Lübnanlı yazar ve hukukçu Peter Germanos, Türkiye'nin Suriye ve daha geniş Levant bölgesindeki son on yıllık performansını analiz ederek, bu başarının modern Orta Doğu tarihinde benzeri görülmemiş olduğunu vurguladı. Germanos'un değerlendirmeleri, Türkiye'nin 2018'de karşı karşıya kaldığı zorlu stratejik ortamdan nasıl zaferle çıktığını gözler önüne seriyor.
Stratejik Kuşatma ve Türkiye'nin Dönüşümü
2018 yılında Türkiye, son derece düşmanca bir stratejik ortamla mücadele etmek zorunda kaldı. Güney sınırı fiilen kuşatılmış durumdaydı: Bir tarafta Rusya, İran ve Esad rejiminden oluşan eksen, İdlib ve Suriye çölünün merkezine doğru genişliyordu. Diğer tarafta ise Batı destekli PKK/YPG yapılanması, CENTCOM'un tam siyasi, askeri ve istihbarat desteğiyle varlığını sürdürüyordu. Benzer koşullar altında çok az devlet, stratejik bir yenilgiden kaçınabilmiş veya dengeleri tersine çevirebilmişti.
Diplomasi ve Askeri Koordinasyonun Rolü
Ancak Ankara, bu kuşatma benzeri durumu kapsamlı bir jeopolitik başarıya dönüştürmeyi başardı. Diplomasi, istihbarat ve askeri komuta arasındaki nadir görülen koordinasyon sayesinde Türkiye, büyük güçlerle doğrudan savaşa girmeden her iki tehdidi de kademeli olarak bertaraf etti. Moskova ve Tahran, ölçülü diplomasi ve sınırlı güç kullanımıyla dengelenirken, Washington'un Kürt projesi sürekli askeri baskı ve siyasi izolasyonla etkisiz hale getirildi.
Suriye'de Meşru Yönetim Gücünün Ortaya Çıkışı
En dikkat çekici sonuç, Türkiye'nin yalnızca sınırlarını güvence altına almakla kalmayıp Suriye içinde meşru bir yönetim gücü ortaya çıkarmasıdır. Ankara tarafından eğitilen, silahlandırılan ve yapılandırılan muhalif gruplar, dağınık milislerden ülkenin baskın siyasi-askeri otoritesine dönüştü. Bu olağanüstü bir başarı olarak nitelendiriliyor: Ne İran, ne İsrail, ne de Körfez ülkeleri komşu bir devlette bir vekil gücü egemen bir çekirdeğe dönüştürmeyi başaramamıştır.
Kontrollü Devlet İnşası ve Stratejik Etki
Stratejik açıdan Türkiye, Levant'ta benzersiz bir şey gerçekleştirdi: Çökmüş bir devleti işgal veya ilhak yoluyla değil, güvenlik doktrinine uyumlu yerel aktörler aracılığıyla kontrollü devlet inşasıyla yeniden şekillendirdi. Bugün Suriye artık bir tehdit unsuru değil, Türkiye'nin etkisinin tamponu ve stratejik uzantısı konumundadır.
Türkiye'nin Bölgesel Konumundaki Dönüşüm
Bu düzeydeki başarı, aynı anda Rusya, İran ve ABD'nin bölgesel mimarisine karşı elde edilerek Türkiye'yi ayrı bir kategoriye yerleştirdi. Türkiye artık yalnızca Levant'ta faaliyet gösteren bir bölgesel güç değil; doğrudan imparatorluk yönetimi olmaksızın komşuluk düzenini yeniden tasarlayabilen modern tarihteki az sayıdaki devletten biri haline geldi.
Germanos'un analizi, tarafsız bir Ortadoğu uzmanı perspektifinden Türkiye'nin Suriye'deki başarısını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu değerlendirme, Türkiye'nin bölgedeki jeopolitik manevralarının derin etkisini anlamak için önemli bir kaynak teşkil ediyor.