ABD-İran Gerilimi Tırmanıyor: Sınırlı Müdahale Planı ve Füze Üsleri Alarmda
ABD ile İran arasındaki gerilim, 28 Aralık 2025 tarihinde başlayan protestoların ardından askeri çatışma riskini zirveye taşıdı. Washington yönetimi, sınırlı ve nokta atışı bir müdahale planı üzerinde dururken, Tahran ise yeraltı füze üslerini teyakkuza geçirdi. Bu gelişmeler, bölgedeki gerginliği daha da artırarak uluslararası toplumun dikkatini çekti.
Trump'ın Açıklamaları ve Askeri Seçenekler
ABD Başkanı Trump, ilk etapta İranlı göstericileri devlet kurumlarını "ele geçirmeye" çağırsa da sonrasında daha temkinli bir ton benimsedi. Saha durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, "Bize, İran'da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok. Eğer böyle bir şey olursa hepimiz üzülürüz. Ancak bana ulaşan bilgilere göre infazlar durmuş" ifadelerini kullandı. Ancak Trump, bu açıklamasına rağmen ABD’nin İran’ı yakın markaja aldığını ve askeri müdahale seçeneğinin halen masada olduğunu vurguladı.
Kısıtlı Müdahale Planı ve Olası Hedefler
Middle East Eye’ın (MEE) eski bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı habere göre, Washington’da "kısıtlı müdahale" seçeneği ağırlık kazanıyor. Bu senaryoda hedef, İranlı komutanlar ve yetkililer olacak. Beyaz Saray henüz resmi bir doğrulama yapmasa da güvenlik kaynakları, acil durum planlarının günlük olarak güncellendiğini belirtiyor. Olası hedef listesinde şunlar yer alıyor:
- Üst düzey isimler,
- Füze fırlatma rampaları,
- Devrim Muhafızları’na ait iletişim merkezleri,
- İç güvenlik birimleri.
Kaynaklar, müdahalenin çok yakın bir zamanda gerçekleşebileceğini belirtse de, İran’ın olası misillemesinin sonuçlarına dair süren tartışmalar nedeniyle henüz net bir karar verilmiş değil.
Askeri Hazırlıklar ve Bölgesel Etkiler
Analistler, ABD’nin Ocak ayı başına kıyasla askeri açıdan daha güçlü bir konumda olduğunu belirtiyor. Eski bir ABD yetkilisinin aktardığına göre, 2025 yılında İsrail-İran çatışmalarında harcanan hava savunma mühimmatlarının yerine yenileri tedarik edildi ve savunma kabiliyetleri artırıldı. Ancak Ukrayna’ya sağlanan destek nedeniyle, çatışmanın uzun sürmesi halinde mühimmat tedarikinde sıkıntılar yaşanabileceği öngörülüyor.
Bölgedeki bir diğer kritik aktör olan İsrail’de de hareketlilik sürüyor. İsrail’e yakın kaynaklar, İsrail Hava Kuvvetleri’nin F-35I filoları başta olmak üzere çeşitli filoları yüksek teyakkuz durumuna geçirdiğini bildiriyor. Washington ve Tel Aviv arasındaki askeri görüşme trafiği artarken, en büyük endişe kaynağı; Irak, Lübnan ve Yemen’deki İran yanlısı milislerin çatışmaya dahil olarak savaşı bölgeye yayması.
Diplomasi Trafiği ve İran’ın Savunma Tedbirleri
Bölgedeki gerilimi düşürmek isteyen Suudi Arabistan, Katar ve Umman gibi Körfez ülkelerinin, ABD’yi müdahaleden vazgeçirmek için yoğun lobi faaliyetleri yürüttüğü biliniyor. Ancak uzmanlara göre, Trump yönetiminin gerilimi azaltma politikası geçici bir hamleydi ve yönetim, İran’da "rejim değişikliği" gerçekleştirme hedefinden vazgeçmiş değil.
Saldırı ihtimalinin güçlenmesi üzerine Tahran da savunma tedbirlerini artırdı. İran devlet medyası tarafından servis edilen görüntülerde, yeraltı füze üsleri, füze fırlatma rampaları ve Rus yapımı S-300 hava savunma sistemlerinin atışa hazır halde beklediği görüldü. Üst düzey İranlı askeri yetkililer, herhangi bir saldırıya sert karşılık vereceklerini belirterek, İsrail şehirlerinin ve Körfez’deki ABD tesislerinin "hızlı bir misilleme" ile hedef alınacağı uyarısında bulundu.