Trump ve Amerikalı iş insanlarını ağırladığı sofrada, 'Çin ulusunun şahlanışı ile Amerika'yı yeniden büyük yapma anlayışı el ele yürüyebilir' temennisinde bulundu. Bu, basit bir nezaket cümlesi değil; herkesin 'kaçınılmaz çatışma' dediği bir dönemde kritik bir mesajdı.
Hürmüz Boğazı'nda İşbirliği
En kritik dosya Hürmüz Boğazı'ydı. Pekin burada herhangi bir direnç göstermedi. Beyaz Saray'ın açıklamasına göre Şi Cinping, Boğaz'ın serbest enerji akışına açık tutulmasını, askerileştirilmesine ve geçiş ücretine karşı olduklarını net biçimde ifade etti. Çin'in gelecekte Ortadoğu'ya bağımlılığını azaltmak için daha fazla Amerikan petrolü alma konusundaki ilgisini de dile getirdi. Her iki taraf İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda anlaştı.
Soğuk Pragmatizm
Bu tablo, ekranlardaki savaş çığırtkanlarının çizdiği siyah-beyaz resmin aksine, çok daha karmaşık. Rekabet derinleşse de ortak çıkarlar işbirliğini zorunlu kılıyor. Ne tam ittifak ne sıcak savaş; karşılıklı bağımlılığın dayattığı soğuk bir pragmatizm hâkim. ABD-Çin ilişkilerinde en büyük engel olarak görülen Trump'ın bizzat masada olması, kapsamlı bir işbirliği kapısını aralıyor. Hürmüz krizi, Pekin için Ortadoğu enerji bağımlılığını azaltıp Amerikan kaynaklarına yönelme fırsatı sunuyor. Ortak bir enerji pragmatizmi doğabilir.
Finansal Bağlar
Finansal alanda da göbek bağı sürüyor. Çin'in Amerikan tahvil stoku 693 milyar dolara gerileyerek 17 yılın en düşük seviyesine indi. Aynı dönemde altın rezervleri 74 milyon onsun üzerine çıktı. Bu, dolar hegemonyasına karşı bir sigorta gibi görünse de Pekin'in hâlâ en büyük yabancı tahvil sahiplerinden biri olması, tam kopuşun ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Karşılıklı ekonomik bağımlılık, gerilimi frenleyen en güçlü mekanizma.
Putin Ziyareti ve Çok Katmanlı Oyun
Haftaya Putin'in Çin ziyareti gerçekleşecek. Moskova-Pekin ekseni enerji ve strateji alanında güçlenirken, Elon Musk, Jensen Huang, Tim Cook gibi Amerikan iş dünyasının devleri Pekin'de fabrika ve pazar anlaşmaları peşinde koşuyor. Bu manzara, ideolojik bloklaşmadan ziyade çok katmanlı, pragmatik bir oyunu işaret ediyor.
Sonuç olarak, herkesin öngördüğü 'büyük savaş' yerine iki güç, ulusal çıkarlarını maksimize ederken birbirlerine muhtaç olduklarını kabul ediyor. Hürmüz'ün açık kalması, Tayvan'da istikrar, tahvil-altın dengesi... Hepsi bu soğuk pragmatizmin parçaları. Sizce bu 'soğuk barış'tan en çok hangi ülke rahatsız olmuştur?



