İsrail güvenlik bürokrasisinde, Gazze'nin geleceğine yönelik uluslararası planlarda Türkiye'ye rol verilmesi ihtimali büyük bir endişe ve tepkiye yol açtı. 20 Ocak 2026 tarihinde İsrail basınına yansıyan haberlere göre, ABD öncülüğündeki girişimler İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere üst düzey yetkilileri rahatsız etti.
Netanyahu'dan Sert Çıkış ve "Kırmızı Çizgi"
İsrail merkezli Hm News'in aktardığı bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın kurduğu "Barış Konseyi" ve Gazze Şeridi'ne konuşlandırılması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü'ne Türkiye ile Katar'ın dahil edilme olasılığı, Tel Aviv yönetiminde alarm zillerinin çalmasına neden oldu. İsrailli güvenlik çevreleri bu durumu açık bir "kırmızı çizgi" olarak nitelendirdi.
Bu gelişmeler üzerine Başbakan Netanyahu, Türk ve Katar askerlerinin Gazze'de konuşlanmasına izin verilmeyeceğini kesin bir dille açıkladı. Aynı zamanda, İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de Gazze'nin yeniden İsrail kontrolüne alınması çağrısında bulunarak, hem Barış Konseyi'ni hem de Trump'ın planını sert bir şekilde eleştirdi.
"Berbat Bir Durum": İsrailli Kaynaktan Şok İtiraf
Konuya ilişkin İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hm News'e yaptığı değerlendirmede yaşanan tedirginliği çarpıcı sözlerle aktardı. Kaynak, "Bu korkunç ve berbat bir durum. En başından beri engellemeye çalıştığımız bir şeydi ve gerçekleştiğini görünce şoke olduk" ifadelerini kullandı.
Yetkililer, bölgenin geleceğinin şekillendiği bu kritik evrede sahnenin Türkiye ve Katar'a bırakılmasının, bölgesel dengelerde bir eksen kayması anlamına geleceği görüşünde. Endişelerin sadece teorik olmadığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın savaşın ilk günlerinden itibaren Gazze'nin sorumluluğunu üstlenme yönünde mesajlar verdiğine dikkat çekiliyor.
Tel Aviv'den "İstikrarsızlık Riski" Uyarısı
İsrail yönetimi, Ankara ve Doha'nın Gazze planlarına dahil edilmesini açıkça "istikrarsızlık riski" olarak görüyor. Güvenlik bürokrasisi, Türkiye'nin bölgede siyasi ve dini nüfuz hedeflediği algısıyla hareket ediyor. Bu durum, ABD'nin ateşkes sonrası sürece yönelik planlarının hayata geçirilmesi önünde ciddi bir diplomatik engel oluşturuyor.
Sonuç olarak, Gazze'nin yeniden inşası ve yönetimine ilişkin uluslararası formüller üzerindeki görüş ayrılıkları derinleşiyor. İsrail'in kesin reddi ile Türkiye'nin bölgede daha aktif bir rol arzulaması, Ortadoğu diplomasisinde yeni bir gerilim alanı yaratmış durumda. İlerleyen günlerde ABD'nin bu iki müttefiki arasında denge kurma çabaları ise tüm dünyanın gözü önünde sınanacak.