
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bugünlerde herkesin dilinde olan o meşhur 'diplomasi dilini' kullanarak adeta bombalar yağdırdı. Gazze'deki insanlık dramına dair söyledikleri, uluslararası arenada yankılanacak cinsten.
Gül'ün üzerine basa basa vurguladığı şey şu: İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları artık sıradan bir çatışma olmaktan çıktı. Öyle ki, bu savaşın faturası sadece bölge halkına değil, tüm insanlığa kesilecek. Nasıl mı? İşte tam da bu noktada Gül'ün o meşhur diplomatik dehası devreye giriyor.
Uluslararası Topluma Sert Eleştiri
Gül'ün en can alıcı uyarısı ise uluslararası topluma. Adeta 'seyirci kalanlar da suçludur' dercesine, dünya liderlerini uyandırmaya çalışıyor. Çünkü bu yangın söndürülmezse, sıradaki kim olacak belli olmaz. Tarih, böyle anlarda sessiz kalanları asla affetmez.
Peki ya çözüm? Gül'e göre cevap aslında çok basit: İnsanlık onurunu ön planda tutan bir diplomasi. Ama gelin görün ki, bugünkü dünya liderleri bu basit formülü bir türlü uygulayamıyor. Belki de işlerine gelmiyor, kim bilir?
Bölgesel Dengeler Altüst Olabilir
Gül'ün dikkat çektiği bir diğer nokta ise bölgesel istikrar. Gazze'deki çatışmaların yarattığı dalgalar, tahmin edilenden çok daha geniş bir alana yayılabilir. Öyle ki, komşu ülkeler bile bu yangından nasibini alabilir. İşte o zaman kimse 'bana ne' diyemeyecek.
Sonuç olarak, Abdullah Gül'ün bu uyarıları sadece bir 'eski cumhurbaşkanının görüşleri' olarak görülmemeli. Aksine, tecrübeli bir devlet adamının geleceğe dair öngörüleri olarak değerlendirilmeli. Unutmayalım: Tarih, benzer hataları tekrarlayanları asla affetmez.