Hilal Kaplan, bugünkü yazısında Gazze'de devam eden soykırımın, uluslararası spor organizasyonlarına, özellikle de Dünya Kupası'na yansıyan çifte standartları ve egemen istisnaları ele alıyor. Kaplan, sporun siyasetten bağımsız olmadığını, aksine küresel güç dengelerinin bir yansıması olduğunu vurguluyor.
Gazze'deki Soykırım ve Sporun Çifte Standardı
Kaplan, Gazze'de İsrail'in 2023 yılından bu yana sürdürdüğü saldırılarda 40 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini hatırlatıyor. Bu trajediye rağmen, uluslararası spor camiasının İsrail'e yönelik herhangi bir yaptırım uygulamadığını belirtiyor. Oysa Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası FIFA, Rus takımlarını turnuvalardan men etmişti. Bu durum, Kaplan'a göre 'egemen istisnalar' olarak adlandırılabilecek bir çifte standardı ortaya koyuyor.
Dünya Kupası ve Siyasi Boykot
Yazar, 2022 Katar Dünya Kupası'nda İsrail'in katılımına izin verilmesini eleştiriyor. Kaplan'a göre, Katar'ın Filistin davasına verdiği destek bilinmesine rağmen, İsrail'in turnuvaya katılması, sporun siyasi baskılara ne kadar açık olduğunu gösteriyor. Ayrıca, 2026 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak ABD, Meksika ve Kanada'nın da İsrail'i dışlama konusunda isteksiz olduğu belirtiliyor.
Egemen İstisnalar Kavramı
Kaplan, 'egemen istisnalar' kavramını, uluslararası hukukun ve normların, güçlü devletler söz konusu olduğunda nasıl esnetildiğini açıklamak için kullanıyor. İsrail'in Batılı devletlerin desteğiyle uluslararası spor organizasyonlarında cezalandırılmaması, bu kavramın somut bir örneği. Yazar, Filistin Futbol Federasyonu'nun İsrail'i FIFA'ya şikayet etmesine rağmen, herhangi bir yaptırım uygulanmadığını hatırlatıyor.
Sporun Siyasi Gücü
Sporun, özellikle futbolun, kitleler üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, bu çifte standardın büyük bir anlam taşıdığı vurgulanıyor. Kaplan, Filistinli futbolcuların yaşadığı zorlukları da gündeme getiriyor: Seyahat yasakları, malzeme eksikliği ve altyapı sorunları. Buna karşın, İsrail'in kulüplerinin Avrupa kupalarında rahatça yer alması, eşitsizliğin bir başka boyutu.
Sonuç: Spor ve Adalet
Hilal Kaplan, yazısını sporun adalet ve eşitlik ilkeleriyle yönetilmesi gerektiği çağrısıyla bitiriyor. Ancak mevcut durumda, güçlü devletlerin çıkarlarının sporun ruhunu gölgelediğini ifade ediyor. Gazze'deki soykırımın spor dünyasında yeterli yankı bulmaması, uluslararası toplumun çifte standardının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.



