Küresel Çatışmalar ve Türk Dünyasının Stratejik Arayışı
Prof. Dr. Ainur Nogayeva'nın analizine göre, Rusya-Ukrayna Savaşı beşinci yılına girerken, ABD/İsrail-İran Savaşı da ilk ayını geride bıraktı. Dünya, "Bu bölgesel çatışmalar, tekrar milyonlarca kişinin öldüğü bir topyekun savaşa evriliyor mu?" sorusuyla diken üstünde duruyor. Tüm devletler konfor alanlarından çıkarak yeni arayışlara yönelirken, Türk devletlerinin ortak bir vizyon geliştirdiği gözlemleniyor.
Nükleer Güvenlik ve Soğuk Duş Etkisi
Uzmanlar, giderek nükleer silahların "tek güvenli liman" olarak görüldüğü konusunda hemfikir. SSCB döneminde nükleer silahtan vazgeçen Ukrayna'nın savaşa maruz kalması, bölgede soğuk duş etkisi yarattı. 1991'de "ikinci nükleer güç" olarak alkışlanan Kazakistan ise ABD, Rusya ve Çin baskısıyla nükleerden vazgeçti ve ABD tarafından "barışçıl ülke" olarak övüldü.
Türk Devletlerinin Temkinli Stratejisi
Küresel belirsizlikler karşısında Türk dünyası, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında stratejik bir kenetlenme yaşıyor. Mart ayındaki İstanbul ve Nisan başındaki Bakü görüşmelerinin ardından, Mayıs'ta liderlerin Türkistan'da bir araya gelmesi bekleniyor. Bu buluşmada şu konular öne çıkacak:
- Enerji güvenliği
- Orta Koridor projesi
- Ticaret yollarının korunması
- Ortak askeri ve ekonomik duruş
NATO'nun Kırılganlığı ve Yeni İttifak Arayışları
Trump'ın NATO'dan çıkma tehdidi, ittifakın kırılganlığını gözler önüne serdi. Türkiye için NATO önemli olsa da, NATO dışı bir aktörün saldırısı durumunda ittifakın Türkiye'yi savunmayacağı açık. Bu nedenle:
- NATO kısa vadede dağılmasa bile ciddi krizlerde güvence sunmayabilir
- Türk devletleri arasında savunma iş birliğinin derinleştirilmesi stratejik gereklilik haline geldi
- Ortak eğitim, personel değişimi ve tatbikatlar önem kazandı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın "İslam dünyası uyanıyor" söylemi bu bağlamda daha anlamlı hale gelmektedir.
Ekonomik Güvenlik ve Yeni Fırsatlar
Türkistan ülkeleri, Körfez ülkeleri dahil birçok oyuncuyla 5+1 zirveler yapmış ve yatırım vaatleri almış olsa da, günümüz jeo-ekonomik koşulları yeni arayışları zorunlu kılıyor. Orta Doğu'da halkın yakıt kuyruklarına girmesi, ülkeleri alternatif çözümlere yönlendiriyor.
ABD'nin en büyük rakibi Çin, kendisini ekonomik açıdan "güvenli refah adası" olarak tanımlarken, Trump ve çevresi kısa vadeli karlar peşinde koşuyor. Küresel ölçekte "kimin kime bağımlı olacağı" tartışmaları sürerken, başta Türk devletleri olmak üzere orta ölçekli ülkeler bu denklemi giderek daha iyi okuyor. Bu aktörler, krizlerin yalnızca risk değil aynı zamanda yeni fırsatlar da barındırdığını kavrıyor.
Gelecek Perspektifi ve Stratejik Hamleler
Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan gibi askeri kapasitesi yüksek ülkelerin oluşturabileceği bir güvenlik çekirdeği tartışılıyor. Ancak Türkiye-Azerbaycan-Pakistan arasındaki "Üç Kardeş" tatbikatlarına rağmen, Azerbaycan ve Türkistan ülkelerinin farklı jeopolitik çıkarları nedeniyle TDT dışında askeri kurumsallaşmaya mesafeli durabileceği değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, küresel çatışmaların gölgesinde Türk devletleri hem askeri hem ekonomik güvenlik için stratejik bir kenetlenme içinde. Bu arayış, filler tepişirken ezilmek istemeyen çimler misali, bölgesel istikrar ve küresel dengeler açısından hayati önem taşıyor.



