Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kore ziyareti kapsamında JTBC TV'ye verdiği mülakatta önemli açıklamalarda bulundu. Fidan, İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikalarının durdurulması için uluslararası toplumun gerekli önlemleri alması gerektiğini vurguladı.
Türkiye-Güney Kore ilişkileri
Fidan, Türkiye ve Güney Kore'nin Kore Savaşı'ndan bu yana müttefik olduğunu ve işbirliğinin 2012'de stratejik düzeye yükseltildiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son 24 yıldır Güney Kore ile her düzeydeki işbirliğine büyük önem verdiğini belirten Fidan, karşılıklı üst düzey ziyaretlerin ilişkileri daha da ilerlettiğini ifade etti. Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'un geçen yıl Türkiye'yi ziyaretinin bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Fidan, ticaret, savunma sanayii ve teknoloji alanlarında işbirliğinin doğru yolda olduğunu değerlendirdi.
Sinop Nükleer Santrali işbirliği
Fidan, iki ülkenin Sinop Nükleer Santrali konusunda olası bir işbirliğini görüşmeye başladığını belirtti. 2008-2009 döneminde Başbakan olan Erdoğan ile çalışırken bu projede görevli olduğunu ve Kore Elektrik Enerjisi Kurumuyla (KEPCO) ileri düzeyde işbirliği yapmak istediklerini ancak projenin sonuca varamadığını söyleyen Fidan, bu sefer ortak projeyi gerçekleştirebileceklerini umduğunu ifade etti.
ABD-İran görüşmeleri
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile bir mutabakat zaptının bir hafta içinde imzalanabileceğine ilişkin sözlerini değerlendiren Fidan, iyimser olduğunu belirtti. Her iki tarafla, arabulucu Pakistan ve bölgedeki diğer ilgili taraflarla düzenli istişareler içinde olduğunu söyleyen Fidan, tarafların bir anlaşmaya varmasına yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti. Bazı teknik ayrıntılar olduğunu ancak her iki tarafın da ilk taslağın son hali üzerinde genel bir mutabakata vardığını düşündüğünü belirten Fidan, yakında iyi haberler almayı umduğunu söyledi.
Hürmüz Boğazı ve mayın temizleme
Hürmüz Boğazı'nın durumuna değinen Fidan, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin geleneksel olarak nükleer meseleler etrafında döndüğünü ancak ilk kez başka bir konunun daha acil hale geldiğini belirtti. Boğazın birkaç ay daha kapalı kalması halinde Afrika'daki bazı ülkelerin gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalacağını ifade eden Fidan, bunun herkes için küresel bir kabus olduğunu söyledi. Her iki tarafın da önce boğazın açılmasına odaklanıp ardından nükleer müzakerelere geçmeye istekli olduğunu aktardı.
Türkiye'nin olası mayın temizleme operasyonlarına katılımı hakkında sorulan soruya Fidan, "Eğer taraflar arasında bir anlaşma sağlanırsa veya bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse, bunu memnuniyetle yaparız" yanıtını verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda ilkesel bir tutumu olduğunu belirten Fidan, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi arabuluculuk yapmaya çalıştıklarında benzer durumlarla karşılaştıklarını ifade etti.
İsrail'in yayılmacı politikaları
Fidan, çatışmanın sona ermesi konusunda iyimser olduğunu ancak İsrail'in müzakereleri rayından çıkarmak veya sabote etmek için elinden geleni yaptığını söyledi. İsrail'in ABD ve İran arasında yapılacak herhangi bir anlaşmanın kendi çıkarlarına uygun olmadığını düşündüğünü belirten Fidan, uluslararası topluma İsrail'e baskı uygulayarak onu uslu durmaya zorlaması çağrısında bulundu.
