Hürmüz Boğazı Krizinde Çin'in Rolü
İngiltere merkezli Financial Times gazetesinin haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefikleri, İran savaşıyla derinleşen Hürmüz Boğazı krizinin çözümü için gözlerini Çin Devlet Başkanı Şi Jinping'e çevirdi. Cumhuriyetçiler, enerji fiyatlarını yükselten ve seçmen memnuniyetsizliğini artıran krizin ara seçimlerde Washington yönetimine zarar verebileceğinden endişe ediyor. Bu nedenle Pekin'in Tahran üzerindeki etkisini kullanarak boğazın yeniden açılmasını sağlamasını umut ediyorlar.
Analistler ise Pekin'in ancak Tayvan gibi kritik başlıklarda Washington'dan taviz koparması halinde daha aktif rol üstlenebileceğini belirtiyor. Bu durum, İran krizinin çözümünün Tayvan pazarlığına bağlı olabileceğini gösteriyor.
Cumhuriyetçiler Çin'in İran Üzerindeki Etkisine Güveniyor
Financial Times'a konuşan Cumhuriyetçi Senatör Steve Daines, 'Petrollerinin yaklaşık üçte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Bu nedenle boğazın açılması Çin'in de çıkarına olur' dedi. Cumhuriyetçi siyasetçiler, Pekin'in Tahran ile yakın ilişkileri ve İran petrolüne olan bağımlılığını diplomatik bir fırsat olarak değerlendiriyor.
Trump, Pekin'de yaptığı açıklamada, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin'i de doğrudan etkileyen savaşın sona erdirilmesinde Şi Jinping'in 'yardımcı olmak istediğini' söyledi. Ancak Çin lideri, Şubat ayında Trump'ın İsrail ile birlikte İran'a yönelik askeri operasyonları başlatmasından bu yana büyük ölçüde kapalı kalan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda Washington'a destek vereceğine dair açık bir işaret vermedi.
Obama'nın Danışmanından Kritik Uyarı
Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın danışmanları, mevcut krizin çözümünde Tayvan faktörünün önemine dikkat çekiyor. Analistlere göre, Çin'in Hürmüz Boğazı'nın açılması için devreye girmesi, ancak Tayvan konusunda ABD'den somut adımlar almasına bağlı. Bu da iki ülke arasındaki gerilimi daha da karmaşık hale getiriyor.
Gelişmeler, uluslararası toplumun İran savaşının yarattığı enerji krizine çözüm ararken, Tayvan meselesinin de masada olduğunu ortaya koyuyor. Önümüzdeki günlerde yapılacak diplomatik görüşmeler, hem Hürmüz Boğazı'nın geleceğini hem de Tayvan'ın statüsünü etkileyebilir.



