İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'e Sert Kınama: "Açık Bir Zulüm Örneği"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Parlamentosu'nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanması planlanan idam düzenlemesine karşı keskin bir açıklama yaptı. Duran, bu düzenlemeyi şiddetle kınayarak, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.
"Soykırımın Bir Uzantısı"
Duran, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail Parlamentosu’nda kabul edilen ve sadece Filistinlilere uygulanması öngörülen idam düzenlemesini şiddetle kınıyorum, telin ediyorum" ifadelerini kullandı. Bu sözde yasayı, masum insanlara yönelik soykırımlarının bir devamı olarak gördüklerini belirten Duran, şunları kaydetti:
"Hukukun üstünlüğünü hiçe sayan, ayrımcılığı ve zulmü derinleştiren, bir halkı topyekûn cezalandırmayı meşrulaştırmaya çalışan açık bir zulüm örneği ile karşı karşıyayız. Filistin halkına yönelik sistematik baskı ve şiddetin yeni bir boyut kazandığı bu adım, işgal politikalarının ulaştığı vahim noktayı gözler önüne seriyor."
Irkçı ve Ayrımcı Uygulamalar
İletişim Başkanı, bu düzenlemenin ırkçı ve ayrımcı temeller üzerine inşa edildiğini vurgulayarak, "Bu hastalıklı anlayışın ne hukukta ne de insanlık değerlerinde karşılığı bulunmaktadır" dedi. Duran, uluslararası toplumun bu açık hukuksuzluk karşısında sessiz kalmaması gerektiğinin altını çizdi.
"Adalet, insan hakları ve evrensel değerler adına somut adımlar atılması, ertelenemez bir zorunluluktur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, her zaman olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya devam edecektir."
İnsani Sorumluluk Vurgusu
Duran, Filistinli kardeşlerin haklı davasını savunmanın insani bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin bu konudaki kararlı duruşunu bir kez daha teyit etti. Açıklama, bölgede artan gerilimler ve insan hakları ihlalleri bağlamında önemli bir diplomatik tepki olarak kayıtlara geçti.
Bu gelişme, İsrail'in Filistin politikalarına yönelik uluslararası eleştirilerin artmasına neden olurken, Türkiye'nin bölgesel meselelerdeki aktif ve insan hakları odaklı duruşunu bir kez daha ortaya koydu.



