İran'da Perde Arkası Hareketlilik: Hamaney'in Yetkileri Oğluna mı Geçti?
İran'da liderlik konusunda perde arkasında yaşanan hareketlilikler dikkat çekiyor. Son gelişmelere göre, İran'ın yüce lideri Ayetullah Ali Hamaney'in, ABD'nin olası bir askeri saldırısına ilişkin artan endişeler nedeniyle başkent Tahran'da bulunan güçlendirilmiş bir yer altı sığınağına geçtiği iddia edildi. Bu durum, ülke içinde ve uluslararası arenada ciddi tartışmalara yol açtı.
Hamaney'in Sığınağa Taşınması ve Güvenlik Endişeleri
Iran International sitesinin haberine göre, Hamaney güvenlik ve askeri yetkililerden gelen uyarılar sonrası tünellerle donatılmış korunaklı bir komplekse taşındı. Bu kompleksin, olası bir saldırı durumunda maksimum koruma sağlamak üzere tasarlandığı belirtiliyor. Hamaney'in bu hareketi, İran yönetiminin ABD ile yaşanan gerilimler karşısında alarma geçtiğini gösteriyor.
Oğul Mesud Hamaney'in Rolü ve Yetki Devri
Haberde ayrıca, Hamaney'in üçüncü oğlu Mesud Hamaney'in, bu süreçte İran liderinin günlük işleyişini fiilen devraldığı ifade edildi. Mesud Hamaney'in, hükümetin yürütme organlarıyla iletişimi sağlayan ana kanal olarak görev yaptığı vurgulanıyor. Bu durum, liderlik yetkilerinin aile içinde devredilip devrilmediği konusunda soru işaretlerine neden oluyor. İran medyası, günlük yönetimin artık Mesud Hamaney'in elinde olduğunu belirtiyor.
ABD'nin Askeri Tehditleri ve İran'ın Tepkisi
İran yönetiminin ABD saldırısı ihtimalini değerlendirmeye almasının arkasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın cuma günü yaptığı açıklamalar yer alıyor. Trump, "İran'a doğru ilerleyen çok sayıda gemimiz var. Umarım bunları kullanmak zorunda kalmayız" diyerek Washington'un askeri varlığını işaret etmişti. Bu açıklama, bölgedeki gerilimi daha da artırarak İran'ı savunma pozisyonuna itti.
Sonuç olarak, İran'da yaşanan bu gelişmeler, hem iç siyasette hem de uluslararası ilişkilerde önemli etkiler yaratabilir. Hamaney'in sığınağa çekilmesi ve oğlunun yetkileri devralması iddiaları, İran'ın liderlik yapısının geleceği hakkında spekülasyonları körüklüyor. ABD'nin askeri tehditleri ise bölgesel istikrarı riske atan bir faktör olarak öne çıkıyor.