İsrail'in müzakere masasına oturtulması için en önemli diplomatik kozun, geçen yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Filistin Devleti'nin tam üyeliği konusunda yapılan oylamada görüldüğü gibi tüm uluslararası toplumun tutumu olduğunu kaydeden Fidan, 157 ülkenin Filistin Devleti lehinde oy kullanmasının önemine değindi. Gazze ve Filistin'deki soykırıma şiddetle karşı olan uluslararası toplumun bu tutumunu İsrail'e baskı yapmak için bir koz olarak kullanması gerektiğini ifade etti.
Fidan, İsrail'in uluslararası kurallardan, normlardan, düzenlemelerden ve etik kurallardan muaf tutulmaması gerektiğini vurgulayarak, "Avrupa Birliği, BM, diğer bazı bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve topluluklar ile ulus devletler bir araya gelip İsrail'e aynı şeyi söyleyebilirse, eğer İsrail buna karşı önlem almazsa eyleme geçerlerse, bence yüzde yüz başarı şansımız olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
İsrail'in bölgedeki istikrarsızlıkları uzatma yönündeki adımlarına ilişkin Fidan, "İsrail'in bölgedeki tutumu ve bunun sonucunda ortaya çıkan yayılmacılık ve işgal politikası ile halkları yerinden eden savaşlar yaratması, sadece bölge için değil, İran'a yönelik saldırıda da görüldüğü gibi tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğurmaktadır" ifadelerini kullandı. Enerji güvenliğinden kitlesel göçe, terörle mücadele meselelerine kadar her türlü sorunun İsrail'in dış politikasının bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Fidan, bu teşhisin neredeyse herkes tarafından paylaşıldığını söyledi.
Fidan, bu nedenle bölgesel ve uluslararası toplumun İsrail'in yayılmacı politikalarını durdurmak için gerekli önlemleri alması gerektiğini belirtti. İsrail'in kendisini Holokost'a maruz kalmış olmanın dokunulmazlık sağladığı yanılsaması içinde gördüğünü ifade eden Fidan, soykırım yapanların suçlanması, adlarının ortaya çıkarılması ve utandırılması gerektiğini söyledi. Dünyanın geri kalanından izole edilirlerse İsrail'in normal davranmaya başlayacağını belirten Fidan, Gazze halkının gıda, ilaç ve barınağa erişmesine izin verilmesi, diğer ülkelerin işgal edilmemesi ve bölgesel ülkelerle güvenlik konularında işbirliği yapılması çağrısında bulundu.
NATO Zirvesi ve uluslararası sistem
7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesine ve ABD Başkanı Donald Trump'ın olası katılımına ilişkin Fidan, ABD başkanlarının neredeyse her seferinde NATO zirvelerine katıldığını ve Trump'ın da geçen yıl Hollanda'daki zirveye katıldığını hatırlatarak bu yıl Ankara'daki zirveye de katılacağını düşündüğünü söyledi.
Küresel güvenlik mimarisindeki değişimlere yönelik Fidan, mevcut sistemin İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıktığını ve o dönemde BM'de 55 üye varken şu anda 200'e yakın olduğunu belirtti. Güç parametreleri, güç dengesi, teknoloji, yaşam tarzı, refah ve sermayenin değiştiğine işaret eden Fidan, "Miras aldığımız sistem, sorunlarımızı düzgün bir şekilde ele almamıza izin vermiyor. Bunu Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım sırasında gördük. Bu nedenle daha iyi işleyen bir uluslararası sistem oluşturmak için mevcut sistemi gözden geçirmenin zamanı geldi" değerlendirmesinde bulundu.
Başka hiçbir ulus devletin uluslararası normlara ve insanlığın geleceğine olan inancını yitirmesine izin vermemeleri gerektiğini vurgulayan Fidan, "İşbirliği yapma becerimizin eksikliği ya da daha açgözlü olmamız nedeniyle diğer ulus devletleri hayal kırıklığına uğratırsak, insanlığın geleceğine olan inançlarını yitirirler. Bunun insanlığa karşı büyük bir ihanet olacağını düşünüyorum" diye konuştu.
Fidan, Güney Kore halkına en iyi dileklerini ileterek, kendisine gösterilen büyük misafirperverlik için teşekkür etti.



