Hürmüz'de Sessiz Savaş, Masada Eksik Barış: İsrail Kısmi Anlaşma Korkusuyla Alarmda
Hürmüz'de Sessiz Savaş, Masada Eksik Barış: İsrail Alarmda

ABD ile İran arasında iki ayı aşan savaşın ardından diplomasi trafiği hızlanırken, kriz hâlâ kesin bir çözüme ulaşmış değil. Washington yönetimi, Tahran'ın son anlaşma taslağına vereceği yanıtı bekliyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran'dan cevabın 'çok yakında' geleceğini düşündüğünü söylerken, Tahran'ın hâlâ güçlü biçimde anlaşma yapmak istediğini ifade etti.

Ancak sahadaki tablo, diplomatik beklentiler kadar iyimser değil. Hürmüz Boğazı çevresinde son günlerde yaşanan çatışmalar, ateşkesin kırılganlığını ve savaşın her an yeniden genişleyebileceğini gösteriyor.

Hürmüz'de Göreceli Sakinlik, Derin Kriz

Bugün Hürmüz Boğazı çevresinde göreceli bir sakinlik yaşandı. Ancak bu sessizlik, önceki günlerde meydana gelen dağınık saldırıların ve deniz hattındaki gerilimin ardından geldi. Savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, artık yalnızca enerji taşımacılığının değil, Washington-Tahran krizinin de en kritik cephelerinden biri haline gelmiş durumda.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İran, savaşın başlamasından bu yana boğazdan geçen İran dışı gemilerin büyük bölümünü fiilen engelledi. Bu durum, küresel enerji piyasalarında ciddi bir baskı oluştururken, özellikle Avrupa ve Asya ekonomilerinde enerji arz güvenliği kaygısını artırdı. Hürmüz'deki her gerilim, petrol fiyatları üzerinden küresel ekonomiye doğrudan yansıyor.

ABD İran'ın Yanıtını Bekliyor

Washington'un son önerisi, savaşı tamamen bitirecek kapsamlı bir barış anlaşmasından çok, geçici ve sınırlı bir çerçeve mutabakatı niteliği taşıyor. ABD yönetimi, bu formülle önce çatışmaları durdurmayı, ardından Hürmüz Boğazı krizini çözmeyi ve daha sonra nükleer program gibi en tartışmalı başlıkları müzakere etmeyi hedefliyor.

Söz konusu plana göre süreç üç aşamada ilerleyecek. İlk aşamada savaşın resmen sona erdirilmesi, ikinci aşamada Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin yeniden güvence altına alınması ve Amerikan deniz ambargosunun kaldırılması, üçüncü aşamada ise 30 günlük yoğun bir müzakere penceresi açılarak İran'ın nükleer programı, balistik füze kapasitesi ve bölgesel etkisi gibi başlıkların masaya yatırılması öngörülüyor.

Ancak Tahran'dan henüz bu taslağa ilişkin resmi bir yanıt gelmiş değil. İran'ın temel beklentisi, savaşın yalnızca durdurulması değil, tamamen sona erdirildiğinin ilan edilmesi ve Amerikan ambargosunun kaldırılması. Tahran, aksi halde kapsamlı tavizler vermeye yanaşmayacağı mesajını veriyor.

Trump'ın Çin Ziyareti Öncesi Baskı Artıyor

ABD Başkanı Trump'ın bu hafta Çin'e gerçekleştirmesi beklenen ziyaret öncesinde Washington üzerindeki diplomatik baskı daha da artmış durumda. Çin'in enerji güvenliği açısından Hürmüz Boğazı büyük önem taşıyor. Bu nedenle Pekin yönetimi, krizin uzamasının yalnızca bölgesel değil, küresel ticaret ve enerji dengeleri açısından da ciddi sonuçlar doğuracağı görüşünde.

Washington açısından ise tablo karmaşık. Bir yandan İran'a uygulanan deniz ambargosu sürüyor, diğer yandan Amerikan istihbarat değerlendirmeleri bu ambargonun İran ekonomisi üzerinde yıkıcı sonuç üretmesinin kısa vadede mümkün olmayabileceğini gösteriyor. CIA değerlendirmelerine göre İran, Amerikan deniz ambargosunun ağır ekonomik etkilerini ancak birkaç ay sonra çok daha sert biçimde hissedebilir. Bu da Trump yönetiminin elindeki baskı araçlarının zamanla sınırlı olduğunu gösteriyor.

İsrail'in En Kötü Senaryosu: Kısmi Anlaşma

Krizin en dikkat çekici boyutlarından biri İsrail'in artan endişesi. İsrail'deki üst düzey güvenlik çevreleri, Washington ile Tahran arasında yapılabilecek sınırlı ya da geçici bir anlaşmayı 'en kötü senaryo' olarak değerlendiriyor. Tel Aviv'e göre böylesi bir anlaşma, İran'ın nükleer kapasitesini ortadan kaldırmayacak, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını İran dışına çıkarmayacak ve Tahran'ın gelecekte yeniden uranyum zenginleştirmesini engellemeyecek.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

İsrail'in kaygısı yalnızca nükleer dosyayla sınırlı değil. Tel Aviv, İran'ın balistik füze kapasitesinin ve bölgesel vekil güçlerine verdiği desteğin de masada yeterince sınırlanmayacağından endişe ediyor. İsrail'e göre geçici bir anlaşma, İran'a hem zaman kazandırabilir hem de ekonomik kaynak sağlayarak bölgesel nüfuzunu yeniden güçlendirmesine imkân verebilir.

