Cenevre'deki Üçlü Görüşmeler İkinci Gününde Son Buldu
Rusya, ABD ve Ukrayna arasında devam eden krizin çözümüne yönelik olarak İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen üçlü görüşmelerin ikinci günü resmi olarak sona erdi. Basına kapalı bir şekilde gerçekleştirilen bu diplomatik buluşma, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın dördüncü yılına girilmesinin hemen öncesinde yapıldı.
Görüşmelerin Detayları ve Süresi
Görüşmeler, yerel saatle sabah 09.40 civarında bir otelde başladı ve yaklaşık 2 saat sürdü. Heyetler, oturumun tamamlanmasının ardından otelden ayrılmaya başladı. Önceki gün yapılan üçüncü tur görüşmeler ise 4 saatten uzun bir süre devam etmişti.
Tarafların Temsilcileri ve Pozisyonları
Üçüncü tur görüşmelere, Rusya tarafını temsilen Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Müşaviri Vladimir Medinskiy başkanlık ederken, Ukrayna heyetini Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov yönetti. ABD'den ise Başkan Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Danışmanı Jared Kushner katılım sağladı.
Witkoff, tarafların anlaşmaya varmak için çalışmaları sürdürmeyi kabul ettiğini açıklamıştı. Buna karşın, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rusya'nın görüşmelerin başladığı gün saldırılar düzenlediğini belirterek, bu durumun Rusya'nın niyetlerini açıkça gösterdiğini ifade etti. Zelenski, müttefik ülkeleri Rusya'ya yönelik baskıyı artırmaya çağırdı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise bu turda toprak sorunu da dahil olmak üzere daha geniş konuların ele alındığını ve bunların Rusya'nın talepleriyle ilgili olduğunu vurguladı.
Önceki Görüşmeler ve Süreç
Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü müzakerelerin ilk ve ikinci turu, Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de 23-24 Ocak ve 4-5 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilmişti. Cenevre'de başlayan bu yeni tur, savaşın uzun sürmesi nedeniyle uluslararası toplumda artan endişeler ışığında düzenlendi.
Diplomatik çabalar devam ederken, taraflar arasındaki gerilim ve güven eksikliği, barış sürecinin önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Görüşmelerin geleceği ve olası bir anlaşmaya varılıp varılmayacağı, küresel siyasetin gündemini şekillendirmeye devam edecek gibi görünüyor.