Yarın Ankara, dünyanın en kritik diplomasi merkezlerinden biri olacak. 22 yıl aradan sonra yeniden Türkiye'de düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'nde gözler yalnızca ittifakın geleceğinde değil, ABD Başkanı Donald Trump'ın gerçekleştireceği kritik temaslarda olacak. Trump, Türkiye'ye ajandası ve çantası dolu bir ziyaret gerçekleştirecek.
Trump'ın Ankara Ziyareti ve Geniş Heyeti
Trump'ın yaklaşık bin kişilik heyetiyle Ankara'ya gelecek olması, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile zirve öncesinde ve zirve kapsamında baş başa görüşmeler gerçekleştirecek olması, zirveyi sıradan bir NATO toplantısının çok ötesine taşıyor. Masada sadece Ukrayna savaşı, savunma harcamaları ya da NATO'nun geleceği yok.
Türkiye-ABD İlişkilerinde Kritik Dosyalar
Türkiye ile ABD arasında uzun süredir çözüm bekleyen kritik dosyalar da yeniden açılıyor. Son dönemde Halkbank davasının Türkiye lehine sonuçlanmasının ardından şimdi gözler CAATSA yaptırımlarına çevrilmiş durumda. Savunma sanayiindeki kısıtlamaların kaldırılması, F-35 programında yeni bir sayfanın açılması ve Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN için ihtiyaç duyduğu motor teknolojisine ilişkin olası adımlar, Ankara'daki görüşmelerin en kritik başlıkları arasında yer alıyor.
NATO'nun Yeni Güvenlik Başlıkları
NATO liderleri de Ankara'da en kritik zirvelerinden birini gerçekleştirecek. Artık savaşların doğası değişiyor. Bu nedenle enerji güvenliği, kritik altyapılar, siber saldırılar ve yapay zekâ artık NATO'nun en önemli güvenlik başlıkları arasında yer alıyor. Bir başka kritik başlık ise ittifakın finansmanı. Trump'ın yıllardır dile getirdiği 'ABD, Avrupa'nın güvenlik faturasını tek başına ödeyemez' eleştirisi yine masada olacak. Savunma harcamalarının milli gelirin yüzde 5'ine çıkarılması yönündeki tartışmaların Ankara'da yeni bir ivme kazanması bekleniyor.
Zirvenin Ekonomik ve Jeopolitik Etkileri
Kısacası bu zirve, klasik bir NATO toplantısından çok daha fazlası olacak. Ancak bana göre bu zirvenin asıl önemi, Türkiye ile ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açma ihtimali. Eğer Ankara'daki görüşmelerden CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik güçlü mesajlar gelir, savunma sanayisindeki iş birlikleri yeniden ivme kazanır ve ekonomik ilişkileri güçlendirecek somut adımlar atılırsa, bunun etkisi yalnızca iki ülke arasında kalmayacak. Hatta etkisi yalnızca savunma sektöründe hissedilmeyecek. Uluslararası yatırımcılar açısından da Türkiye'nin jeopolitik risk primini azaltabilecek güçlü bir mesaj verilmiş olacak.
Uzun süredir Türkiye'yi izleyen yabancı fonlar için Washington-Ankara hattındaki normalleşme, ekonomik göstergeler kadar önemli bir güven sinyali niteliği taşıyor. Bu nedenle Ankara'dan çıkacak olumlu mesajlar, piyasalarda da yakından takip edilecek. Hatta ekonomiden daha çok siyasetten etkilenen uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Moody's ve Fitch'in Temmuz değerlendirmelerine bile not artışı olarak yansıyabilir.
Geleceğe Yönelik Mesajlar
Yarın Ankara'da verilecek fotoğraf, yalnızca NATO'nun değil, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde küresel siyasette ve ekonomide üstleneceği rol açısından da önemli mesajlar taşıyacak. Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinin seyrini, savunma sanayisinin önündeki engelleri, yabancı sermayenin Türkiye algısını ve 100 milyar dolarlık Türkiye-ABD ticaret hedefinin ne kadar gerçekçi olduğunu da etkileyecek.