Netanyahu'ya Verilen Güvence Yeterli Görülmüyor

İsrail basınında yer alan bilgilere göre Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu konusunda taviz verilmeyeceği yönünde güvence verdi. Ancak İsrail yönetimi, bu güvenceye rağmen bütün senaryolara hazırlık yapıyor. Tel Aviv açısından temel soru şu: Washington, savaşı bitirmek için İran'a ne kadar alan açacak? Eğer anlaşma yalnızca çatışmaları donduran ve müzakereleri ileri bir tarihe bırakan bir formül olursa, İsrail bunu stratejik risk olarak görecek. Çünkü İsrail'e göre İran'ın nükleer altyapısı ve bölgesel askeri ağı varlığını koruduğu sürece kriz yalnızca ertelenmiş olacak.

İran'dan Sert Mesaj: Diplomasi Masası, Askeri Macera

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ise ABD'nin tutumunu sert ifadelerle eleştirdi. Araghchi, 'Masaya her diplomatik çözüm geldiğinde Amerika askeri maceracılığı tercih ediyor' diyerek Washington'un baskı ve müzakereyi aynı anda yürütme stratejisini hedef aldı. Tahran'ın bakışına göre ABD, bir yandan anlaşma aradığını söylüyor, diğer yandan deniz ambargosu ve askeri baskıyla İran'ı tavize zorlamaya çalışıyor. İran yönetimi, bu yaklaşımın gerçek bir barış arayışından çok, askeri baskıyla şekillendirilmiş bir teslimiyet planı olduğunu savunuyor.

Boğazda Çatışma Riski Sürüyor

Son günlerde Hürmüz çevresinde yaşanan gelişmeler, sahadaki gerilimin hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor. İran'a yakın kaynaklar, İran güçleriyle Amerikan unsurları arasında zaman zaman çatışmalar yaşandığını duyurdu. ABD ordusu ise İran bağlantılı iki geminin bir İran limanına girmeye çalıştığını, Amerikan güçlerinin bu gemileri hedef alarak geri çekilmeye zorladığını açıkladı. Bu gelişmeler, ateşkesin yalnızca siyasi düzeyde değil, askeri sahada da son derece kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak küçük bir deniz çatışması bile savaşın yeniden tırmanmasına yol açabilecek potansiyel taşıyor.

Avrupa Yeni Deniz Güvenliği Formülü Arıyor

İngiltere ve Fransa'nın da krize dahil olması, meselenin artık yalnızca ABD-İran hattında kalmadığını gösteriyor. Londra yönetimi, Hürmüz Boğazı'nda geçiş güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeye savaş gemisi göndermeye hazırlanıyor. İngiltere ve Fransa'nın üzerinde çalıştığı plan, boğazda çok uluslu bir güvenlik misyonu kurulmasını hedefliyor. Bu girişim, Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından Hürmüz krizini ne kadar ciddiye aldığını ortaya koyuyor. Ukrayna savaşıyla enerji güvenliği konusunda ağır bedeller ödeyen Avrupa, şimdi Körfez hattında yeni bir enerji şokuyla karşı karşıya kalmak istemiyor.

Küresel Ekonominin Nabzı Hürmüz'de Atıyor

Hürmüz Boğazı'ndaki kriz, yalnızca askeri ve diplomatik bir mesele değil; doğrudan küresel ekonomiyi ilgilendiren bir kırılma noktası. Petrol ve LNG sevkiyatındaki her aksama, Avrupa'dan Çin'e, Hindistan'dan Japonya'ya kadar geniş bir ekonomik coğrafyayı etkiliyor. Bu nedenle Washington'un İran'a yönelik deniz ambargosu, yalnızca Tahran'ı değil, enerjiye bağımlı bütün küresel aktörleri de baskı altına alıyor. Eğer Hürmüz hattında güvenli geçiş sağlanamazsa, enerji fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgası ve küresel enflasyon üzerinde yeni bir baskı oluşabilir.

Anlaşma Arayışı Var, Güven Yok

Bugünkü tablonun en belirgin özelliği, tarafların savaşı sürdürmek istememelerine rağmen birbirlerine güvenmemeleri. ABD, İran'ın nükleer programı ve bölgesel gücü konusunda kalıcı güvence istiyor. İran, savaşın resmen bitirilmesini ve ambargonun kaldırılmasını ön şart olarak görüyor. İsrail ise İran'ın nükleer altyapısını tamamen tasfiye etmeyen hiçbir anlaşmayı güvenli bulmuyor. Bu nedenle masadaki plan, krizi çözmekten çok krizi dondurma ihtimali taşıyor. Washington açısından bu, Çin ziyareti öncesi diplomatik başarı olarak sunulabilir. Tahran açısından nefes alma imkânı yaratabilir. İsrail açısından ise ertelenmiş ve daha tehlikeli hale gelmiş bir kriz anlamına gelebilir.

Hürmüz'de Sükûnet Var, Masada Fırtına

Hürmüz Boğazı'nda pazar sabahı yaşanan göreceli sakinlik, krizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine diplomasi masasındaki her başlık, sahadaki her askeri temas ve enerji piyasalarındaki her dalgalanma, krizin çok daha geniş bir bölgesel ve küresel boyuta taşındığını gösteriyor. Washington İran'ın yanıtını bekliyor. Tahran savaşın tamamen sona ermesini ve ambargonun kaldırılmasını istiyor. İsrail kısmi anlaşmadan korkuyor. Avrupa geçiş güvenliği için savaş gemisi hazırlıyor. Çin enerji hattının kapanmasından endişe ediyor. Dünya ise Hürmüz'deki sessizliğin gerçek bir barış mı, yoksa yeni bir fırtına öncesi kısa bir ara mı olduğunu anlamaya çalışıyor.