Teknik Görüşmelerde 6 Milyar Dolarlık Uzlaşı
İranlı ve ABD'li yetkililer, dün teknik görüşmeleri yürütmek üzere Katar'ın başkenti Doha'ya gitti. İki tarafın teknik müzakerecileri arasında yapılan ve dolaylı gerçekleşen görüşmelerde, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Damadı Jared Kushner de yer aldı. Görüşmelerin ana konusunu Doha'daki bankalarda dondurulmuş İran'a ait 12 milyar doların serbest bırakılması ile Hürmüz Boğazı'ndaki durum oluşturdu.
İran Dışişleri Bakanlığı, Katar ile dondurulmuş 12 milyar dolardan 6 milyar doların İran'a iade edilmesi konusunda uzlaşıya varıldığını bildirdi. Teknik görüşmelerde, bu paranın nasıl kullanılacağı meselesi konuşulurken ABD tarafı, paranın İran halkının acil ihtiyaç duyduğu insani gereksinimlerin karşılanması için kullanılması konusunda ısrar ediyor.
Hürmüz Boğazı'nda Seyrüsefer Serbestliği Tartışması
Doha'daki teknik müzakerelerin diğer önemli başlığının ise Hürmüz Boğazı'ndaki durum olduğu kaydedildi. İran, boğazdaki seyrüsefer hareketliliğinin 60 günlük ateşkes süreci boyunca kendi kontrolünde ve kendi belirleyeceği rota üzerinden yapılmasını talep ediyor. İran tarafı, gemilerin Keşm Adası ile Larg Adası arasındaki dar geçitten geçerek İran kıyılarına yakın seyrettikten sonra Umman Denizi'ne açılmasında ısrar ediyor.
Umman Sultanlığı, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD ise seyrüseferin savaş öncesi olduğu gibi bütün rotalardan engelsiz ve şartsız sürmesi gerektiği konusunda diretiyor.
Katar Dışişleri Sözcüsü'nden Açıklama
Müzakerelere ilişkin dün, Doha'da bir açıklama yapan Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, İran ile üzerinde uzlaşılan 6 milyar dolarlık dondurulmuş paranın henüz aktarılmadığını belirterek, "Bu paranın serbest bırakılması Washington ile Tahran arasında varılacak mutabakata bağlıdır" dedi. Katar'ın önceliğinin Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması olduğunu ve bu konuda Umman ile koordineli çalıştığını dile getiren Ensari, seyrüsefer serbestisinin tüm Körfez ülkeleri açısından vazgeçilmez bir hak olduğunu, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının ya da deniz trafiğinin herhangi bir tarafça engellenmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.



