Davos 2026: Küresel Sistemin Meşruiyet Krizi ve Erdoğan'ın Yıllar Önceki Uyarıları
İsviçre'nin Davos kasabasında gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu 2026 Zirvesi, bu yıl da küresel düzenin derinleşen sorunlarını masaya yatırdı. Ancak bu kez, çözüm önerilerinin salonlarda sıkışıp kalmadığı, aksine sistemin temellerine yönelik ciddi sorgulamaların yapıldığı bir platform olarak öne çıktı. Zirvenin en dikkat çeken yönü, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllar önce dile getirdiği eleştirilerin, küresel sistem tarafından ancak şimdi anlaşılmaya başlanması oldu.
Trump'ın Sert Çıkışları ve Erdoğan'ın 2009'daki 'One Minute' Anısı
Davos 2026'da en çok konuşulan isimlerden biri, eski ve potansiyel gelecek ABD Başkanı Donald Trump oldu. Trump'ın mevcut küresel düzene yönelik sert eleştirileri, serbest piyasa dogmalarını ve geleneksel diplomasi anlayışını hedef alan açıklamaları, forumun alışılagelmiş dilini zorladı. Bu durum, 2009 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan'ın Gazze saldırıları sonrası Davos'ta yaptığı ve dünya kamuoyunda büyük yankı uyandıran 'One Minute' çıkışını akıllara getirdi. O dönemde bir ahlaki itiraz olarak kayda geçen bu tavır, bugün hukuki ve kurumsal bir sistem sorgulamasına dönüşmüş durumda.
Batı'dan Gelen Nadir İtiraflar: Kanada Başbakanı'nın Açıklamaları
Bu yılki zirvede dikkat çeken bir diğer gelişme, Birleşmiş Milletler sisteminin hukuki meşruiyetine yönelik eleştirilerin artık yalnızca 'küresel güney' ülkelerinden değil, Batılı liderlerden de açıkça dile getirilmesi oldu. Kanada Başbakanı Mark Carney'nin, BM sisteminin günümüz krizlerine yanıt üretmekte yetersiz kaldığını ve mevcut yapının ciddi bir temsil ve adalet sorunu doğurduğunu kabul eden açıklamaları, forum kulislerinde 'sessiz bir kırılma' olarak değerlendirildi. Bu itiraf, Erdoğan'ın uzun süredir vurguladığı 'Dünya 5'ten büyüktür' tezinin uluslararası hukuk zemininde yeniden tartışılmaya başlandığının somut bir göstergesi.
BM Güvenlik Konseyi'nin Veto Mekanizması ve Adalet Sorunu
Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, sorunun merkezinde BM Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısı bulunuyor. Beş daimî üyenin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) veto yetkisi, uluslararası hukukun evrensellik ilkesini fiilen askıya alan bir mekanizma üretmektedir. Bu durum, konseyin Gazze, Ukrayna, Suriye ve Yemen gibi kritik dosyalarda karar alamamasına, hatta çoğu zaman hukuki sorumluluktan kaçan bir yapıya dönüşmesine yol açıyor. Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği eleştiriler de tam olarak bu noktaya odaklanıyor; 'Dünya 5'ten büyüktür' söylemi, bir siyasi sloganın ötesinde, uluslararası hukukun yeniden inşasına dair normatif bir çağrı niteliği taşıyor.
Ekonomik Büyüme ve Toplumsal Refah Arasındaki Uçurum
Zirvede ekonomi başlığı altında en fazla tartışılan konulardan biri, küresel ekonomik büyümenin neden toplumsal refaha yeterince yansımadığı oldu. Bu çerçevede, BlackRock CEO'su Larry Fink'in 'sistem 30 yıldır halka yeterince bir şey vermedi' tespiti, yalnızca bir itiraf değil, aynı zamanda Davos elitlerinin kendi meşruiyet krizini de kabulü olarak yorumlandı. Yapay zekânın beyaz yakalı istihdamı tehdit etmesi ise sosyal huzursuzluk riskini zirvenin merkezine taşıdı.
Türkiye'nin Zirvedeki Temsili ve Trump'ın Barış Kurulu Daveti
Davos 2026'da dikkat çeken bir diğer gelişme, Trump'ın Başkan Erdoğan'ı 'Barış Kurulu'na bizzat davet etmesi oldu. Davetin kabul edilmesi üzerine Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etti. Beyaz Saray, Fidan'ın 'Gazze Yürütme Kurulu' benzeri bir formatta, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair gibi isimlerle birlikte yer alacağını duyurdu. Bu hamle, Türkiye'nin bölgesel ve küresel diplomasideki artan rolünü bir kez daha vurguladı.
Küresel Sistem: Kriz Yöneten mi, Kriz Üreten mi?
Davos'ta Ukrayna ve Orta Doğu başlıkları, resmi oturumların ötesinde kapalı toplantılarda ele alındı. ABD merkezli analizlerde, küresel sistemin artık 'kriz yöneten' değil, 'kriz üreten' bir yapıya dönüştüğü vurgusu öne çıktı. Trump faktörü bu noktada yeniden devreye giriyor. Onun uzun süreli dış angajmanlardan kaçınma, ekonomik ve askeri gücü pazarlık aracı olarak kullanma ve müttefiklere koşulsuz güvenlik şemsiyesi sunmama yaklaşımı, özellikle Avrupa delegasyonlarında ciddi bir tedirginlik yarattı.
Davos'un Geleceği: Kontrol Kaybı ve Yön Arayışı
Bu yılki zirvenin belki de en net çıktısı, Davos'un artık küresel gündemi belirleyen değil, gündemin gerisinden gelen bir platforma dönüşme riskiyle karşı karşıya olduğu gerçeğiydi. Trump'ın yükselttiği siyasi dalga, Davos'un temsil ettiği küresel elit düzeni doğrudan sorguluyor. ABD ana akım basınında sıkça dile getirilen 'Davos, Trump sonrası dünyayı değil; Trump'ın geri döndüğü bir dünyayı anlamaya çalışıyor' tespiti, zirvenin ruh halini özetliyor.
2026 Davos Zirvesi, küresel sistemin bir yol ayrımında olduğunu net biçimde ortaya koydu. Serbest piyasa, çok taraflı diplomasi ve liberal düzen; Trump'ın temsil ettiği güç politikalarıyla sınanıyor. Zirveden çıkan tablo, küresel elitlerin hâlâ sorunları teşhis edebildiğini ancak çözüm üretme kapasitesinin ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor. Davos bu yıl, çözüm sunan bir zirveden çok; gelecek fırtınayı hisseden ama yönünü tayin edemeyen bir küresel vitrin olarak kayda geçti.