Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, bölgesel krizi çözmek amacıyla İran ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile üst düzey telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde, bölgede barışın tesisi, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi konuları ele alındı.
İran ile Görüşme
Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Al Sani, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki son gelişmeleri değerlendirdi. Görüşmede, krizin sona erdirilmesi için kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılması hedefiyle yürütülen çabalar ele alındı.
Al Sani, Katar'ın bu çabaları tam olarak desteklediğini vurgulayarak, tüm tarafların sürdürülebilir barış ve bölgesel istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde girişimlere olumlu yanıt vermesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, seyrüsefer serbestisinin taviz verilmemesi gereken kalıcı bir ilke olduğunu belirterek, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının veya baskı kartı olarak kullanılmasının krizi daha da derinleştireceğini ve bölge ülkelerinin hayati çıkarlarını tehlikeye atacağını kaydetti.
Al Sani, uluslararası hukuk kurallarına ve iyi komşuluk ilkelerine bağlılığın önemine dikkat çekerek, bölge halklarının çıkarlarının önceliklendirilmesinin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağını aktardı.
BAE ile Görüşme
Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan diğer açıklamada ise Al Sani'nin, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimin azaltılmasına yönelik çabaları ele aldığı bildirildi. Görüşmede özellikle ABD ile İran arasında sağlanan ateşkese ilişkin gelişmeler ve bunun bölgesel güvenlik ile istikrara etkileri üzerinde duruldu.
Al Sani, görüşmede BAE'ye yönelik üç insansız hava aracıyla gerçekleştirilen saldırıyı kınadıklarını belirterek, BAE'nin egemenliğini, güvenliğini ve tesislerinin emniyetini korumaya yönelik aldığı tüm tedbirlerde tam dayanışma içinde olduklarını kaydetti.
Al Sani ayrıca, tüm tarafların devam eden arabuluculuk çabalarına yapıcı şekilde yaklaşmasının önemine işaret ederek, krizin temel nedenlerinin barışçıl yöntemler ve diyalog yoluyla ele alınmasının, yeniden gerilimi önleyecek kalıcı bir anlaşmaya zemin hazırlayacağını ifade etti.



