Irak'ta Maliki'nin Başbakanlık Adaylığı ve Siyasi Arka Plan
Muntazar ez-Zeydi adlı gazetecinin, 2008 yılında dönemin ABD Başkanı George W. Bush'a Bağdat'taki bir basın toplantısında ayakkabı fırlatarak "Bu, Irak halkından bir veda öpücüğü, köpek! Bu, Irak'ta öldürülen dullardan, yetimlerden ve kurbanlardan!" diye bağırmasının üzerinden 18 yıl geçti. Bu olay, Irak'ın ABD işgali sonrası yaşadığı travmaların sembolik bir ifadesi olarak hafızalarda yer etti. Şimdi ise, 2025 seçimlerinin ardından, o dönemde Başbakan olan Nuri el-Maliki'nin yeniden başbakan adayı olarak gündeme gelmesi, ülkenin siyasi geleceğine dair tartışmaları alevlendiriyor.
Irak'ın Karmaşık Seçim Sistemi ve Mezhepsel Yapılanma
Saddam Hüseyin'in 2003'te ABD liderliğindeki askeri müdahale ile devrilmesinin ardından, Irak'ta uygulanmaya başlanan seçim sistemi, milletvekili dağılımını adeta atomize etti. Bu sistem, tek bir partinin iktidara gelmesini neredeyse imkânsız hale getirerek, partileri ve seçim ittifaklarını güçlerini birleştirmeye zorluyor. Ülkede, mezhebi ve etnik bazlı bir siyasi kast sistemi oluşmuş durumda. Bu yapıda, çoğunluk bloğunu Şiiler oluştururken, Sünni bloku ve etnik Kürt bloku da önemli siyasi aktörler olarak öne çıkıyor.
Muhasasa Sistemi ve Güç Paylaşımı
ABD işgali sonrası Irak'ta yerleşen "Muhasasa" sistemi, güç paylaşımını mezhebi ve etnik temellere dayandırıyor. Bu mutabakata göre, başbakanlık (aynı zamanda başkomutanlık) hep Şiilere, meclis başkanlığı Sünnilere, cumhurbaşkanlığı ise Kürtlere tahsis edilmiştir. Bu durum, Saddam sonrası ülkenin Şiilerin kontrolünde dizayn edildiğini gösteriyor. Hükümet kurma süreci ise şu adımları izliyor: Resmi seçim sonuçlarının ilanından sonraki 15 gün içinde yeni parlamento toplanır, 30 gün içinde meclis başkanı seçilir, ardından devlet başkanı 15 gün içinde başbakanı görevlendirir ve başbakan adayı 30 gün içinde kabinesini kurar. Sürecin Şiilerin tam kontrolünde olduğunu belirtmek gerekiyor.
Milis Güçlerinin Siyasetteki Rolü ve Koordinasyon Çerçevesi
Sayılarının 238 bin olduğu tahmin edilen silahlı milis güçleri, parlamentoda siyasi uzantıları aracılığıyla siyaseti etkiliyor ve silahları ile baskı kuruyor. Bu gruplar, iç ve dış tehditlere karşı Şii hakimiyetinin bir emniyet supabı işlevi görüyor. Son zamanlarda adı sıkça duyulan Koordinasyon Çerçevesi bloku, 2021 seçimlerinin sonuçlarına itiraz amacıyla kurulmuş ve Şii partilerini bir araya getiren gevşek bir parlamenter ittifak olarak öne çıkıyor. Bu blok, hükümetin kurulmasında önemli rol oynuyor ve bileşenleri arasında büyük milis güçleri bulunuyor. İlginç olan, bu Şii grupların, İran ve ABD'den bağımsızlık yanlısı Mukteda Sadr'a karşı bir araya gelmiş olmaları.
Maliki'nin Başbakan Adaylığı ve Tepkiler
2025 genel seçimlerinde 329 sandalyeli parlamentoda 175 sandalye ile en büyük bloku elde eden Koordinasyon Çerçevesi, Nuri el-Maliki'yi başbakanlık görevine aday gösterme kararı aldı. Bu karar, Maliki'nin üçüncü dönem başbakanlığının önünü açtı. Maliki, Bağdat'ta üniversite öğrencisiyken siyasete girerek İslami Davet Partisi'ne katıldı, daha sonra Suriye'ye geçti ve 24 yıl Lübnan ile İran'da sürgünde yaşadı. ABD güçlerinin 2003'te Bağdat'a girmesinin ardından Irak'a dönen Maliki, 2006'dan 2014'e kadar iki dönem başbakan, 2014'ten 2018'e kadar ise devlet başkan yardımcısı olarak görev yaptı.
Maliki, başbakanlığı döneminde Sünnileri siyasi ve sosyal hayattan dışlamak, barışçıl Sünni gösterilerini kanlı bir şekilde bastırmak ve yolsuzlukla suçlanıyor. Adaylığına yönelik en büyük tepki, ABD Başkanı Donald Trump'tan geldi. Trump, Maliki'nin seçilmesi durumunda ABD'nin Irak'a yardım etmeyeceği tehdidinde bulundu. Maliki'nin yeniden başbakan olma ihtimali, ülkede mezhepçi siyasetin tırmanması endişelerini artırıyor ve Suriye ile normalleşmeyi engelleyebileceği öngörülüyor.
Maliki'nin Yeniden Sahnede Olmasının Nedenleri ve Gelecek Senaryoları
Gözlemciler, Maliki'nin aday gösterilmesini, artan Amerikan baskısı ve daralan manevra alanı ile işaretlenen bölgesel bir dönüm noktasında hesaplı bir hamle olarak değerlendiriyor. Maliki, Şii çevreleri içinde siyasi ağırlığa ve bağlantılara sahip olmasıyla, fraksiyonlar sorununu çözmeye yetkin görülüyor. Ancak, ABD'nin İran'ı vurmakla tehdit ettiği bir ortamda Irak, bıçak sırtında bir denge içinde bulunuyor. Irak siyasi elitinin, İran'ın etkisinden kurtulma yönünde mi yoksa onunla birlikte ABD ile çatışma istikametinde mi bir rota izleyeceği, yakın gelecekte netleşecek. İkinci senaryonun gerçekleşmesi durumunda, kırılgan mezhebi ve etnik dengeler, Irak'ı yeniden büyük bir istikrarsızlık ortamına sürükleyebilir.
Irak uzmanı Esad Süleymanoğlu'na göre, Maliki siyasi sahneden hiç uzak kalmadı ve derin devlet içinde güç sahibi oldu. Adaylığının sürpriz olmamasının nedenleri arasında, Şii siyasetinde Başbakan Sudani'ye rakip olabilecek başka güçlü bir figürün bulunmaması, Halk Seferberlik Güçleri'ni destekleyen uzlaşılı bir adayın olmaması ve İran'a sadık grupların ABD'nin meydan okumaları karşısında güçlü bir lider arayışı yer alıyor. Maliki'nin dönüşü, Irak'ın iç ve dış politikasında önemli değişimlere yol açabilir.