İslamabad'da Tarihi ABD-İran Müzakereleri Başladı: Ortadoğu'nun Geleceği Belirlenecek
İslamabad'da bugün başlayan ABD ve İran barış müzakereleri, yalnızca iki ülke arasındaki gerilimi değil, tüm Ortadoğu bölgesinin kaderini doğrudan etkileyecek kritik başlıkları masaya taşıyor. Pakistan'ın arabuluculuğunda gerçekleşecek tarihi görüşmeler öncesinde başkentte olağanüstü güvenlik önlemleri alınırken, müzakerelerin yürütüleceği "kırmızı bölge"ye yalnızca yetkili diplomatik personelin girişine izin veriliyor.
İki Kritik Dosya: Hürmüz Boğazı ve Lübnan Cephesi
Müzakerelerin merkezinde iki temel konu bulunuyor: Hürmüz Boğazı'nın tam kapasiteyle açılması ve Lübnan'daki İsrail saldırganlığının durdurulması. Küresel enerji arzının can damarı olan Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin İran tarafından kısıtlanması, dünya çapında ciddi bir petrol ve doğalgaz krizine yol açmış durumda. Donald Trump yönetimi, ateşkes anlaşmasının en önemli maddelerinden birinin bu stratejik su yolunun yeniden açılması olduğunu vurgularken, Tahran yönetimi bunu daha kapsamlı güvenlik garantileriyle ilişkilendiriyor.
Lübnan cephesi ise taraflar arasındaki en büyük anlaşmazlık noktası olarak öne çıkıyor. İran ve Pakistan, ateşkesin Lübnan'ı da kapsaması gerektiğini savunurken, ABD ve İsrail bu cepheyi ayrı bir dosya olarak değerlendiriyor. İsrail'in son günlerde Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi, Tahran'ın "müzakereler anlamsız hale gelir" uyarısını beraberinde getirdi.
Tarafların Pozisyonları ve Tehditler
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan ziyareti öncesi yaptığı açıklamada temasların yapıcı bir zeminde ilerleyeceğine inandığını belirterek, "Başkan Trump bize oldukça net kurallar verdi. Görüşmelerin olumlu geçmesini bekliyorum" ifadelerini kullandı. Ancak Trump'ın kısa süre sonra New York Post'a yaptığı açıklamalar dikkat çekiciydi: "Gemileri şimdiye kadar yapılmış en iyi silahlarla yüklüyoruz. Anlaşmaya varamazsak, onları kullanacağız" dedi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Tahtrevançi ise dün yaptığı açıklamada, kalıcı ateşkes için saldırıların tekrarlanmayacağına dair somut garantiler istediklerini vurguladı. Tahtrevançi, "Aldatma amacıyla ve İran'a karşı yeniden askeri saldırganlığın zeminini hazırlamayı amaçlayan görüşmelere girmeyeceğiz" diye konuştu.
İsrail'den Provokatif Açıklamalar
İslamabad'da ateşkes görüşmelerine saatler kala işgalci güç İsrail, masayı baltalamak adına yeni provokatif adımlar attı. İsrail Genelkurmay Başkanı Zamir, doğrudan müzakere sürecinin başlamasına rağmen "İsrail ordusu savaş durumunda, ateşkeste değil. Lübnan'da Hizbullah'a karşı savaşmaya devam edeceğiz. Burası bizim ana cephemiz" sözleriyle süreci sabote etmeye çalıştı. Zamir ayrıca "Tahran ile her an savaşmaya geri dönebileceklerini" de tehdit olarak savurdu.
Arabulucu Pakistan'ın Hazırlıkları ve Çin Faktörü
Süreci dikkatle yürütmeye çalışan arabulucu Pakistan'ın da masadan sonuç çıkması için kapsamlı hazırlıklar yaptığı bildirildi. Pakistanlı bir diplomatik kaynak, "Pakistan, seyrüsefer, nükleer ve diğer ilgili konularda müzakereleri kolaylaştırmak için uzman bir ekip oluşturdu" ifadelerini kullandı.
Kulislerde konuşulan bir diğer önemli başlık ise Çin'in rolü. Ateşkesin sağlanmasında perde arkasında etkili olduğu belirtilen Pekin yönetiminin, kalıcı bir anlaşma için "garantör" olması ihtimali giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Çin'in hem Tahran hem de Washington üzerindeki diplomatik ve ekonomik etkisinin bu rolü mümkün kılabileceği değerlendiriliyor.
Müzakerelerde İran heyetinin başkanlığını Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD heyetinin başkanlığını ise Başkan Yardımcısı JD Vance yapıyor. Beklenti, bugünkü görüşmelerde ileriki safhalar için üzerinde konuşulacak bir yol haritası ve çerçeve metnin oluşturulması yönünde.



