İsrail Başbakanı Netanyahu ve 34 Şüpheli İçin Ağır Ceza Talebi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Gazze'ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu'na yapılan silahlı müdahale nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aralarında bulunduğu 35 şüpheli hakkında ağır cezalar talep edildi. Şüpheliler için ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanı sıra, 1.102 yıl 9 aydan 4.596 yıla kadar hapis istemi yer aldı.
102 Kişi Müşteki ve İhbar Edici Olarak Yer Aldı
İddianamede, olayla ilgili olarak Emine Güneş, Hüseyin Şuayb Ordu, Aaro White, Abdallah Messaoudi, Abdulaziz Yalçın, Abdullah Gündem ve diğer birçok ismin "müşteki" sıfatıyla yer aldığı belirtildi. İstanbul 2 Nolu Baro Başkanlığı ise "ihbar eden" olarak sürece dahil oldu. Toplamda 102 kişinin müşteki ve ihbar edici statüsüyle dosyada yer aldığı kaydedildi.
Gazze'deki İnsani Durum ve Uluslararası Tepkiler
İddianamede, Gazze'de uzun süredir devam eden silahlı çatışma ortamına dikkat çekilerek, sivillere yönelik ağır ve sistematik saldırıların altı çizildi. Sivil yerleşim alanlarının hedef alınması, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere sivil nüfusun yaşam hakkını ortadan kaldıran uygulamalar, temel yaşam ihtiyaçlarına erişimin bilinçli şekilde engellenmesi gibi konular vurgulandı.
Gıda, su, elektrik, yakıt ve sağlık hizmetlerine ulaşımın kısıtlanması nedeniyle sivil halkın insan onuruyla bağdaşmayan yaşam koşullarına mahkum edildiği ifade edildi. Bu nedenle uluslararası kamuoyunda bölgeye insani yardım ulaştırılmasına yönelik çeşitli sivil girişimlerin organize edildiği belirtildi.
Sumud Filosu'nun Amacı ve İsrail'in Müdahalesi
Kamuoyunda "Sumud Filosu" olarak anılan deniz organizasyonunun, farklı ülke vatandaşlarının katılımıyla Gazze'deki insani yıkıma maruz kalan halka yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulduğu kaydedildi. İddianamede, İsrail'in Gazze'de sivillere karşı sürdürdüğü uygulamaların soykırım suçunu, insanlığa karşı suçları ve diğer uluslararası hukuk ihlallerini oluşturduğu değerlendirmesi yapıldı.
"İsrail'in bölgedeki eylemleri yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemez" ifadesine yer verilen iddianamede, bu eylemlerin uluslararası ceza hukuku bakımından soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden fiillerle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.
Uluslararası Sularda Gerçekleşen Müdahale
Soruşturmaya konu olayda, aralarında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da bulunduğu sivil kişilerin yer aldığı filonun, Doğu Akdeniz'de seyir halinde bulunduğu sırada İsrail güvenlik unsurlarınca durdurulduğu anımsatıldı. Gemide bulunan kişilerin rızaları dışında fiili hakimiyet altına alındıkları, bir kısmının zor kullanılarak gemiden indirildiği ve İsrail'e götürüldüğü belirtildi.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının daha sonra sınır dışı edilerek 4, 7, 9 ve 10 Ekim 2025'te hava yolu ile Türkiye'ye geldikleri hatırlatıldı. İsrail'in filoya yönelik müdahalesinin, gerçekleştiği yer ve koşullar itibarıyla yalnızca bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirilemeyecek nitelikte olduğu vurgulandı.
Hukuki Değerlendirmeler ve Cezai Sorumluluk
İddianamede, uluslararası sularda sivil gemilere yönelik müdahale iddiasıyla birlikte, gemilerde bulunan kişilerin rızaları hilafına özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları ve başka bir ülkeye zorla nakledilmelerinin ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, seyahat özgürlüğü, kötü muamele yasağı ve insan onurunun korunması ilkeleri bakımından bu eylemlerin değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bu süreçte maruz kaldıkları fiillerin Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler ile Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde değerlendirilmek durumunda bulunulduğu kaydedildi. Devletin vatandaşlarının temel haklarına yönelik hukuka aykırı müdahaleler karşısında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün bulunduğuna işaret edildi.
Deliller ve Şüphelilerin Konumu
İddianamede, toplanan deliller, müşteki anlatımları, açık kaynak görüntüleri ve ilgili kurum yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde, gemiye müdahalede bulunan ve operasyonel süreci sevk ve idare eden şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri belirtildi. Eylem üzerinde birlikte hakimiyet kurdukları ve fiilleri müşterek faillik kapsamında soruşturmaya konu müdahalenin planlı, organize ve fiili hakimiyet tesis edilmek suretiyle gerçekleştirildiği vurgulandı.
Şüphelilerin İsrail devletinin çeşitli kademelerinde görev yaptıkları, planlı ve sistematik şekilde hem müşteki anlatımları hem dünya kamuoyunda yer verilen bilgiler ışığında birlikte hareket ettikleri ifade edildi. Sumud filosunda bulunan müşteki mağdurlara yönelik müşterek fail sıfatıyla, sivil nitelikteki gemilere silahlı ve organize biçimde müdahalede bulunmak suretiyle mağdurları rızaları dışında özgürlüklerinden yoksun kıldıkları anlatıldı.
Cezai İstemler ve Şüpheliler Listesi
İddianamede, 35 şüphelinin aşağıdaki suçlardan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve bin 102'şer yıl 9'ar aydan 4'er bin 596'şar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi:
- İnsanlığa karşı suçlar
- Soykırım
- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
- Eziyet
- Mala zarar verme
- Nitelikli yağma
- Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede şüpheli olarak yer alan isimler arasında şunlar bulunuyor:
- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu
- İsrail Savunma Bakanı Israel Katz
- Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant
- Maliye Bakanı Bezalel Smotrich
- İsrail Miras Bakanı Amichai Eliyahu
- İsrail Kamu Güvenlik Bakanı İtamar Ben Gvir
- İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir
- İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama
- İsrail Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Arye Sharuz Shalicar
- İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Başkanı Daniile Hagari
Diğer şüpheliler arasında İsrail Harekat Dairesi Başkanı Itzhak Cohen, 146. Tümen Komutanı Beni Aharon, Eski Mossad Direktörü Yesi Cohen, çeşitli siyasetçiler, emekli askerler ve diğer devlet yetkilileri yer alıyor.
Soruşturma Süreci ve Adli İşlemler
İddianamede, İsrail Devleti tarafından alıkonulan mağdurların hava yolu ile Türkiye'ye gönderildikleri, Türkiye'ye gelen mağdurların İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nda adli ve psikolojik muayenelerinin yapıldığı belirtildi. Düzenlenen adli muayene raporlarının savcılığa gönderildiği ve müşteki-mağdur sıfatıyla beyanlarına başvurulduğu aktarıldı.
Yürütülen soruşturma işlemleri sırasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve olayda cezai sorumluluğu bulunan şahısların tespiti amacıyla İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına müzekkereler yazıldığı kaydedildi. İstanbul 2 No'lu Baro Başkanlığının da 7 Kasım 2025'te savcılığa ihbar mahiyetinde suç duyurusunda bulunduğu bilgisi verildi.
Soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının "müşteki" olarak alınan beyanlarında, insani amaçla filoya katıldıklarını, geminin uluslararası sularda seyir halinde bulunduğu sırada İsrail güvenlik unsurlarınca durdurulduklarını, rızaları dışında silahlı personel tarafından kontrol altına alındıklarını ifade ettikleri belirtildi.



