ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, tüm dünyayı kaos ve belirsizliğe sürükledi. Ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi için İran'ın baş müzakerecisi Dışişleri Bakanı Arakçi kritik bir rol üstleniyor. Ancak İran'ın parçalanan liderliği, karar alma süreçlerindeki çok seslilik ve farklı fraksiyonların dış politikayı araçsallaştırması, Arakçi'nin barış çabalarını baltalıyor.
Arakçi'nin Diplomatik Geçmişi
63 yaşındaki Arakçi, 1995 yılında İngiltere'deki Kent Üniversitesi'nde siyaset felsefesi eğitimi aldı. İran-Irak Savaşı'nda savaştıktan sonra diplomasiye yönelen Arakçi, eski Devrim Muhafızı kimliğiyle dikkat çekiyor. 2015 nükleer anlaşmasının müzakere sürecinde Zarif'in yardımcısı olarak görev yaptı.
İç Politikadaki Engeller
Arakçi, sürekli iç politikadaki baskılara ve kırmızı çizgilere yanıt vermek zorunda. İran'ın temel çelişkisini somutlaştıran Arakçi, en deneyimli müzakereci olmasına rağmen, Devrim Muhafızları generalleri tarafından yetkileri sınırlandırılıyor. Sertlik yanlıları nükleer meselelerin gündeme getirilmemesi gerektiğini savunurken, ılımlılar ülkenin yıkımını önlemek için anlaşma yapılmasını istiyor.
Müzakere Sürecindeki Zorluklar
Donald Trump, İran'ı "ciddi şekilde bölünmüş" olarak nitelendirerek ateşkesi uzattı. Tahran'da kimin ABD ile görüşeceği ve masada ne olacağı konusunda anlaşmazlık yaşanıyor. Arakçi, Saint Petersburg'a yaptığı ziyarette Rus lider Putin ile görüşerek Mücteba Hamaney'in mektubunu iletti ve Rusya'nın Trump ile ilişkisini kullanmayı hedefledi.
Arakçi'nin doktora tezi siyasi uzlaşma teorilerini inceliyordu. Şimdi bu teoriler, savaşın gerçekliğiyle en zorlu sınavı veriyor.



