Ermenistan Başbakanı Paşinyan'dan Azerbaycan ile Barış Sürecine İlişkin Önemli Açıklamalar
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan ile devam eden barış görüşmelerine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Düzenlediği basın toplantısında konuşan Paşinyan, iki ülke arasında bir barış anlaşmasının imzalanacağına dair hiçbir şüphe taşımadığını vurguladı.
"Barış Anlaşması Mutlaka İmzalanacak"
Paşinyan, sürece ilişkin iyimser olduğunu belirterek, "Barış anlaşmasının imzalanacağından hiç kuşkum yok. Ne zaman imzalanacağı ayrı bir meseledir ancak imzalanacaktır." ifadelerini kullandı. İki ülke arasındaki görüşmelerde tarafların tutumlarının giderek daha net şekilde örtüştüğünü dile getiren Paşinyan, sürecin kalıcı barış hedefi doğrultusunda ilerlediğini kaydetti.
Barışın Kalıcı Hale Getirilmesi Hedefleniyor
Ermenistan Başbakanı, artık asıl hedefin barışı kalıcı ve geri döndürülemez hale getirmek olduğunu belirtti. Bu süreçte hem Ermenistan hem de Azerbaycan'daki iç siyasi gelişmelerin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Paşinyan, barışın korunması için toplumların da sorumluluk taşıdığını ifade etti.
Süreci Sabote Etmeye Çalışan Güçler Uyarısı
Paşinyan, her iki ülkede de barış sürecinden memnun olmayan ve süreci sabote etmeye çalışabilecek güçlerin bulunduğunu söyledi. "Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları olarak, tesis edilen barışı korumak ve onu geri döndürülemez kılmak bizim sorumluluğumuzdur." diye konuştu.
ABD Arabuluculuğunda İmzalanan Ortak Deklarasyon
Ermenistan ile Azerbaycan, 8 Ağustos 2025'te ABD arabuluculuğunda düzenlenen zirvenin ardından ortak deklarasyona imza atmıştı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın katılımıyla, ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde Beyaz Saray'da yapılan üçlü zirvenin ardından Trump, "Ermenistan ve Azerbaycan, çatışmaları durdurmayı, ticari ve diplomatik ilişkileri başlatmayı ve birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı duymayı taahhüt ediyor." açıklamasını yapmıştı.
Paşinyan'ın bu açıklamaları, iki ülke arasındaki gerilimin azalması ve bölgesel istikrarın sağlanması yönünde umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.



