Çin'den İran'ın Yeni Lider Seçimine İlişkin Açıklama
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciankun, Pekin'de gerçekleştirilen olağan basın toplantısında, İran'da Mücteba Hamaney'in dini lider olarak seçilmesi konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Guo, bu seçimin tamamen İran'ın iç işi olduğunu ve ülkenin anayasasına uygun şekilde alınmış bir karar olduğunu vurguladı.
İç İşlere Müdahale Karşıtlığı ve Çağrılar
Sözcü Guo, Çin'in herhangi bir gerekçeyle ülkelerin iç işlerine karışılmasına kesinlikle karşı olduğunu ifade etti. Ayrıca, İran'ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, uluslararası topluma bu konuda çağrıda bulundu.
Guo, aynı zamanda askeri operasyonların derhal sona erdirilmesi ve Orta Doğu bölgesindeki gerilimin daha fazla yükselmesini önlemek amacıyla en kısa sürede diyalog ve müzakerelere dönülmesi çağrısını yineledi. Bu ifadeler, Çin'in bölgedeki istikrarı korumaya yönelik tutumunu açıkça ortaya koymaktadır.
İran'da Lider Seçim Süreci ve Yetkiler
İran'da yeni liderin seçilmesinden sorumlu olan Uzmanlar Meclisi, Mücteba Hamaney'in oy çokluğuyla ülkenin üçüncü lideri olarak seçildiğini resmen duyurmuştu. Bu seçim, ABD ile İsrail'in 28 Şubat'taki hava saldırısında ülke lideri Ali Hamaney'in hayatını kaybetmesinin ardından gerçekleşti. Yeni liderin belirlenmesine kadar geçen sürede, liderlik makamını geçici bir konsey temsil etmişti.
İran'ın siyasi yapısında, seçimle iş başına gelen Cumhurbaşkanı sınırlı yetkilere sahipken, "liderlik makamı" tüm devlet organlarının üzerinde anayasal yetkilere sahiptir. Bu makam, iç ve dış politika konularında son sözü söyleyen en üst merci olarak kabul ediliyor.
"Rehber" olarak adlandırılan devlet başkanı, İran Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı sıfatıyla iç güvenlik ve dış politika alanlarında belirleyici bir rol oynuyor. Lider, 88 üyeden oluşan ve halk tarafından 8 yılda bir seçilen Uzmanlar Meclisi tarafından seçiliyor.
Uzmanlar Meclisi'ne aday gösterilecek kişilerin çoğu, mevcut lider tarafından belirlenirken, bu adaylar aynı zamanda Anayasayı Koruyucular Konseyi (AAK) tarafından da onaylanıyor. AAK'nin uygun görmediği kişiler, Uzmanlar Meclisi seçimlerine katılamıyor, bu da seçim sürecinde önemli bir denetim mekanizması oluşturuyor.



