İsrail Dışişleri Bakanı Saar, İran'ın Nükleer ve Balistik Füze Programlarını Tehdit Olarak Nitelendirdi
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Paraguay Dışişleri Bakanı Ruben Ramirez Lezcano ile Batı Kudüs'te düzenlediği ortak basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Saar, İran'ın nükleer silah elde etme girişimlerinin yanı sıra balistik füze programının da İsrail için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
ABD'nin İran Politikasına İlişkin Uyarılar
Toplantıda, ABD'nin İran'a yönelik olası saldırı ihtimallerinin tartışıldığı belirtilirken, Saar, Washington yönetiminin Tahran ile "kötü bir anlaşma" yapmaması konusunda uyarıda bulundu. İsrail'in, İran'ın nükleer ve balistik füze programlarına son vermesi ve bölgedeki vekil güçlere desteğini kesmesi gerektiğini savunduğu ifade edildi.
Paraguay'ın İran Kararına Destek ve İşbirliği Hedefleri
Bakan Saar, Paraguay'ın Nisan 2025'te İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu terör örgütü olarak tanıma kararını takdirle karşıladıklarını belirtti. Ayrıca, Avrupa Birliği ve Ukrayna'nın da benzer adımlar attığını ve bu gelişmelerden memnuniyet duyduklarını söyledi.
İki ülke arasındaki ilişkilere de değinen Saar, şu noktalara dikkat çekti:
- Paraguay'ın Aralık 2024'te büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararını övdü ve mevkidaşına teşekkür etti.
- İsrail ile Paraguay arasında güvenlik alanında yakın zamanda bir mutabakat zaptı imzalandığını açıkladı.
- Ekonomik ve ticari işbirliğinin artırılması ve karşılıklı yatırımların geliştirilmesini hedeflediklerini ifade etti.
Trump Planı ve Bölgesel Gündem
Saar, İsrail ve Paraguay'ın eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planını desteklediğini ileri sürdü. Planın merkezinde Hamas'ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi'nin askerden arındırılması yaklaşımının yer aldığını savundu. Bu açıklama, İsrail ordusunun Trump planı çerçevesinde varılan ateşkesi sık sık ihlal ettiği iddialarına rağmen geldi.
Sonuç olarak, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın açıklamaları, İran'ın nükleer ve balistik füze programlarına yönelik endişeleri öne çıkarırken, bölgesel işbirliği ve diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesi vurgusunu da içeriyor. Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki gerilimlerin sürdüğünü ve uluslararası aktörlerin politikalarının şekillenmeye devam ettiğini gösteriyor.